Sarah Jio Kitapları Neden Seviliyor?


Son birkaç yıldır hayatımıza Sarah Jio denen, yalın anlatımı ile bizi etkileyen güzel bir kadın girdi. Öyle ki, babanneme sorsanız kadını tanıyacak neredeyse :) Peki sizce neden bu kadar sevildi Sarah Jio?

Benim hipotezlerim şöyle:

  • Dili yalın, anlatımı doğal. Ve her insan doğallıktan hoşlanıyor.
  • Kitaplarında geneldeiki farklı zamanı kullanıyor. Şimdiki zamanda olayları anlatırken, geçmiş zamanda da olayın öncesini anlatıyor. Okuyucu da gizemi seviyor.
  • Sarah Jio bir anne, bir kadın, bir eş. Hislerden, duygulardan iyi anlayan bir kadın. Bu anlatımlarından öyle belli oluyor ki o sizianlayan biri var oluyor sanki yanıbaşınızda. 
  • Şükürki kitaplarının sonu hep iyi bitiyor. Olayların anlatımında dram teması olsa da, sonunun iyi bittiğini görmek herkese bir nefes aldırıyor :)
  • Kitapları, benim 'Çerez kitap' tanımıma çok uygun. Yani okuması kolay, anlatımı yalın, sizi fazla düşündürmeden doğrudan hikayenin içine çekiyor, ve hatta aynı hikayede yaşatıyor. Çerez kitapların her mekanda okunması - anlaşılması kolay olduğundan kimse elinden düşürmüyor :)
  • Birkaç kitabında Seattle Union Gölü üzerindeki göl evinde geçiyor olaylar. Bu evler okuyucunun ilgisini çekiyor. Ben bu konuda oldukça yoğun araştırma yapmıştım mesela :)
Gelelim AGAPİ'ye;

Nir kitabı okumadan önce, o kitap hakkında yorumları mutlaka okurum. Bu yorumlardan dolayı okumaktan vazgeçerim veya okumaya karar veririm. Agapi hakkında hep olumsuz yorumlar duydum. Ama Sarah Jio olması nedeniylevazgeçmedim. İyi ki de vazgeçmemişim. Agapi, Sarah Jio'nun en sevdiğim romanlarından biri oldu. Kitapta 6 farklı çiftten bahsediliyor. Zannediyorum, olumsuz yorumlar yapanlar, 6 çiftin olaylarını tamçözemedler, yanlış anladılar, kafaları karıştı ve- veya buna benzer birşey oldu. 

Ben Agapi'yi mutlaka okuyun diyorum. 



Yeşil Deniz Kabuğu

Kitap farklı birhikaye ile karşınıza çıkıyor. Bu kitap sadakatin kitabı diyebilirim. Okuyun, pişman olmayacaksınız.


Gündüzsefası

Yine Union Gölü, yine yüzen evler ve yeni bir hikaye. Yine geçmişe - geleceğe dönüp duran bir roman. Çok yorum yapmama gerek yok, duygusal hikayelerden hoşlananların yazarı:Sarah Jio

JOSEON MAGICIAN


JOSEON MAGICIAN

                                                      GÖSTERİM:      2015 ARALIK
                                                      IMDB NOTU:    5.9
                                                      TÜR:                  TARİHİ - ROMANTİK


Tarihi Kore film / dizileri sevdiğimi beni takip edenler çok iyi biliyorlar. Hanbok giymiş bayanlar, Hanok evleri ilgimi çekiyor. Özellikle de o dönem filmlerinde sıklıkla görülen kendilerine has 'saygı'ları görülmeye değer. Acı çeken ama belli etmeyen halleri biz Türklerin de geninde bolca bulunduğundan olacak ki Kore yapımları ülkemizde son yıllarda oldukça seviliyor.


Bu girizgahtan sonra filmi anlatmaya başlayayım. Joseon Krallığında çokça sevilen bir sihirbaz vardır, Hwan Hee. Çocukluğunda Mançuryalı bir sihirbaz tarafından oldukça zor günlergeçirmiştir. Hwan Hee sıradışı gösterileriyle herkesi büyüler. Cheong Myung ise her ne kadar gönlü olmasa da Mançurya kralıyla evlendirilmek üzere yola çıkmış bir prensestir. Bu evliliği ailesi için kabullenmiştir. Prensesin kafilesi yolda Hwan Hee'nin gösterisiyle karşılaşır ve gösteriyi izlerler. Burada Cheong Myung'un prenses olduğunu bilmeden Hwan Hee ona aşık olur.


Bir süre prensesin asıl kimliğinden habersiz olarak onunla görüşür, ona bazı sihirbazlık numaraları öğretir. Birlikte güzel vakit geçirirler, hatta prenses de Hwan Hee'ya aşık olmuştur. Aambu çıkmaz sokakta onlar nasıl bir çıkar yol bulacaklar dersiniz?


Bu arada Hwan Hee'nin bir gözü kahverengi, diğer gözü mavidir. O nedenle sürekli saçı ile gözünün birini kapatır. Sadece prensesin yanında saklanmak zorunda hissetmez. 

Bu film benim gerçekten beğendiğim filmlerden biri oldu. O çıkmaz yollarda kaybolduklarında onlarla birlikte üzüldüm, heyecanlandım, darlandım diyebilirim. Neticede sevdiğim filmler arasına Joseon Magician'ı da ekledim. İzleyin diyorum...


YABANCI - MELISSA LANDERS


Bloğumun takipçilerinden Berk, kitaplarla ilgili yazılarıma devam etmem söyledi ki, hakikaten de okuduklarıma bir baktım blog yazısı yazmadığım öyle çok kitap olmuş ki. Artık instagram, facebook daha bir kolay gelir oldu galiba. 

İlk olarak beni oldukça etkileyen 'YABANCI' dan başlamak istedim. Fantastik ögelerden hoşlanan herkesin hoşuna gideceğini düşünüyorum. Uzaylılar ile Dünyalılar arasında yapılan bir eğitim projesi sonucunda tanışan iki gencin arasında oluşan aşkı anlatan, devamı da olan bir kitap. Ancak ben henüz ikinc kitabı okuyamadım. Öyle de heyecanlı bir yerde kaldı ki kitap, ikinci kitabı hemen okuyasım var. Hemen bu kitabı bulun, okuyun kitapseverler.

Duyulara İthafen


Şöyle bir eskileri karıştırdım da, neler yazmışım ne paylaşımlar yapmışım. 'Duyularımıza ithafen' mim yazısını okuyunca, yeniden paylaşmak istedim. Yazıyı yazalı 5.5 yıl olmuş ama okudumda değişen bir şey yok..

İşte yazının bir kısmı, tamamı için buyrun tık.

    En sevdiğin 3 görsel:
  • Penceremden gece İstanbul yolu boyunca uzanan sokak lambalarına kuşbakışı bakmak
  • Alaaddin tepesinden Mevlana türbesinin yeşil kubbesine bakmak
  • Denizde ufuk çizgisini izlemek
     En sevdiğin 3 ses:

  • Dalga sesi
  • Tambur ve ney sesi
      En sevdiğin 3 tat:

  • Çikolata
  • Kahve
  • Peynir :)
      En sevdiğin 3 koku

  • Odun kokusu
  • Yağmur sonrası toprak kokusu
  • Yosun kokusu 
      En sevdiğin 3 his:

  • Huzur
  • Güven
  • İnanç-iman 

Evimizin Yeni Üyesi


Evimizin yeni elemanı :) Yaklaşık 2 ay oldu evimize geleli. Eve geldiğinde 2.5 aylıktı. Şimdi neredeyse 5 aylık oldu. Gününü yemek yiyerek, oynayarak ve uyuyarak geçiriyor. Aşılarına elip giderken merakla etrafı izliyor. Adı Müezza. 


Keyif ehli, çok sevimli birşey. Bazen evde uzun süre olmadığım zaman gelince trip atıyor. Elime ayağıma dolanıyor. Sevdiriyor kendini. 


Tek sıkıntımız var ki, minik kuşumuz Karaca ile pek anlaşamıyorlar. Karaca'mı nerelere kaçırsam bilemedim ama elbet bir yol bulacağım. Karaca da bana geldiğinde 2 aylıktı. Bugün itibariyle tam 3 yaşında. İkisinin de güzel yılları olsun bizimle birlikte. 



Ay Işığı - Maupassant



Maupassant'ın okuduğum ilk kitabı 'Bir Mucizedir Yaşamak'tı. Ancak baktım da onun hakkında br ayzı yazmamışım. Anlaşılan bir süredir iyiden iyiye bloğu yavaştan almışım. Bu kitabı sizinle nasıl paylaşmadım ki hayret, beni Maupassant'a hayran bırakan kitaptır.

Nasip böyle olacak ki Ay Işığı'nı yazıyorum şu anda. Öncelikle Maupassant'ın farklı bir tarzı var. İnsana huzur veren, içine alan bir anlatımı var ki sizi adeta kitabın içine içine çekiyor. SAnki kitaptaki karakterlerin karşısında durup onları öylece seyrediyorsunuz. Uzun uzadıya ve sıkıcı betimlemeleri yok, ama net ve yalın bir biçimde anlatıyor size karakterleri ve olayları.

Ay Işığı ufak öykülerden oluşan bir kitap ki iindeki bazı öyküler de 'Bir Mucizedir Yaşamak'ta okuduğum öykülerdi. Bu kitapta en çok dikkatimi çeken öykü 'Toparlak' oldu . Hayatın, insaların acımasızlığını suratınıza tokat gibi vuran b,röykü bu. Hiç de bizlere uzak olmayan bir anafikri var.

Söylemesi benden, okuması sizden... İyi okumalar...




Kuyucaklı Yusuf



Kitabın yorumuna başlamadan önce, Sebahattin Ali'nin okuduğum ilk kitabı Kürk Mantolu Madonna ile ilgili yazdığım yazıyı okumak için şuraya tık...

Kürk Mantolu Madonna, tartışma kabul etmez harika bir kitap. İçinde öyleparagraflar varki günlerce düşündürebilir sizi. 

Gelelim "Kuyucaklı Yusuf" a.

Kitap bir cinayetle başlayıp, yine bir cinayetle bitiyor. Sebahattin Ali'nin dramatik yüzü bu kitaba da hakim. Anlatımlar da hikaye de güzel. Tabi güzel derken, Kürk Mantolu MAdonna'daki o tadı almanız mümkün değil. Ama lezzetli bir kitap, okunası... Saf temiz bir aşkın, parçalanan hayatların, feda edilen yaşamların, Kuyucaklı temiz Yusuf'un hikayesi. 

Okuyun, eminim beğeneceksiniz.

Related Posts with Thumbnails