Kitap Tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sarah Jio Kitapları Neden Seviliyor?


Son birkaç yıldır hayatımıza Sarah Jio denen, yalın anlatımı ile bizi etkileyen güzel bir kadın girdi. Öyle ki, babanneme sorsanız kadını tanıyacak neredeyse :) Peki sizce neden bu kadar sevildi Sarah Jio?

Benim hipotezlerim şöyle:

  • Dili yalın, anlatımı doğal. Ve her insan doğallıktan hoşlanıyor.
  • Kitaplarında geneldeiki farklı zamanı kullanıyor. Şimdiki zamanda olayları anlatırken, geçmiş zamanda da olayın öncesini anlatıyor. Okuyucu da gizemi seviyor.
  • Sarah Jio bir anne, bir kadın, bir eş. Hislerden, duygulardan iyi anlayan bir kadın. Bu anlatımlarından öyle belli oluyor ki o sizianlayan biri var oluyor sanki yanıbaşınızda. 
  • Şükürki kitaplarının sonu hep iyi bitiyor. Olayların anlatımında dram teması olsa da, sonunun iyi bittiğini görmek herkese bir nefes aldırıyor :)
  • Kitapları, benim 'Çerez kitap' tanımıma çok uygun. Yani okuması kolay, anlatımı yalın, sizi fazla düşündürmeden doğrudan hikayenin içine çekiyor, ve hatta aynı hikayede yaşatıyor. Çerez kitapların her mekanda okunması - anlaşılması kolay olduğundan kimse elinden düşürmüyor :)
  • Birkaç kitabında Seattle Union Gölü üzerindeki göl evinde geçiyor olaylar. Bu evler okuyucunun ilgisini çekiyor. Ben bu konuda oldukça yoğun araştırma yapmıştım mesela :)
Gelelim AGAPİ'ye;

Nir kitabı okumadan önce, o kitap hakkında yorumları mutlaka okurum. Bu yorumlardan dolayı okumaktan vazgeçerim veya okumaya karar veririm. Agapi hakkında hep olumsuz yorumlar duydum. Ama Sarah Jio olması nedeniylevazgeçmedim. İyi ki de vazgeçmemişim. Agapi, Sarah Jio'nun en sevdiğim romanlarından biri oldu. Kitapta 6 farklı çiftten bahsediliyor. Zannediyorum, olumsuz yorumlar yapanlar, 6 çiftin olaylarını tamçözemedler, yanlış anladılar, kafaları karıştı ve- veya buna benzer birşey oldu. 

Ben Agapi'yi mutlaka okuyun diyorum. 



Yeşil Deniz Kabuğu

Kitap farklı birhikaye ile karşınıza çıkıyor. Bu kitap sadakatin kitabı diyebilirim. Okuyun, pişman olmayacaksınız.


Gündüzsefası

Yine Union Gölü, yine yüzen evler ve yeni bir hikaye. Yine geçmişe - geleceğe dönüp duran bir roman. Çok yorum yapmama gerek yok, duygusal hikayelerden hoşlananların yazarı:Sarah Jio

Ay Işığı - Maupassant



Maupassant'ın okuduğum ilk kitabı 'Bir Mucizedir Yaşamak'tı. Ancak baktım da onun hakkında br ayzı yazmamışım. Anlaşılan bir süredir iyiden iyiye bloğu yavaştan almışım. Bu kitabı sizinle nasıl paylaşmadım ki hayret, beni Maupassant'a hayran bırakan kitaptır.

Nasip böyle olacak ki Ay Işığı'nı yazıyorum şu anda. Öncelikle Maupassant'ın farklı bir tarzı var. İnsana huzur veren, içine alan bir anlatımı var ki sizi adeta kitabın içine içine çekiyor. SAnki kitaptaki karakterlerin karşısında durup onları öylece seyrediyorsunuz. Uzun uzadıya ve sıkıcı betimlemeleri yok, ama net ve yalın bir biçimde anlatıyor size karakterleri ve olayları.

Ay Işığı ufak öykülerden oluşan bir kitap ki iindeki bazı öyküler de 'Bir Mucizedir Yaşamak'ta okuduğum öykülerdi. Bu kitapta en çok dikkatimi çeken öykü 'Toparlak' oldu . Hayatın, insaların acımasızlığını suratınıza tokat gibi vuran b,röykü bu. Hiç de bizlere uzak olmayan bir anafikri var.

Söylemesi benden, okuması sizden... İyi okumalar...




Kuyucaklı Yusuf



Kitabın yorumuna başlamadan önce, Sebahattin Ali'nin okuduğum ilk kitabı Kürk Mantolu Madonna ile ilgili yazdığım yazıyı okumak için şuraya tık...

Kürk Mantolu Madonna, tartışma kabul etmez harika bir kitap. İçinde öyleparagraflar varki günlerce düşündürebilir sizi. 

Gelelim "Kuyucaklı Yusuf" a.

Kitap bir cinayetle başlayıp, yine bir cinayetle bitiyor. Sebahattin Ali'nin dramatik yüzü bu kitaba da hakim. Anlatımlar da hikaye de güzel. Tabi güzel derken, Kürk Mantolu MAdonna'daki o tadı almanız mümkün değil. Ama lezzetli bir kitap, okunası... Saf temiz bir aşkın, parçalanan hayatların, feda edilen yaşamların, Kuyucaklı temiz Yusuf'un hikayesi. 

Okuyun, eminim beğeneceksiniz.

Kış Bebeği


Murat Başaran'ın yıllar yıllar önce 'Sevmek Ölmekle Başlar' kitabını okumuş ve beğenmiştim. İçindeki kelime oyunları o yaşlarımda hoşuma gitmişti. Bu kitabı da görünce Murat Başaran'ı bir daha okuyabilirim diye düşündüm. Ama sanırım bu son oldu. Romanın konusu çok sıradan, dili çok sıradan, olayların gerçekleşme biçimi çok sıradandı. Başladım diye bitirdiğim kitaplar arasında yerini alırken, Murat Başaran da artık benim için bitmiş oldu. 

Leylim Leylim



Ben susayım kitap konuşsun.  Ahmed Arif hayranı olduğumu bilirsiniz, nasıl hayranı olmam kelimeleri süsleyen bu adamın...

  • Hiçbir uğraş, hiçbir umut, seni düşünebilmek, seni anlayıp sevmek, yüzüne bakabilmek kadar dolu, anlamlı ve yaşanmaya değer olamaz. 
  • Ve nelere baskın gelmezdi ki, seni düşünmenin tadı.
  • Her dilediklerini yapsınlar. İsterlerse sinirlerimi, etlerimi, kemiklerimi, adımı, sanımı, cımbızlarla tek tek alsınlar. Unuttum, korkmayı sakınmayı. Seni alamazlar benden. Tılsım bu işte. Ayakta, fırtına gibi beni tutan bu. 
  • Kimselere mecbur olmadım, olmam da. Yiğitliğim ve rivayet olunan erkekliğim, bundandır... Ama senin mecburun olmak, beni hiç mi hiç küçültmüyor. Aksine yüceltiyorsun, İNSAN ediyorsun, yaşatıyorsun...
  •  Bilirsin, ölüm benim için çok önemsiz bir şey değilse de bu hususta sabıkalıyım da! Ölürüm ha! Ne güzel yaşıyorduk be! Nasıl da yaşatırsın. Kaç bin kere söyleyeyim, öyle yaşatan, öyle sevdirensin ki... Seni tanımak, seni bir kerecik bile görmek, milyarla yıl yaşamaktan daha dolu, daha hazlı ve daha değerlidir. Ama kime bu sözler, anlayana tabii. Seni anlamak, seni sevmek mühim ve aziz bir iştir. Zor da değil halbuki, ama İNSAN olmak lazım.

Konya Belediyesi Kütüphaneleri


İşten ayrıldığımdan beri - ki şu an farkediyorum ki tam 4,5 ay olmuş - hiç kitap almadım. Gerek de duymadım ki bloğumu takip edenler ve yakın arkadaşlarım ne denli kitap okuduğumu da az çok bilirler. Neden kitap almadım, şu yukarda gördüğünüz mekan yüzünden :) Konya'da belediyenin harika bir hizmeti bu. Her mahallede birden fazla kütüphane, hemde son dönem hangi kitap çıktı, hemen kütüphanede. Artık sadece kütüphanemde bulunmasını çok istediğim kitapları edineceğim. Ne güzel bir hizmet değil mi?

Hakan Günday beni kitaptan soğuttun !


Yine bir kitap ile karşınızdayım. Şu sıralar bloğuma pek yazı yazamaz oldum, gerçekten yoğun oluğum bir dönem ancak en azından kitaplarla ilgili birkaç satır karalayıp buraları boş bırakmamam gerektiğini düşünüp son okuduklarımdan birini tanıtmak istedim.

Hakan Günday... Tanıyanlar, bloğumu okuyanlar biliyorlar ki yerli filmlere olduğu gibi yerli yazarlara karşı da bir önyargım var benim. Ve sanırım Hakan Günday artık benim yerli yazar okuma konusundaki son noktam oldu. Hani çok sevilen, çok övülen şeylere bir de bakarsınız ki boşboştur, anlamsız gelir size ya, aynen öyle. Hatta daha da beteri malesef. Bu kitabı elinie alıp sakın okumaya kalkmayın diye acımasızca bir yorum yapmakistiyorum. Çok basit, anlamsız, mantıksız ve "pis" bir hikayesi var. 

Demek ki neymiş, sürü psikolojiine son vermemiz gerekiyormuş. Herkes çok beğendi, çok okunanlar listesinde... Neye yarar !

Büyük Usta: Ahmed Arif


Ahmed Arif, hayatta şiirlerini okumaktan en keyif aldığım eşsiz şairler arasındadır. Yaşanmışlıklarının çok fazla olduğunu her bir mısrasından hissedersiniz adeta. Onun satırları ile içiniz kanar, ya da umutlanırsınız. Ahmed Arif'in güzel şiiri hangisidir derseniz, cevap veremem. Çünkü her şiiri birbirinden özeldir.



Okumaya "Hasretinden Prangalar Eskittim" ile başlayın derim.

Sevgiyle...

Esrarengiz bahçe


Bugün size tanıtacağım kitap bir boyama kitabı. Kitabın adı Esrarengiz Bahçe. Aslında sanırım ben yazdım yazıcam derken bu kitabı tanımayan da kalmadı :) İster çocuğunuz, ister kendiniz için bu kitap. Ben bu kitabı kendim için aldım :D Bazı zamanlar öyle iyi oluyor ki, yanında bir kahve ile boyama yapmak. 


96 sayfalık bir boyama kitabı ve tamamen çiçek ve bahçe resimlerinden oluşuyor. Erkek çocuklarına çok hitap edeceğini sanmıyorum ama kız çocukları da beğenebilir. Bazen bize geldiğinde urfatutkunu da el atıyor :) Kısacası, keyifli bir kitap bu.

Kitaba Kötü Denmez Ama :(


Bazen kızıyorum işte böyle yarım bıraktığım kitaplar aklıma gelince. Bakınca kapak görüntüsü cezbediyor, yorumlara bakıyorum güzel deniyor ama gel gör ki beni hiiç sarmıyor. Tabi her şeyde olduğu gibi kitapta da bir zevk meselesi var. Mango Sokağı'ndaki Ev'i yarım bıraktım, tekrar okumayı da düşünmediğimden elden çıkardım. Böyleyken böyle...



Son Yeniçeri'ye gelince...
Zevkine güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesi ile almıştım. Aslında beğendim, bu kitaba asla kötü diyemem. Şimdilik sadece yarım bıraktığım kitaplar arasında yerini aldı hepsi bu. Yoksa sırası gelince bitireceğim bu kitabı. Anlatımı güzel, bazen tekrarlar olsa da...

Bugünlük bu kadar benden, sevgiyle kalın...

Hadi Biraz Kitaplardan Konuşalım :) / Wulf Dorn



Kimseye inanma
Kendine bile güvenme
Gerçeği arama
Gerçek seni bulacak

Gününüz güzel olsun diyerek başlayayım yazıma. Uzun zamandır okuduklarımı paylaşmadığımı farkettim. Bundan sonra biriken kitapların yazısını sıklıkla göreceksiniz :) Bu güzellikle paylaşmadan olmaz. Birkaç kitabı bir yazıya sığdıracağım birikenler bitene kadar, çünkü bloğum hayatımın içinden ve bir kitap bloğuna dönüşmesini istemiyorum. Ancak "Psikiyatrist" o kadar güzel bir kitaptı ki, bu postu başka kitaplarla paylaştırmak istemedim.



Psikiyatrist, okuduğum ilk Wulf Dorn kitabı ve son olmayacak. Benim, okuduğum kitapta ilk baktığım şey anlatımın yalınlığı, dilinin temiz olmasıdır. Kitabın konusu "harika" bile olsa, dili üslubu hoşuma gitmemişse malesef sonunu getiremiyorum o kitabın. Bu yönüyle Psikiyatrist benden geçer not aldı. Kurgu çok iyi, sonuna kadar kimdir nedir olay nereye gidecek anlayamıyorsunuz. Örneğin Piraye gibi başından sonu belli değil. Kitap 416 sayfa ama nasıl akıp geçiyor bilemiyorsunuz, çünkü bir sonraki sayfayı deli gibi merak ediyorsunuz.Elimdeki kitaplardan sonra Wulf Dorn'a devam... Siz de okuyun derim :)


Ha bu arada, kitabın yanında en iyi giden iki şeyi de yanınıza almadan kitap okumaya sakın başlamayın :D

Sevgiyle...

Çok Popüler, SIRADAN Kitaplar



AYNI YILDIZIN ALTINDA

Yazarı: John Green
Sayfa Sayısı: 320
Tür: Roman

Artık konusunu anlatmadan direk yorumuma geçeceğim. Konuyu bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Filmi izlemek için de özellikle kitabı okumayı bekledim. Filmi izlediğim taktirde kitabı okumayacağımı biliyordum çünkü. 

Hikaye - bence - çok basit bir dille anlatılmış, klasik bir hikayeyi ele alıyor. Beni çok etkilediğini söyleyemem. Hatta yer yer yeter artık bitsin bu kitap dedim. Özellikle baş kahramanların kend aralarındaki "peki" "peki" leri beni baydı... Evet özel bir anlamı vardı ama yine de hoşuma gitmedi işte.

Kitabı es geçiyorum, gelelim filme. Film sıradan başladı, öyle de devam etti diyebilirim ama bana kalırsa kitaptan daha iyiydi. Duyguyu daha iyi yansıttığını düşünüyorum. Özellikle son sahnelerde gözlerim doldu, baya duygulandım. Ama kitapta hiç böyle olmadım malesef:)




SERENAD

Yazarı: Zülfü Livaneli
Sayfa Sayısı: 484
Tür: Roman

O kadar çok övgüsünü duymuştum ki, okumadan edemedim. Ama sanırım "Aynı Yıldızın Altında"da olduğu gibi, kendimi övgülere pek kaptırmamalıyım. Bunu anlamış bulunuyorum. İyi başlayan, ama iyi bitmeyen bir kitap oldu benim için. İlk başlarda gerçekten güzel başlamıştı. Akıcı, benzersiz bir hikaye. Özellikle Struma konusunda verdiği bilgiler okumaya değer. Ancak şöyle bir şey var, ben romanın içinde fazla ansiklopedik bilgiyi sevmiyorum. Bana hep romanın aracı kılınması gibi geliyor. Oysa roman, roman tadında olmalıdır. Bir hikaye anlatır, bir ders çıkarırsınız, kazanımınız odur. Ben roman içine sayfalarca ansiklopedik bilgi yerleştirilmesinden hiç hoşlanmıyorum dediğim gibi.

Bu romanda beni sıkan bir yön daha vardı. Romanın son 100 sayfasında olay tamamen çözülüyor, tüm sırlar açığa çıkıyor. Son 100 sayfada ise, bu çözülen olaylar karşısında Maya'nın araştırmalarına yer veriliyor. Olayların sanırım kitabın orta yerinde çözüme kavuşması da beni sıktı. Sonrasında bir cazibesi kalmadı kitabın benim için. 


PİRAYE

Yazarı: Canan Tan
Sayfa Sayısı: 432
Tür: Roman

İlk Canan Tan kitabı okuyuşum, ama sanırım son olacak.
Piraye dedin mi, yıkılıyor ortalık. Aman Allah'ım bu nasıl bir kitaptır böyle dedim, aldım elime. Çıka çıka Türk filmi çıktı içinden! Bir de Piraye'nin ister istemez yozlaşmasına, fikirlerinin körelmesine öyle çok kızdım ki, anlatamam...
Hakkını yemeyeyim kitabın, çok akıcıydı. Bir solukta bitti. Yine de, sıradan bir hikayenin ötesine geçemedi benim için. 

SPOILER İÇERİR:
Üniversitedeki neredeyse tüm erkeklerin peşinde olduğu Piraye, hepsine de armudun sapı üzümün çöpü diyerek bahane bulmakta, burun kıvırmaktadır. Çıtası o kadar yüksektir ki, en sonunda bir aşiret ağası ile evlenir. Tamam evlendi diyelim, aşk hani gözü kör oldu ama dayak yer, bir şekilde yine de kabullenir. Yani özgürlükçüyüm, kendime set vurdurmam diye gez dolaş, sonunda dayak ye, sineye çek. Bana garip geldi arkadaş. 

Paulo Coelho'nun Son Kitabı : Aldatmak



ALDATMAK

Yazarı: Paulo Coelho
Sayfa Sayısı: 275
Tür: Roman





Aldatmak, Coelho'nun son romanı ve haftalardır çok satanlar listesinden bir türlü inmiyor. Kitabı tercih nedenlerim öncelikle bir Coelho romanı olması. Çok satanlarda olması ise beni hemen alıp okumaya kamçılayan ikini neden oldu. 

Linda, gayet güzel mesut mutlu yaşayıp giderken ( bu arada Linda gazeteci ), bir gün röportaj sırasında duyduğu bir cümle ile sarsılır ve hayatını sorguya çeker. Yaşadıkları, yaşayamadıkları.. Olmak istediği yerde olup olmadığı ile bolca gel-git yaşadıktan sonra kendisi bile nasıl olduğunu anlamadan bambaşka bir kadın halini alır. Hayattan zevk almadığını düşünmektedir ve bu nedenle farklı yollara, mutluluğu bambaşka hayatlarda aramaya başlar. Kitap, tamamen Linda'nın gel-gitlerini anlatmaktadır. Burada kitabın konusunu daha fazla anlatmak istemiyorum spoiler veririm de mazallah okurlar kızarlar bana :) Ancak kendimce bazı yorumlarda bulunacağım. 




Ben genel itibariyle kitabı beğendim. Özellikle Linda'nın kendini haklı çıkarmaya çalışma çabalarını, kendi kendine durumunu anlatışını, o psikolojik savaşının anlatılış şeklini.. Gerçekten okumaya değerdi. Ha bunun yanında, Coelho'nun bence hiç ihtiyacı yokken, işin içine abartılı cinsellik kırıntıları kattığı bölümlere hiç anlam veremedim. Sanki kendini kanıtlamaya ihtiyacı olan, bu işe yeni soyunmuş yazar havası estirdi bu durum bende. Hani reklamın iyisi kötüsü olmaz hesabı. Ama Coelho'nun buna ihtiyacı yoktu. Kadının gel-gitleri arasında, bunca abartılı olmasa idi aldatma eylemi, sanki kitap daha bir içeriğine - anlatmak istediği ana fikre uygun hareket etmiş olacaktı. 

Bunun yanında, Coelho'nun ara ara ansiklopedik bilgiler vermesi de hoşuma gitmedi benim. Bir yazar elbette ki kitabını yazmadan önce araştırma yapar, tarihteki bazı olaylardan da esinlenebilir ama bunu verirken, ansiklopedik bilgi şeklinde vermesi, nedense bana Coelho gibi usta bir yazarın bir anda acemileşmesi gibi göründü. 

Gelelim kitabın sonuna...  ( bundan sonrası - bana göre öyle olmasa da - bazılarınız için spoiler manasına gelebilir, dikkat! )

Son kısımda, kadın beni zaten çıldırttı :) Sen bu adamı hak etmiyorsun diye haykırmak üzereydim ki durumu toparladı. Toparladı dememe bakmayın, onca yazılan çizilen yaşanandan sonra, kadın bir anda sevginin gücüne inandı. Tamam, anafikir ve olayların bağlanmaya çalışıldığı nokta güzel. Ancak, her şey bir oldu bittiye getirilmiş hissi verdi bana. Yani sanıyorsunuz ki, bu son kısımdaki kadınla o en baştaki kadın aynı değil. Ya da kadının duygularına nakil yapılmış sanki. Bir anda hooop değişiveriyor...

Diyeceklerim bu kadar.. Eleştirmiş gibi görünsem de, okuyun derim bu kitabı ( İçindeki cinsel metinlere takılmayacaksanız ). O psikolojik gel-gitler, o içinden çıkmaya çalıştığı çaresizliğin anlatım tarzı, ifade biçimi çok güzeldi.

Sevgiyle kalın... 


Pamuk İpliğinden Hayaller


Yeni yeni işler peşindeyim :)
Bu şirinlerle ne yaptığımı yakında siz de göreceksiniz...


Diğer yandan, Coelho'nun son kitabını bitirdim. Çok yakında bloğumda olacak...
Bu güzel kupa için Urfatutkunu'na çok teşekkür ederim.. Ba-yıl-dımmmm :)


Yeni kitabıma başladım bile..
Kapak o kadar güzel ki tam benlik diye düşündüm, bakalım umarım beğenirim.


Arkadya Yayınları'nın bu kapak ve kitap ayracı tasarımlarına hastayım ben:)

Var mı sizin de kitaplarda böyle beğendiğiniz ayrıntılar?


İçimden kitaplar geçiyor...


Bazen yorulursun..
Sıkılırsın...
Sevinirsin ve üzülürsün bazen..
Kalkıp gidesin gelir kimi zaman
Kimi zamansa elini oynatamazsın, miskinleşirsin...

Yüreğinin havası nasıl olursa olsun
Hep sana iyi gelir kitaplar...
Hangi modda olursan ol, çekip çıkarırlar seni olduğun yerden.
Onlar sana başka bir dünyanın kapılarını açarlar..
Soluklanmak, hızla akıp giden hayatta nefes almak istiyorsan,
Kendinle olmak istiyorsan sarıl onlara...

Seni de dinlendirecekler emin ol...


TAVSİYE ET(ME)DİĞİM KİTAPLAR


BUKRE

Yazarı: Kahraman Tazeoğlu
Sayfa Sayısı: 304
Tür: Roman

Bukre, ilk okuduğum e-kitap oldu ( yoksa önce böğürtlen kışını mı okumuştum - bilemedim şimdi ). Öncelikle biraz bundan bahsedeyim. Özellikle epub uzantılı e-kitap'lar ( epub uygulaması ile okuyabiliyorsunuz ), kesinlikle harika. Epub ile altını çizebiliyor, kitap gibi sayfayı çevirebiliyor ve hatta sevdiğiniz sayfalara not kağıtları iliştirebiliyorsunuz. Bazı zamanlar olur hani, yanınızda kitap olsun istersiniz ama ne kadar az eşya o kadar iyidir ( iş seyahatleri gibi ), o gibi durumlar için e-kitaplar bulunmaz nimet. Özellikle kalın kitap taşımak istemiyorsanız deneyin derim. Ben Bukre, Böğürtlen kışı ve Romeo ve Juliet'i okudum şimdilik e-kitap olarak.

Neyse, geleli konumuza. Bukre, bir roman ama sanırsınız tam bir Türk filmi. Hani eski Türk filmleri vardır ya, konuyu az çok bilirsiniz, tahmin edersiniz. Bir de baştan aşağı dramadır. Nasıl anlatsam bilemiyorum ama içinde geçen iki - üç güzel cümle için katlandım. Ortaokul-lise çağları için iyi olabilir belki bilemiyorum ama bana fazlasıyla basit geldi.



Soğuk Kahve

Yazarı: Ahmet Batman
Sayfa Sayısı: 224
Tür: Anlatı ( ne demekse )

Ahmet Batman deyince son zamanlar bir akan suların durma hali var ortalıkta :) Ben bu kitabı öyle uzun uzadıya anlatmaya gerek bile görmüyorum, o derece sıradan, o derece kötü.. Tabi bu benim fikrim. Koca kitapta altı çizilecek birkaç cümle var onun için de bunca lüzumsuz sözle kendini yormaya gerek görmüyorum. Sabah uykum öylece duruyor, aynı bu kitap gibidir diye korkudan el uzatamıyorum :S Neyse ki kitabı satın almamışım. Bir arkadaşım göndermişti sağolsun.. Yoksa gerçekten içim yanardı...
 

İşte size güzel diyebileceğim cümlelerden biri.. Onun bile sıradanlığına bakınız. yani bu her yerde her daim duyduğumuz cümlelerden değil mi?


Yazarı: Nermin Kılıçman
Sayfa Sayısı: 190
Tür: Roman

Bir erkek ve bir kız, tanışıyorlar ve evlenmelerine kadar yüzlerce kez ayrılıyorlar. Evleniyorlar yine yüzlere kez ayrılıyorlar. Gel-git dolu bir hikaye. Hikaye de demeyeceğim, böyle anlamsız birşey. Yani böyle acımasız eleştirilerde bulunmak istemem ama malesef daha başka cümlem yok bu kitaba...

KOR - HASAN SARAÇ


1.   Bişnev in ney çün hikâyet mîküned                    Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned                                Dinle, bu ney neler hikâyet eder,                                ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.
2.   Kez neyistân tâ merâ bübrîdeend                    Ez nefîrem merd ü  zen nâlîdeend                                Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan 
erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir.

MESNEVİ'nin ilk 2 beyiti

Konya blogger etkinliğimiz'in 3.süne Timaş Yayın Grup'da sponsor olmuş ve bize Hasan Saraç'ın KOR isimli romanını göndermişti, burada bahsetmiştim. Kitabı okudum, çok kısa sürede bitirilen kitaplardan. Sürükleyici bir hikayesi var. 3 farklı kişinin, aşkın merkezi Mevlana'ya yolculuğu ve kendilerini bulmaları konu ediliyor kitapta. Zaman zaman tasavvuf sohbetleri şeklinde ilerleyen kitapta, Mevlana Hazretleri'nin öğretilerine de bolca yer verilmiş. Konya'nın Beyşehir ilçesinde başlayan olaylar sonra uluslararası boyutlara taşınıyor ve bu bahsi geçen 3 kişi en zonunda Konya'da Mevlana Türbesinde buluşuyor.

Bu üç kalbin arayış dolu öyküsünü okumak isterseniz bu kitabı tavsiye ederim.

Şunu da belirtmeden geçmeyeyim. Kitapta bazı konular hızlıca bitirilmiş. Mustafa diye biri var mesela, hani ayrntı vermeyeceğim ama sanki bir anda büyük bir değişim yaşıyor gibi. Bence o konunun daha ince ince işlenmesi gerekirdi. 

Yine de, güzel kitap. 

Related Posts with Thumbnails