Gu Family Book ( Kore Dizisi )

Gu Family Book ( 2013 )

Yine yeniden merhaba. Uzun zaman ara verdim, hadi bugün yazayım yok olmadı ertesi gün yazarım derken bugüne kısmetmiş. Aslına bakarsanız öyle bir dizi izledim ki, adeta yazmaya zorladı beni. Her bölümünde ayrı bir ders ayrı bir heyecan. Kore yapımı sevenler, tarihi dizi sevenler, fantastik olayları sevenler mutlaka izleyin derim. Tek hoşuma gitmeyen kısmını yazının en sonunda anlatacağım. Spoiler içereceği için istemeyen okumasın :)

Bu arada dizi 1'er saatlik 24 bölümden oluşuyor. Ne güzel kısa ve öz hikayeyi tamamlamış adamlar. Bir de bizim dizileri düşünsenize. 2 saatlik 500 bölümlük dizilerimizi :)

Hadi ben repliklerle baş başa bırakayım sizi...




















Dikkat Spoiler!

Özellikle tarihi yapımlarda, son bölümde birdenbire yıllar sonraına gitmek, o karakterleri bambaşkakıyafetlerle görmek beni rahatsız ediyor. Ama herşeye rağmen, son bölümü görmezden gelirsek, muhteşembir dizi idi...

Abdülhamid'i Anlamak...



Tarihin şahit olduğu en büyük dehalardan olan Abdülhamid Han için, onu anlamamız içni bir müze olsun isteriz değil mi?

Hadi o zaman kampanyaya tık...

Kelebek...


“Sadece yaşamak yetmez” dedi kelebek,
“Gün ışığı,
Özgürlük
Ve küçük bir çiçek de gerek…”

Hans Christian Andersen

Konya Belediyesi Kütüphaneleri


İşten ayrıldığımdan beri - ki şu an farkediyorum ki tam 4,5 ay olmuş - hiç kitap almadım. Gerek de duymadım ki bloğumu takip edenler ve yakın arkadaşlarım ne denli kitap okuduğumu da az çok bilirler. Neden kitap almadım, şu yukarda gördüğünüz mekan yüzünden :) Konya'da belediyenin harika bir hizmeti bu. Her mahallede birden fazla kütüphane, hemde son dönem hangi kitap çıktı, hemen kütüphanede. Artık sadece kütüphanemde bulunmasını çok istediğim kitapları edineceğim. Ne güzel bir hizmet değil mi?

Gül...


Annem dünyanın en güzel kadınıydı
En güzel gülümseyen kadını...

Suya şeker katsa
Sütlaç olurdu

Toprağa kül dökse / Gül...

Etuğrul 1890


Son birkaç aydır heyecanla beklediğim bir filmdi, gösterime girdiği gün gidip izledim. Yorumumu paylaşmak istedim çünkü çokça soran arkadaşım oldu film nasıldı diye.

Film neticede bir Türk filmi. Her ne kadar Türk - Japon ortak yapımı da olsa illa ki o Türk filmi tarzı vardı. Ama genel itibariyle güzeldi. Yani gittiğime ve beklediğime pişman değilim ben. Herşey bir yana, bu dostluk öyküsünü bilmeyenler ve unutanlar için güzel bir hatırlatma olduğunu düşünüyorum. Aslında konu biraz hızlı geçiştirilmiş. Japonya'dan dönen Türkler, yıllar geçse de Japonlarla mektuplaşmışlar mesela. Bu gibi ayrıntılar filmde yoktu. Ama dediğim gibi, güzel bir filmdi. En önemlisi gerçek bir hikayeydi.

Yan kısacası gidin izleyin derim ben...


Hakan Günday beni kitaptan soğuttun !


Yine bir kitap ile karşınızdayım. Şu sıralar bloğuma pek yazı yazamaz oldum, gerçekten yoğun oluğum bir dönem ancak en azından kitaplarla ilgili birkaç satır karalayıp buraları boş bırakmamam gerektiğini düşünüp son okuduklarımdan birini tanıtmak istedim.

Hakan Günday... Tanıyanlar, bloğumu okuyanlar biliyorlar ki yerli filmlere olduğu gibi yerli yazarlara karşı da bir önyargım var benim. Ve sanırım Hakan Günday artık benim yerli yazar okuma konusundaki son noktam oldu. Hani çok sevilen, çok övülen şeylere bir de bakarsınız ki boşboştur, anlamsız gelir size ya, aynen öyle. Hatta daha da beteri malesef. Bu kitabı elinie alıp sakın okumaya kalkmayın diye acımasızca bir yorum yapmakistiyorum. Çok basit, anlamsız, mantıksız ve "pis" bir hikayesi var. 

Demek ki neymiş, sürü psikolojiine son vermemiz gerekiyormuş. Herkes çok beğendi, çok okunanlar listesinde... Neye yarar !

Related Posts with Thumbnails