BİZE DAİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİZE DAİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ne Var Ne Yok :)


Yaz tatili geldi, okullar kapandı, koşturmaca başladı derken, bir yazı yazmasam olmazdı değil mi:) 5 sene önce bu minik lalelerin soganını almıştım, her sene ilk açan laleler bunlar oluyor :)


Piknik sezonu başladı,kömür ateşinde kahvenin keyfi hiç bir şeye değişilmez :)  Yanında da bitter çikolata :) İnsanların alışkanlıkları zaman içinde değişir belki ama çikolata ile çocukluğumdan bu yana, kahve ile lise son sınıftan bu yana aşk yaşıyoruz:) Onlar en sadık sevenlerim, sevdiklerim :)



Keşfedilmesi uzun sürdü ama -malesef - bu yıl Rahmet Ormanları iyiden iyiye keşfedildi. Sakinlik, sessizlik hep hoşuma gtmiştir ama artık Rahet Ormanları sakinlikten çok uzak. Selçuklu'nun Akyokuşu diyorum ben, son 7 yıldır en sevdiğim yerlerin başında geliyor.


Yıllar oldu ki bu filmi 'Pride and Prejudice' sinemada izlemiştim... O gün bu gündür aklımdan çıkmayan, çok beğendiğim filmler arasındadır. Sonunda kitabını da okuyup, sonrasında bir kez daha izledim... Kitap bir harika, bahsetmeden geçmeyeyim, tıpkı filmi gibi...


Ara sıra kafa dinlemelik, dost dinlemelik kısa molalarım da oluyor elbet. Tabiki kahve eşliğinde :)


Ve yaz günü klasiği, çocukları parka götür, çantana kahveni kitabını at. Uzan çimenlere kitapta kaybol :) Tabi çocukların izin verdiği kadar :)


Yorgun argın eve gelince beni sadakatle kapının arkasında bekleyen, kucağımdan inmeyen tüy yumağı Müezza'm. 16 Temmuz doğum günü, balıklı bir kutlama mı yapsak ne yapsak :) 


Bu minişler de HayDoSev'in ufaklıkları. Unutmayın onları, kapınızın önüne artan yemeklerinizden koyun. Havalar çok sıcak, birer kap su bırakmayı da unutmayın nolur. 


Çay yok mu diyenlere :)


Ve artık takip edenler iyi tanıyorlar Karaca'mı. Ciddi derecede eğittiğim,sevimli, akıllı ufaklığım gözlerini yumdu bu hayata. Yıllardır yanıbaşımdan hiç ayrılmamıştı. Son 3 aydır kedi sesi çıkararak bizi şaşırtıyordu. Öyle ki Müezza'dan sesi ayırt etmek mümkün değildi...


Bu da Karaca'mız için yaptığımız mezar...


Son bir öneri, çok sıcak aatlerde çocukları içerde nasıl oyalarım diye düşünenlere. İki adet yaptım, evimde, babannemde, annemde her yerde kullanıyorum, yapımı 10 dakika. Tek ihtiyacınız olan uygun renkte kumaş, keçe kalemler ve hayal gücünüz. Hatta yaparken birçok yerini çocuklara yaptırdım ki kendi oyuncaklarını kendileri yapmış olsunlar diye. 



Şimdilik benden bu kadar, görüşmek dileğiyle...


Duyulara İthafen


Şöyle bir eskileri karıştırdım da, neler yazmışım ne paylaşımlar yapmışım. 'Duyularımıza ithafen' mim yazısını okuyunca, yeniden paylaşmak istedim. Yazıyı yazalı 5.5 yıl olmuş ama okudumda değişen bir şey yok..

İşte yazının bir kısmı, tamamı için buyrun tık.

    En sevdiğin 3 görsel:
  • Penceremden gece İstanbul yolu boyunca uzanan sokak lambalarına kuşbakışı bakmak
  • Alaaddin tepesinden Mevlana türbesinin yeşil kubbesine bakmak
  • Denizde ufuk çizgisini izlemek
     En sevdiğin 3 ses:

  • Dalga sesi
  • Tambur ve ney sesi
      En sevdiğin 3 tat:

  • Çikolata
  • Kahve
  • Peynir :)
      En sevdiğin 3 koku: 

  • Odun kokusu
  • Yağmur sonrası toprak kokusu
  • Yosun kokusu 
      En sevdiğin 3 his:

  • Huzur
  • Güven
  • İnanç-iman 

Evimizin Yeni Üyesi


Evimizin yeni elemanı :) Yaklaşık 2 ay oldu evimize geleli. Eve geldiğinde 2.5 aylıktı. Şimdi neredeyse 5 aylık oldu. Gününü yemek yiyerek, oynayarak ve uyuyarak geçiriyor. Aşılarına elip giderken merakla etrafı izliyor. Adı Müezza. 


Keyif ehli, çok sevimli birşey. Bazen evde uzun süre olmadığım zaman gelince trip atıyor. Elime ayağıma dolanıyor. Sevdiriyor kendini. 


Tek sıkıntımız var ki, minik kuşumuz Karaca ile pek anlaşamıyorlar. Karaca'mı nerelere kaçırsam bilemedim ama elbet bir yol bulacağım. Karaca da bana geldiğinde 2 aylıktı. Bugün itibariyle tam 3 yaşında. İkisinin de güzel yılları olsun bizimle birlikte. 



Kaldığımız Yerden...


Baktım da hep film paylaşımlarım olmuş son zamanlarda. Ama boş dur(a)mıyorum. Film izlerken de çalışmaya devam :)

Yukardaki örgüler motif etkinliği için...

Son Kamelya


Yazın son günleri olmasın ne olur...
Daha parkın bahçenin tadına doyamadım...
Biraz daha, hayırlısıyla...



Planlama Şart :)


Zamanım nasıl geçiyor?Bununla ilgili aldığım maillerden dolayı böyle bir post yazmak istedim. Çalışan anne iken, işi bırakmış olmak nasıldır?Acaba biz de yapabilir iyiz şeklinde sorularınız geliyor. Ben şu şekilde özetleyebilirim durumu:Bu tamamen size kalmış. Evde kalıp sıkıntılanmak yerine kendinize uğraşlar bulabilirseniz, evde olmak gibisi yok emin olun. 


Benim günlerim nasıl geçiyor derseniz?

Ev işleri, çocuklarla oyun oynamaca, bolca gezinti, eş dost ziyareti, alışveriş :) derken geçip gidiyor işte günler.  Ama şunu söylemeliyim, çalışmaya alışan bir insan için evde hiçbir şey yapmadan durmak eminim sıkıcı olur. Ben, ertesi günün hatta daha ertesi günün bile planının yapar buluyorum kendimi. Boş kalmamak adına...

Bu arada evde olunca anladım ki, Selçuklu Belediyesi iyi çalışıyor :) Ev hanımları için (sanırım ben de şu an ev hanımıyım - ama bir süreliğine :) öyle güzel etkinlikleri, kursları, spor faaliyetleri ve kütüphaneleri var ki. Doya doya bunlardan faydalanmak lazım.



Başka ne mi yapmak lazım:
Kahve...



Kahve...


Kahve...

Sağlıcakla :)



Tablet Kılıfı



Evdeyim ya artık, çocuklarla bol bol geziyoruz. Bu sıralarda da en büyük kurtarıcım çocukların tableti. Çantamdan artıkhiç çıkarmıyorum, ne zaman başım sıkışsa hemen yardımı dokunuyor. Gariban çantada bir o yana bir bu yana harap oldu. Ben de oturdum hemen bir kılıf diktim. Artık çantada daha güvenli gezecek :)

Bugünlük benden bu kadar :)

Sevgiyle kalın...

Yeni Bir Dönem...


Pazartesi günü işyerine istifamı verdim ve salı günü çıkış işlemlerini tamamlayıp 13 yıllık çalışma serüvenimi - şimdilik - noktaladım. Bu süreçte beni en sevindiren şey ise 13 yıldır birlikte çalıştığım, Türkiye'nin farklı farklı şehirlerinden tanıştığım paydaşlarımdan aldığım geri dönüş oldu. Üzüntülerini belirtmek için arayan, mesaj atan öyle çok kişi oldu ki gözlerim doldu...

Çarşamba gününden sonra ise yeni hayatıma merhaba demiş oldum. Bunca yıllık çalışma hayatından sonra şu an kendimi yıllık izne ayrılmış gibi hissediyorum. Evde olmanın, özgür olmanın ve günün her vaktinde bir şeyler yapabilmenin keyfini yaşamaya çalışıyorum. Mesela bu hafta, Torku Konyaspor Basket Takımı'nın antrenmanlarını izledim. 


Kahve keyfimi her seferinde farklı bir kupam ile yaşamaya çalıştım.


Akyokuşun o doyumsuz manzarası karşısında derin bir nefes çekip içime, serinliğin, güzelliğin, temizliğin o manevi havasını içimde yaşamaya çalıştım. 


Sırada bekleyen onca kitabımdan birini elime alıp Hadi Bismillah dedim.


Çocuklara türlü türlü şaklabanlıklar yapıp, keyiflenmeleri ve benimle olmanın tadına varabilmeleri için kafa yorup durdum...


Can dostlarımla buluşup, hasbihal ettim...
Şimdilik iyi geldi bana, bundan sonra çok daha iyi elsin İnşaAllah. Darısı tüm isteyenlerin başına deyip, dualarınızı rica ediyor ve görüşmek üzere diyorum.


Immortal...


Hayatta herşeyin bir sonu var. 
Gün geliyor, sanki hiç olmamış gibi hissediyor insan.
Sanki bir rüyadaymış gibi, sanki sadece gözünü kapanınca olacakmış gibi...
Herşey bitiyor.. Sonlanıyor...
İpim de bitti baksanıza :)

Olsun, bitmeseydi ip, kıymetini nerden anlardım? 


Çocukla tatil İçin Bir Öneri: ÇIRALI ( Antalya )


1 Mayıs'ın cumaya gelmesini fırsat bilip değerlendirelim dedik çünkü bu yıl izne ayrılmak için vaktimiz olmayacak gibi. 3 günlüğüne nereye gidebiliriz diye düşünürken, tevafuk olacak ya yıllardır tanıştığımız bir müşteri aradı ve Çıralı'nın çocuklu aileler için uygun olacağından bahsetti. 


Malum tatil demek dinlenmek, eğlenmek demek ama çocukla tatilde her zaman bu mümkün olmuyor. O nedenle çocukla tatile gidecekseniz sakin-sessiz bir yer olmasına, özellikle çocukların oyun alanının bulunmasına, trafik sorunu olmayan, daha doğrusu etrafından fazla araç geçmeyen bir yer olmasına dikkat etmelisiniz. En azından bu saydıklarım bizim dikkat ettiğimiz kriterler. 

 

Çıralı tüyosunu aldıktan sonra, hemen kalacak yer araştırmaya başladık. Birçok alternatife sahipsiniz kalacak yer konuda, ancak bizim için denize yakın olması önemliydi. Bu nedenle Barış Pansiyon'u tercih ettik. 




Limon-portakal ağaçları arasında, şirin bungalowlar var Barış pansiyonda. Etrafta kediler ve tavuklar geziniyor ve bahçedeki meyvelerden de kendiniz koparıp yiyebiliyorsunuz. Sadece sabah kahvaltısı pansiyona ait ki kahvaltıda da o gezinen tavukların yumurtalarından yiyorsunuz. Bahçenin meyveleri de oluyor kahvaltıda. Mütevazi bir köy kahvaltısı tadında açık büfe oluyor kahvaltı.




 Bungalovları da çam ağaçlarından yapmışlar. İçine girince mis gibi çam kokusu alıyorsunuz. Ben giderken - tabiki - yanımda kahve makinemi götürdüm çünkü kahve malum benim vazgeçilmezim. Bunun yanında elektrikli ufak ızgaranız varsa götürün, Bahçede mis gibi mangal keyfi yaparsınız. 




Çıralı'nın tertemiz bir sahili var. Uzunca bir hat boyunca, dağların arasında şirin bir koy. Deniz çok berrak ve tertemiz. Biz Mayıs başında gittik su biraz serindi ama girilmeyecek gibi değil. Deniz kıyısından Olimpos Antik Kent sadece 10 dakika yürüme mesafesinde. Ancak yolunuzu bir dere kesiyor. Paçaları sıvayıp geçiyorsunuz karşıya, başka da yol yok çünkü. Diğer giriş Olimpos tarafından.




 Şimdi gelelim, Çıralı'ya gitmişken nereler gezilir neler yapılır mevzusuna. Bir kere adı üstünde Çıralı. Yani gitmişken o çıraları görmeden gelmek olur mu :)

YANARTAŞ





Çıralı merkezden 6-7 dakika araba ile gidiyorsunuz ve Yanartaş'a ulaşıyorsunuz. Sonrasında sizi harika bir manzara eşliğinde yaklaşık 35-40 dakikalık bir tırmanma bekliyor. Diliniz dışına çıkıyor benden söylemesi ama gördüğünüz manzara buna değer. Biliyor musunuz ara sıra utandım kendimden, ben soluk soluğa kaldım ama o yaşlı insanlar - 70 yaşlarında bir grup - öyle nefessiz falan kalmadan çıktılar yukarıya. Bizim yaşlıları düşündüm, oraya tırmanacak bir yaşlımız gelmedi aklıma. 



İşte, bu yanartaşlardan bir sürü var yukarıda. Çoluk çocuk olmasa gece çıkmak daha makbul olurdu bence ama o kadarı da kusur kalsın artık. Gerçi ben gece çıksam sanırım aklımın yarısı giderdi ya. siz düşünün artık halimi :) Korku filminden korkan biriyim sonuçta :P

OLIMPOS ANTİK KENT


İki girişi olan bir antik kent burası. Bir giriş Çıralı sahilden yürüyüş mesafesinde, diğer giriş Olimpos tarafından. Biz sahilden yürüyüp ulaştık antik kente. Bu arada yolumuza çıkan bu dereyi de atlamak durumunda kaldık ama çoşkun akan bir dere ve denize  dökülüyor. Su buz gibi ve dizlere kadar geliyor.


Bir yanı deniz, bir yanı dere olan antik kent öyle güzel bir manzarada ki. Oldukça da geniş bir yerleşim arazisi var. Öyle ki biz çocuklarla kaybolduk bir ara. Neyse ki 10 - 15 dakikanın sonunda yolumuzu bulabildik.






Herşey güzel güzel olmasına ama biraz bakımsız geldi bana. O kadar çok ziyaretçisi var ki bu açık hava müzesinin, bence bazı noktalarda rehberler olmalıydı. 





PHASELIS ANTİK KENT




Çıralı - Kemer arasında muhteşem bir ormanın içinde bir antik kent sizi bekliyor. Burası hem mesire alanı, hem harika bir koy, hem de tarih kokan bir antik kent. Biz dönüş yolunda uğramış olduğumuzdan ancak 1 saat kalabildik ama bir tüm gün burada geçirilebilir. Piknik yapıp tüm gün denize girilebilir. 



Olimposa nazaran daha temiz, daha ferah bir yer burası. Ulu ağaçlar arasında, kuş sesleri içinde kalıveriyorsunuz öylece. Gözünü kapatıp, dalgaların sesiyle uyumalık bir yer:)













 Daha gezecek çok yer vardı biz 3 güne deniz, Olimpos, Yanartaş, Phaselis ve dönüş yolunda da Manavgat Şelalesini ancak sığdırabildik. Siz vaktiniz olursa Ulupınar, Gelidonya Feneri ne gidebilir, Tahtalı'da teleferiğe binebilir ve tekne turlarına katılabilirsiniz.

 Sevgiyle kalın,,,

 
Related Posts with Thumbnails