FAYDALI BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FAYDALI BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gemileri Yakmak...

"Gemileri Yakmak" tabirini eminim duymuşsunuzdur. Bugün size bu tabir nasıl ortaya çıkmış, ondan bahsedeceğim. Eminim bilenler vardır Tarık Bin Ziyad'ı ve gemileri yakma tavrını. Bazen, başka çıkar yol kalmadığında, gemileri yakmaktan başka çıkar yolunuz kalmaz. Bu durumda durup düşünmek hatadır kanaatimce. Gemileri yakıp, var gücünüzle o işe asılmalısınız ki, hedefe giden yol ne kadar çetin olursa olsun, aşabilesiniz.

7000 kişilik ordusu ile Cebelitarık Boğazı'nı (ki boğaz Cebelitarık adını Tarık Bin Ziyad'dan almıştır) geçen Tarık bin Ziyad İspanya'ya çıkar çıkmaz ilk iş olarak gemilerini yaktırarak askerlerinin geri dönme umudunu kırdı. Askerlerine şu tarihi sözleri söyledi: “—Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır. Düşmanın silahı, teçhizatı ve erzakı boldur. Sizin silah olarak ancak kılıçlarınız, erzak olarak da düşmanın elinden sahip olabileceğiniz vardır.

Bu olaydan sonra, kendilerinden sayıca ve kuvvetce fazla olmasına rağmen, Tarık Bin Ziyad'ın ordusu İspanya'da zafer kazanırlar. Çünkü çıkış yolu kalmamıştır onlar için. Gemiler yakılmıştır...

Hayatta bazen gemileri yakmak lazım...
Korkmamak, yılmamak, cesaret göstermek lazım.
Tarık Bin Ziyad gibi tavır sergilemek lazım bazen...

Unutmamalı...

Hazır Kek Misali Kek ve MSG Üzerine Düşülen Notlar


Oldum olası ıvır zıvır yemeyi çok severim. Çikolata, gofret, bisküvi, kek... Tüm bu atıştırmalıklar tam bana göre :) Hazır keklerde de bilirsiniz, ayrı bir tat olur. Aslına bakarsanız hepsi sun'i şeyler. Mümkün olduğunca yememek, eve dahi sokmamak lazım fabrikasyon olan gıdaları. Örneğin geçenlerde aldığım bir acılı köfte harcının arkasını okurken, MSG yazdığını gördüm. Mono Sodyum Glutomat.. Diğer bir adıyla Çin Tuzu.. Hangi yiyeceğe koyulursa - tatlı - Acı- Tuzlu farketmez - o yiyeceğin tadının beyin tarafından çok güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Gıda firmaları boşuna kullanmıyorlar yani MSG'yi. Zararlarını sorarsanız saymakla bitmez. Sadece şunu söyleyim, gerisine siz karar verin: 

Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor.

Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak;

ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA (Epilepsi) Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, Doyma mekanizmasında bozukluk, Obezite. Büyüme hormonu baskılanması. Pankreas hasarı, Ensülin’de artış, ve buna bağlı diyabet, Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar…

Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, Anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.

Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği Cips’lerde çok kullanılmakta.

Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var. 


Neyse, laf nasıl MSG'ye gelmiştim, ha evet hazır keklerden bahsediyordum. İşte dün nurturia'da konuşurken sevgili hülya hazır dankekler gibi olan bir kek tarifi verdi. Tek farkı, keke koyacağınız sütün içine birkaç damla limon sıkıyor olmanız. Bu keki de öyle yaptım. Lezzetli, güzel bir kekti hakkaten. Aslına bakarsanız ben süte bir de sirke damlatıp o şekilde ikinci bir kek yaptım ama onu henüz tatmadığım için sizlerle şu an paylaşmıyorum. Deneyip beğenirsem paylaşacağım. Malum sirke riskli olabilir kekler için :))


Gelelim kekimizin tarifine:
Malzemeler: 

  • 2 yumurta
  • 1 bardak sıvıyağ
  • 1,25 bardak şeker
  • 1 bardak süt+ içine 8 damla limon
  • 1,5 paket kabarta tozu
  • 1 adet vanilin
  • 3 kaşık kakao
  • 3 bardak un 

  • İlk olarak 1 bardak sütün içine 8 damla limon ekleyin ve siz diğer tarafta şeker ve yumurtaları çırpmaya başlayın.
  • Yumurta ve şeker iyice köpük halini alınca süt, sıvıyağ, un, kabartma tozu, kakao ve vanilini ekleyip kaşık yardımıyla karıştırın.
  • Yağladığınız kek kalıbınıza karışımı döküp, önceden ısıttığınız 200 derece fırında pişirin. Pişme süresi yaklaşık 35-45 dk ama tabi bu süre fırından fırına değişebilir.
Afiyetle...

Alkışlıyorum / Yaşasın Tahin Pekmez


Hayranım bu küçük beye. 
Aslında reklama ve yapımcılarına hayran olduğumu söylemeliyim.
Tahin- Pekmez reklamı çok farklı şekilde de yapılabilirdi ama Koska, babasının gücünün tahin-pekmezden geldiğini söyleyip hapur hupur ekmeğe sürdüğü tahin-pekmezini yiyen bu şirin beyle yapmış reklamını. ne de iyi etmiş.
Yanlış anlaşılmasın, amacım bir markanın reklamı yapmak değil...
Amacım, çikolataya, gofrete, şekere, boyalı gıdalara yapılan reklamlarla bu zararlılara özendirilen çocuklarımızın, bu reklam ile doğala, iyiye özendiriliyor olmasının altını çizebilmek.
Yani önemsediğim burada ilk etapta marka değil, ilk etapta tahin ve pekmezin bizzat kendisidir.
Doğal yöntemlerle elde edilen tahin de pekmez de besleyiciliği kuvvetli doğal gıdalardır ve bunların çocuklarımıza özendirilmesi ise ayrı bir güzellik oldu benim için.

Cips reklamlarından gına gelmişken,
Yaşasın TAHİN-PEKMEZ reklamı...
Ne güzel oldu bu reklam Koska, teşekkürler....


Ayva Çekirdeği Maskesi



Önce Cahide&Jibek'te mutfakta kullanıldığını, sonra da Yetenek-sizin'de maske olarak kullanıldığını okuyan kişi, ayva çekirdeklerini atar mı sizce:)
Üstelik kompostalarda da kullanıyorsa bu kişi çekirdekleri...

Evet, atmadım...
Bir minik kaseye koydum, üzerini su doldurup buzdolabına koydum.
Ertesi gün baktığımda jelleşmiş, hayret verici bir hal almış.
Geceleri kullanıyorum, sabah da yüzümü yıkıyorum.
Evet, geriyor, canlandırıyor...
Ayrıca nette okuduğuma göre, cilt lekelerine de fayda sağlıyormuş.
Denemenizi tavsiye ediyorum.

Doğadan gelen, doğal olan herşeyi seviyorum...


Hangi Sebze Hang Mevsimde ?





 Bu sabah, annesözü'nde gördüm bu tabloyu. Çok hoşuma gitti, emen sizlerle paylaşmak istedim. Mevsimlerin bile iç içe girdiği, herşeye insanoğlunun el atıp ortalığı ve nizamı karıştırdığı şu zamanlarda, hangi sebze hangi mevsimde yetişiyordu bir çoğumuz eminim unuttuk. Belki yaşlılarımız biliyorlar ama geçnler için her sebze her mevsimde yetişir.. Çünkü öyle görüyoruz. Oysa öyle değil... Hangi kitaptı bilmiyorum, mevsiminde yenilen sebze ve meyveelrin fayda vereceğini, gerisinin sadece posa olarak kalacağı şeklinde birşey okumuştum. İnanıyorum buna... Kışın da domates yemeyiverelim, bir eksiğimiz olacağını sanmıyorum ben. Haydi, şimdi tabloyu incelemeye...

Calgon Neden Finish Oldu Dersiniz?


Bu adrese bakınız. Yazdığım yazı neticesinde calgon'dan tarafıma bir mail geldi. bana bu tekzib yazısını göndermişler. sizler de okuyun diye paylaşıyorum arkadaşlar.

iyi bayramlar...

Çocuk Deyip Geçmeyin


Her hafta ilgiyle takip ettiğim, çok severek dinlediğim bir programdan bahsedeceğim sizlere...
Pedagog Adem Güneş, her hafta Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri saat 11:05'te Burç Fm'de...
Çok güzel bilgiler veriyor. Aynı zamanda dinleyicilerin sorularına da cevap veriyor.
Mutlaka dinleyin derim.

Ayrıca Adem Güneş'in web sitesinden de faydalı bilgilere ulaşabilir, kendisine soru da sorabilirsiniz.

Adem Güneş, birçok kitapta okuduğumun aksine çocuğun 2 yaşına kadar annesi ile ( aynı odada ) yatmasını savunuyor. Hatta aynı yatakta yatmasının, çocuğun bağımlılık duygusunu değil, güven duygusunu geliştireceğini savunuyor ( Ve ben de bu söylediğine kesinlikle katılıyorum ). Bol bol tensel temas olması gerektiğini belirtiyor. Çocuk eğitiminde CEZA diye birşeyin OLMAMASI gerektiğini de önemle vurguluyor... 

Sevgiyle kalın...



Süt Tozu ( Kahve Kreması ) Artık Benim İçin Tarih Oluyor

Yakınlarım çok iyi bilirler, tam bir kahve severim. 
Filtre kahve, granül kahve, Türk kahvesi ve hatta expresso :)
Güne mutlaka kahve ile başlarım ve sanıyorum ki kahve ile bitiririm. 
Haa burdan şu anlaşılmasın, öyle bardaklar dolusu da içmem. Günde en fazla 3 kupa...
Hele kış günleri ofise gelip de sıcacık kahveyi koklaya koklaya içmek yok mudur? 
Tadına doyulmaz...

Kahve ( granül ) de mutlaka süt ile içilir öyle değil mi? 
Sütsüz sevenler de var gerçi ama ben öyle içemiyorum. 
Ve bu güne kadar bol bol süt tozu kullandım ki malesef diyorum şu an.

Neden malesef diyorum:
İşlenmiş bir ürün bir kere. 
Yani kimyasal işlemlerden geçiyor. 
Doğal değil ve özellikle çok çok çok yağ içeriyor.
Ramazan'ın bana kazandırdıkları arasında süt tozunu artık istememek de geliyor. 
Ramazan boyu kahvemi "süt" ile içtim. 
Başlarda çok yadırgadım, olmuyor böyle dedim ama alıştım sanırım. 
Artık süt tozu rahatsız eder oldu beni. Ki iyi ki de öyle olmuş...Baksanıza:

Üstelik aynı şeyi 2008'de de yapmış!!!
Dünya nereye gidiyor, bu gidişle sonumuz ne olacak bilemiyorum?
Yediğimiz içtiğimiz zehir misali...



Zinde Ayaklar ve Zinde Terlik

 

Zinde terliği sanıyorum 3 sene kadar önce almıştım. O zaman bu zamandır kullanmaya çalışırım ama dzenli kullanamadım. Malum çivili bir terlik gibi düşünün, ya da ben çok hassasım ki çok fazla giyemedim. Sonrasında da hamilelik dönemi kullanılmadığından bir ablama 1 seneliğine emaneten vermiştim. Şimdi son birkaç aydır sürekli kullanıyorum terliği. Önerilen kullanım sabah 15 akşam 15 dakika olmak üzere en az 30 dakika gün içinde kullanmak. Hatta yemeklerden 45 dakika 15 dakika süreyle kullanılırsa zayıflamaya da etkiliymiş okuduğuma göre. 

Şunu söylemeliyim, bu tür şeylerin direk tedavi etme imkanı sağladığını düşünmüyorum ama tedavi sürecinde mutlaka yardımcı etkenlerden, buna inanıyorum. Ben neden aldım derseniz, belli bir durum için değil ama ürün hoşuma gittiği için almıştım. Ve şimdi aktif kullandığım sürede sanki adı gibi kendimi daha "zinde" hissediyorum. Tabi belki de tamamen inanmakla ilgili bu durum...

Ben aldığımda tek satış noktası vardı, şimdi birkaç satış noktası gördüğüm için ve ben hangisinden almıştım unuttuğum için size web adresi vermiyorum. İşte terlikle ilgili webden alınan  birkaç bilgi:

Refleksoloji Nedir? 

Eller, ayaklar ve kulaklarda bulunan özel refleks noktalarının, vücudun diğer organlar ve salgı bezleri ile bağlantılı olması temeline dayanan bilimdir.
Refleks noktalarına basinç uygulanarak vücuttaki sinirler ve kan dolaşımı uyarılır, böylece rahatsızlıklar giderilir. Akupunktur prensiplerine benzer şekilde, refleksoloji vücudun enerji akımını uyararak iyileşme ve fiziksel fonksiyonlarda dengeyi sağlar. Vücuttaki organlar çeşitli yollardan akan enerjiyle bağlantılıdır. Uyarılan bölgedeki organlar ve salgı bezleri fonksiyonlarını yerine getiriyorsa, değişikliğe uğramayan rahat bir enerji akımı olur.
En yaygın kullanılan refleksoloji formu ayaklara uygulanan basınçtır.

Refleks masaj terliğinin tedaviye yardımcı olduğu rahatsızlıklar:

Baş ve boyun ağrıları
Zayıflama (Yemeklerden 45 dakika sonra bir 15 dakikalık ek seans gerektirir.)
Her türlü romatizmal ve eklem ağrıları
Sırt ve bel ağrıları
Siyatik ağrıları
Ayak, bacak ve kas ağrıları
Tansiyon
Astım ve benzeri nefes daralmaları
Şeker, diyabet hastalığı
Stres, uykusuzluk ve sürekli yorgunluk
Kabızlık, hazımsızlık ve sindirim sorunları
Bayanlarda regl ve menapoz ağrıları
Kan dolaşımı bozukluğundan kaynaklanan diğer tüm rahatsızlıklar                                                              

184 Nerenin Numarası? Dikkat!



Harika bir hizmet...
Ne kadar yürür, ne kadar hayata geçer zamanla göreceiz ki hayata geçirebilmek biz vatandaşların elinde.
Haklarımızı bilelim ki, zamanı gelince haklarımızı talep edebilelim.
Lütfen aşağıdaki yazıyı okuyup, numarayı da mutlaka kaydedin


Başınıza gelirse hemen 184'ü arayın

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, acil hastalardan kamu ve özel hastanelerin hiçbir şekilde para talep edemeyeceğini belirtti:






Akdağ, "Vatandaşımız haklarının farkında olsun, asla boyunlarını bükmesinler. Böyle durumlarda 184 numaralı telefonu arayarak mağduriyetlerini bize bildirsinler. Vatandaştan para talep edilmesi durumu hastanenin ruhsatının iptal edilmesine ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bu hastanelerle sözleşmelerini iptaline gidebileceği bir süreçtir." dedi.


Haberin devamı burada...

Bardakta Mısır Patlaması ve Teknoloji Gerçeği

Her köşe başında görür olduk öyle değil mi? Eminim sevmeyen de yoktur, hele şöyle acısos ile ve domates çeşnisi ile hazırlanmışsa ımmmh deymeyin keyfime:))

Mısırı, beni tanıyanlar bilirler çok çok fazla severim. Hatta yaz geldi mi sağolsun dostlar "Sana mısır aldık hadi gel" derler.

Son yıllarda biraz korkarak yiyorum ama itiraf etmeliyim. Bundan 3 yıl önce bir eczacı tanıdığım ciddi şekilde mısırların genetiğiyle oynandığından bahsetmişti laf arasında. Nasıl yani! demiştim... Yani bu çok kötü bir haber ben ve benim gibi mısır sevenler için. Hatta o günden sonra sıklıkla kullandığım mısır yağından bile vazgeçmiştim. Mısırdan vazgeçemedim tabi ama pazarda satıcıların kendi bahçesinden getiriyor olmalarına dikkat eder oldum o günden sonra. Hani kendi halinde üreticiler belki hormon kullanmamışlardır, belki ellerindeki eski tohumlardan üretim yapmışlardır diye. Belki kendimi kandırdım orasını da bilmiyorum ya.. Hayırlısı...

İşte 3 yıl önceki bu konuşmamızdan sonra, şimdilerde her köşebaşında duran mısırcıları her gördüğümde düşünüyorum. Nedir bu bolluk? Hayırdır? Bana biraz garip geliyor, mısırın GDO durumunun açıklandığı sıralarda bir mısır patlamasıdır aldı başını gidiyor. Bazen diyorum bu işin içinde bir iş mi var diye. Bunlar kendi düşüncelerim ama elinde somut verileri olanlar varsa lütfen bizlerle paylaşsınlar, ben de meraktayım. Acaba bu mısır keyfi de, kene meselesi gibi birden patlayan ve ülkemizin elinde patlayan meselelerden biri olabilir mi? Yoksa artık milletçe senaryolar mı üretir olduk ne dersiniz?


Ve teknoloji çağında, teknolojinin getirdikleri...
Bildiğimiz şeyler ama görmediğimizden göz ardı ettiklerimizden...
Cep telefonu ve dalga yayan tüm cihazarın hayatımız üzerine  ( en çok da çocuklarımızın hayatları üzerine ) bir bomba gibi düşmesi.
Bu tehlikenin farkında değiliz, malesef tek başımıza da yapabileceğimiz bir durum yok ama hepimiz kişisel olarak örneğin wireless modemimizi işimiz bittiği anda kapatmayı alışkanlık haline getirir, telefonla konuşmak yerine sms ile işimizi halledebilirsek, zarardan en az yara ile kurtuluruz kanaatindeyim.
Üniversitede, yüksek frekans dersinde vaktimizi bol bol laboratuvarda geçirdik. Aslında anlamsız gibiydi deneyler. Şöyle ki, boş tüp geçitlerden bir ağ oluturduğunuzu düşünün. Tüneller gibi. Bazen o tünelin son kısmını sonlandırma elemanı ile kapatmazdık deney gereği. O zaman hocalarımız o tünelin açık olan kısmına deney boyunca bakmamamızı söylerlerdi. Ne komik! Birşey yoktu ki orada... Ama ne zaman ki ölçü aletlerini bağlardık, işte o zaman o tünelde nasıl bir dalga olduğunu görürdük. Düşünsenize, çıplak gözle bakarsanız gözlerinize bile zarar verebiliyor!!! Ama görünmeyen şey tehlike değildir öyle değil mi?

Aynen bunun gibi, etrafımız dalgalarla çevrili, tıpkı bir örümcek ağı gibi, heryanımıza dolanmış dalgalar. Yok edemeyiz, artık tüm dünya olarak bu geri dönüşü olmayan yola girdik ama en azından bireysel olarak hepimiz üstümüze düşeni yapabilirsek, en azından zararlarını en aza indirmiş olacağız. Bunu hem kendimize, hem çocuklarımıza, hem de tüm dünyaya borçluyuz, vazifeliyiz...

Lütfen;

Çocuklarımıza cep telefonu almayalım, 
Onları susturmak için de olsa elerine telefon vermeyelim
Kullanmadığımız sürece wireless modemimizi kapatalım
Telefonda uzun görüşmeler yapmayalım
SMS ile halledebiliyorsak, konuşmadan sms ile işimizi çözelim.

Teknolojiyi lehimize çevirelim...
Yararlarından yararlanalım, zararlarından korunalım...

Calla ve Bir Öneri


Evet adı biraz garip:) Ama tadı harika:))
Eğer acı seviyorsanız, mutlaka deneyin derim. stelik malum biber tam bir c vitamini deposu. Yaz günlerinde bol bol tüketmeli. Gelelim tarifimize:



Malzemeler:
Acı biber
domates
sarımsak
sıvıyağ
tuz

Biberleri ( resimdeki gibi ) 1er cm doğrayın. Az bir yağda kızartın. Ama bu yağ aynı zamanda yemeğin ( ya da aparatif diyelim daha doğru olur ) yağı olacağından çok fazla koymayın, sadece biberleri kızartacak kadar Karıştırarak kızartın. Biberler hafif kızarınca, üzerine kabuklarını soyduğunuz domatesleri ve sarımsakları da ekleyin. Tuzunu atın. Ölçü vermedim, nasıl severseniz öyle yapın diye. En sonunda hepsi pişince, calla hazır olunca üzerine yoğurt döküp afiyetle ve ağzınız yana yana yeyin :))



BİR ÖNERİ:
Bu mevsimde bol bol kiraz tüketiyoruz malum. Peki saplarını ne yapıyorsunuz?
Ben son iki yıldır kiraz saplarını kurutuyorum. Güneşte kurutmamak gerekiyor, gölgede.. Ben mutfağımda, tezgahın bir köşesinde kurutuyorum. Kiraz yerken çekirdeğini ayrı bir tabağa, saplaını ayrı bir tabağa biriktiriyoruz.

İşte birkaç faydası:

İdrar söktürücü özelliği var
İdrar yolu enfeksiyonuna karşı kullanılıyor
Ödem atıcı özelliği var
Eklem kireçlenmesi, romatizmaya faydalı vs vs...

Sevgiyle ve sağlıklı kalın...


Ayak Haritası


Yukarıdaki ayak haritası geçen sene aldığım bir terliğin içinden çıkmıştı. vücuttaki masaj bölgelerini gösteren bir harita bu. umarım sizlerin de işinize yarar. uzun zamandır sizlere yazamamıştım biriken bir sürü şey oldu. en kısa sürede sizlerle paylaşacağım İnşaAllah.

Pratik Bilgiler - Çok İşinize Yarayacak :)

Cevizlerin kabuklarını kolayca açabilmek için onları bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. Böylece içleri de dağılmayacaktır.


Unlarınızın böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defne yaprağı koyun.


Yumurtaların haşlanırken çatlamaması için, kaynatma suyuna bir çorba kaşığı sirke koyun.


Fırında patates yapmadan önce , 10-15 dakika haşlayın ve çatal ile delin. Daha kolay pişecektir.


Büyük miktarda patatesiniz var ise torbanın içerisine bir adet elma koyun. 8 hafta boyunca filizlenmesini ve büzüşmesini önler.


Patateslerinizi kuru ve serin bir yerde saklayın.


Kullanılmış limon kabuklarını rendeleyip şeker ile karıştırın. Kavanozun içerisinde buzdolabında uzun bir süre saklayabilirsiniz. Böylece pasta yaparken elinizin altında hazır bulunur.


Kabarık bir omlet yapmak istiyorsanız, bir çorba kaşığı suyun içerisine bir çay kaşığı mısır unu karıştırın. Hazırladığınız karışımı yumurtaya ilave edin. Böylece kabarık bir omlet yapmış olacaksınız.


Sarımsak doğrarken bıçağa yapışmasını istemiyorsanız, kesme tahtasına biraz tuz serpiştirin.


Yeni bir yemek tarifi denerken, yemek kitabınızı şeffaf bir torbanın içerisine geçirirseniz, onu kirletmemiş olursunuz.


Eğer tencere kapağınızın tutucağı kırıldıysa onun yerine şarap mantarı geçirebilirsiniz. Böylece hem tutacak görevi yapacak, hem de izalasyon.


Hazırladığınız soslarda harika tatlar oluşturmak için soya ve susam yağı kulanabilirsiniz. Ancak bu yağların yüksek ısıda pişirilmesi doğru değildir.



Pasta yaparken katı yağ kullanacaksnız onu rendenin kalın tarafı ile rendelemeyi deneyin. Küçük parçalar haline gelen margarin daha kolay işlenir.


Sarımsaklarınızı her zaman elinizin altında hazır bulundurmak istiyorsanız kabuklarını soyduktan sonra bir kavanoza doldurup üzerine zeytinyağı koyarak muhafaza edebilirsiniz. Ayrıca bu yağ yemeklerinize, salatalarınıza ayrı bir lezzet katacaktır.


Peyniri kolay rendelemek için, 15 dakika buzlukta bekletin


Bisküvileriniz yumuşamışsa onları birkaç dakika fırınlayın.

Eğer galeta ununuz bittiyse ve ekmeğiniz de yoksa mikser ya da blenderdan geçireceğiniz kornfleksler aynı işlemi görecektir.




Fırında tavuk kızartacağınız zaman üzerine koyduğunuz baharatlardan içine de koyun. Böylece daha lezzetli olur.




Sert et etlerinizi eşit miktarda sirke ve sıvı yağ içerisinde bekletin. Yumuşadığını göreceksiniz.




Domates salçanız çok ekşi ise içerisine bir havuç rendeleyin. Havuç salçanızı (sosunuzu) tatlandıracaktır.




Mantarların daha lezzetli olması için pişirmeden önce üzerlerine biraz tuz ve limon suyu koyun, 5 dakika bekletin. Daha sonra pişirin.




Fırın torbasında tavuk pişirirken; malzemeleri doldurduğunuz fırın torbasının üzerine bir kaç delik açın. Böylece daha çabuk ve iyi pişer. Ayrıca fırın torbasının içerisine bir kaç diş sarımsak koyarsanız lezzetine doyum olmaz.




Fırında tavuk kızartacağınız zaman bir limonu ikiye bölün, yarısını tavuğun üzerine bastırarak iyice sürün. Diğer yarısını ise tavuğun içerisine yerleştirin. Tavuğunuz nar gibi kızaracaktır.




2 Çorba kaşığı yoğurdu, sulandırılmış 1 çorba kaşığı salçayı ve birazda zeytinyağını derin bir kabın içerisinde karıştırın. Fırına koymadan önce tavuğun her tarafına sürün. Çok daha lezzetli olacaktır.




Satın aldığınız havucun yapraklarını atmayın, salatalarınızda kullanın. Çünkü bu yapraklarda kemik erimesini önleyen kalsiyum bol miktarda bulunur.




C vitamini ısı ile çok çabuk kaybolur. Bunun için C vitamini içeren sebze ve meyveleri fazla bekletmeden taze olarak tüketin.




Hazırladığınız kekin ortasına malzeme koyacağınız zaman bıçak ile kesmenize gerek yok. Dikiş ipliğini kekin etrafına gerip dikkatlice çektiğiniz zaman düzgün bir şekilde kesildiğini göreceksiniz.




Hazırladığınız kekin, fırında pişirken çökmemesi için hamuru kalıbı ile birlikte fırına koymadan önce 20 dakika kadar dinlendirin.




Satın aldığınız kültür mantarlarını kese kağıdında ağzı kapalı olarak buzdolabının sebze bölümünde saklıya bilirsiniz. En az 2-3 gün tazeliklerini kaybetmezler. Mantarları hiç bir zaman plastik torbada muhafazaetmeyin çünkü yapış yapış olurlar.

Kızartma yağını bir kaç kez kullanabilirsiniz. Kullanılır durumda olup olmadığını anlamak için kızgın yağın içerisine bir dilim ekmek atın. Ekmekte kara lekeler oluşmuyorsa kullanabilirsiniz.


Akşamdan artan pirinç pilavını ısıtıp yemeği sevmiyorsanız, onu çorbalarınızda değerlendirebilirsiniz.


Kızarttığınız tavuğun tekrar ısıttığınızda lezzetini kaybetmesini istemiyorsanız tavuk parçalarını bir süzgece koyun. Tencerenin içerisinde su kaynatın ve süzgeci üzerine oturtun. Buharda ısıtılan tavuk lezzetinde hiçbir şey kaybetmeyecektir.


Makarnanızı soğuk suyun altından geçirmeniz gereken yegane zaman onu soğuk olarak servis yapacağınız zamandır. Yada üzerine kaynar bir sos döküp anında servis yapacağınız zamandır. O zaman pişirme sürecini durdurmak için soğuk suyun altında gezdirin ve suyunu iyice süzün.


Satın aldığınız kaşar peynirini uzun süre saklamak istiyorsanız onu küçük porsiyonlara ayırın ve buzlukta dondurun. İstediğiniz kadarını çözülmesini bekleyip kullanabilirsiniz.


Maydanozu yemeklerinize ateşten almadan bir kaç dakika önce ilave edin. Çünkü pişmiş maydanoz acımtırak bir tat alır ve vitamini kaybolur.

Kurutulmuş Meyveler




Sevgili arakdaşlar, bugün szlere kurutulmuş meyvelerden bahsedeceğim. Artık her mevsim her meyveyi bulabiliyorsunuz. Tabi kurutulmuş olarak. Sağlıklı olması açısından kesinlikle meyvenin mevsimi değilse sakın alıp yemeyin. Mevsiminde kurutulmuş meyveler daha çok hoşunuza gidecek eminim. Muz, Çilek, Papaya, Portakal, Guava, Zencefil gibi istediğiniz her meyveyi bulabileceğiniz çok nezih ortamlarda bunları hazırlayan ve bizlere sunan yerler var. Şehrinizde arayın mutlaka bulacaksınız. Afiyet olsun...

Gebelik Egzersizleri

RESİMLİ İZLEMEK İÇİN:

EGZERSİZ SIRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Egzersizleri yorucu bir duruma getirmeyiniz. Amacımız sizi yormak değil, tersine, canlanmanızı sağlamaktır.
Bu iş için iyi havalandırılmış, sıcak bir odaya, kendinizi kontrol edebileceğiniz büyükçe bir aynaya, altınıza sereceğiniz temiz bir örtüye ve de tabureye ihtiyacınız olacaktır. Üzerinizde sözgelişi ince bir sutyenle külot veya ince bir pijama gibi çok hafif çamaşırlar olmalıdır.
Egzersize başlamadan önce idrarınızı yapınız.
Egzersiz saatinizi, kapı zil ya da telefon vb. şeylerle rahatsız edilmeyeceğiniz bir zamana rastlatın. Egzersizden sonra dinlenmenize ise gerek yoktur.
Düzenli ve sistemli bir şekilde çalışmanız çok önemlidir. İlk zamanlar her hareketi 2-3 defa ve 5-10 dakikalık süreyle, sonraları günde 15-20 dakikaya kadar olmak üzere yapınız. Egzersize birkaç gün ara verdikten sonra bu kaybı karşılamak için bir saat bile çalışsanız, bir şey elde edemezsiniz.
Çalışan ve işlerin çokluğundan ötürü bu gibi işlere vakit ayıramadıklarını söyleyen anneler, çalışma sırasında, büroya giderken ve hatta dinlenirken de aşağıda gösterilen hareketlerden birçoğunu yapabilirler.
Herhangi bir ağrı anında hemen egzersizi bırakın
Gebeliğin özellikle son döneminde kesinlikle sırtüstü düz yatmayın.
GEBELİK EGZERSİZLERİNE BAŞLARKEN
Bu özel egzersizlerde ilk öğrenmeniz gereken temel duruş:

baş dimdik tutulacak
boyun gergin
omuzlar düz
sırtınız eğilmesin
karnınızı gerin
dizlerinizi bükmeyin ayaklarınız paralel dursun
KALÇA KASLARINI GÜÇLENDİRİCİ EGZERSİZLER
1. Sırtınızı biraz geri verin ve karnınızı dışarı çıkarın. Sonra kaslarınızı gererek kalçanızı doğrultun. Bu sırada karın kasları da olabildiğince gergin tutulmalıdır.
2. Kalçalarınızı bir sağ, bir sol olmak üzere yukarı doğru çekin, bu arada belden yukarınızın dümdüz kalmasına dikkat edin.
3. Bir ayağınızı yana doğru kaldırarak daireler çevirin. Sonra öteki ayağınıza geçerek bir kaç defa aynı hareketi tekrarlayın. Bunda da dikkat edeceğiniz nokta, vücudunuzun üst kısmının hareketsiz kalmasıdır.
4. Bir ayağınızı öne doğru kaldlrabildiğiniz kadar kaldırın, sonra arkaya doğru sallayın. Sallama sırasında bacaklar bükülmelidir. Öbür bacakla da hareketi tekrarlayın.

1. El ve dizlerinizin üzerinde, emekler gibi durun. Bu duruş dizlerle yapılacak çalışmaların temel duruşudur: Sırt düzgün, kollar ve bacaklar hafif açılmış, eller ve bacakların alt kısmı paralel durumda. Bu duruşu öğrendikten sonra kalçalarınızı kuvvetlendirmek için aşağıdaki hareketleri yapabilirsiniz.
2. 1 No.lu resimde gösterilen duruşa geçin, sonra sırtınızı kedi gibi yuvarlayarak başınızı aşağı eğin.3. Yukarıdaki hareketten sonra oturuncaya kadar kalçanızı aşağı indirin. Bu arada dizlerinizi de biraz yanlara doğru açın.4. l No.lu resimde gösterilen temel duruşa geçin, sonra karnınızı aşağı doğru sarkıtın.5. 4 No.lu hareketten hemen sonra kalça kaslarınızı o şekilde gerin ki, sırıtınız yeniden düzgün bir duruma gelsin. Bu arada karın kaslarınızı da gerin.6. l No.lu resimde gösterilen temel duruşa geçin. Sağ kolunuzu ve sol ayağınızı dümdüz uzatıp (aynada kontrol ederek) yavaş yavaş yine eski duruma getirin. Aynı hareketi bu kere de öbür kol ve bacağınızla tekrar edin.
Bu hareketlerle karın kaslarınız güçlenip sırtınız daha esnek olacaktır.
1. Bir tabure alın, aranıza bir taburelik uzaklık bıraktıktan sonra önünüze koyun. Bir ayağınızı taburenin kenarına dayayın, öbür ayağınızı yere basın ve ayağınızın ucunu hafifçe dışa doğru çevirin. Bu arada ağırlığınızı yavaş yavaş yerde duran, ayağınızdan tabureye dayalı olana verin ve öne doğru yaylanın. Sonra ağırlığınızı yine yere basan ayağınıza vererek aynı hareketi ayak değiştirerek tekrarlayın.2. Bu hareketten (No.l'deki) sonra vücudunuzun üst kısmını öne doğru eğin. Öyle ki, vücudunuzun üst kısmı tabureye koymuş olduğunuz bacağınızın üst kısmına dayansın. Aynı şeyi öteki bacakla da tekrarlayın.3. Taburenin üstüne oturun. Vücudunuzun üst kısmını dik tutarak bir bacağınızı yavaş yavaş yere paralel oluncaya kadar kaldırın. Yeniden indirerek hareketi öbür bacağınızla tekrarlayın. Bu arada, uzatmış olduğunuz bacağınızın ucu ile daireler çizin.4. Dik olarak oturup bir bacağınızı taburenin üzerine dayayın. Bu bacağı çabucak ötekiyle değiştirirken vücudunuzun üst kısmını hareketsiz tutun.
5. Taburenin üstündeki bacağınızı hafifçe dışarı doğru kırın. Bu hareketi 2-3 kere tekrarlayıp diğer bacağınızla devam edin. 6. Yere uzanıp her iki kolunuzu omuz çizgisinde yanlara açın. Bir dizinizi kendinize doğru çekerek sağa sola hareket ettirin. Vücudunuzun öbür kısımları hareketsiz kalsın. Hareketi öteki dizinizle tekrarlayın.7. Aynı şekilde yere uzanıp bu kez her iki dizinizi de kendinize doğru çekerek sağa ve sola hareket ettirin. Bu egzersizleri yaparken belden yukarınız ve başınız hareketsiz kalsın.1. Dizleriniz ve ellerinizle odanın içinde emekleyin. Bu arada sırtınızı düzgün tutun.2. Yine elleriniz ve dizleriniz üzerinde durun. Sağ elinize dayanarak sol kolunuzu kaldırırken derin soluk alın. Hareketi öbür el ve kolunuzla tekrarlayın.3. Elleriniz ve dizleriniz üzerinde durun. Bir kolunuza yaslanarak yaylanın. Bu arada soluk verin. Hareketi öbür kolunuzla da tekrarlayın.4. Sırtınız dik duracak biçimde oturun, ayak tabanlarınızı birbirine dayayın ve topuklarınızı kendinize doğru çekin, Ayak bileklerinizi tutarak dirseklerinizle uyluklarınıza bastırın. 20 saniye bu şekilde durun, Bunu birkaç kez tekrarlayın.5. Bacaklarınız hafif ayrık ve yüzünüz sandalyeye dönük durun. Sırtınızı dik tutarak bacaklarınızı açın ve sandalyeden destek alarak çömelin. Rahat durabildiğniz sürece bu durumda kalın. Ayaklarınızı yere düz basmakta güçlük çekiyorsanız, topuklarınızın altına battaniye yerleştirebilirsiniz. Ayağa kalkarken başınız dönebilir bu nedenle yavaş kalkınSırtüstü uzanın, dizlerinizi bükün ve ayak tabanlarınızı yere basın. Şimdi idrar yaparken birden idrarınızı tutar gibi kalça kaslarınızı sıkın, bunu dura dura tekrarlayın. Daha sonra bir süre kasılı tutun ve yavaş yavaş bırakın. Bu egzersizi günlük işlerinizi yaparken uygulayabilirsiniz.Egzersizlerin uygulanması sayesinde kalça kasları güçlendirilerek idrar kaçırma gibi istenmeyen şikayetler önlenebilir, ve doğumda bacaklarınızı yanlara doğru açabilmeniz kolaylaşır.
DİĞER KASLARI GÜÇLENDİRİCİ EGZERSİZLER
Rahatça uzanın. Dilerseniz sırtüstü, yastıklarla desteklenerek ya da bir bacağınızı büküp altına minder koyarak yan yatabilirsiniz. Şimdi vücudunuzun her bölümündeki kasları sırayla kasıp gevşetin. Bu işe ayak parmaklarınızdan başlayın ve yukarılara doğru çıkın. 8-10 dakika bunu yaptıktan sonra vücudunuzu boş bir çuval gibi bırakın.
Nasıl soluk alıp vereceğinizi ve kaslarınızı nasıl gevşeteceğinizi bilirseniz doğum sırasında kasılmalara uyum sağlar ve enerjinizi boşa tüketmezsiniz.
SOLUK ALIP VERME EGZERSİZLERİ
Hamilelik ilerledikçe anne ve çocuk organizmasının oksijen ihtiyacı çoğalır, Bebek büyüdükçe hamilenin kan hacmi artar. Bundan ötürü anne soluk alma tekniğini geliştirmezse, hem kendisi, hem de bebek oksijen sıkıntısı çeker. Bu ise annede çabuk yorulmaya, bebekte de gelişme bozukluklarına yol açar, Nefes alma tekniği aynı zamanda doğum sancıları sırasında ağrılı korku kramplarından sizi koruyacaktır. Bu tekniğin amaçları sizlere, nasıl soluk alacağınızı, ne şekilde ciğerlerinizden ve karnınızdan soluk alıp vereceğinizi, ciğerlerinizde mümkün olduğu kadar fazla havayı nasıl tutabileceğinizi, normal olarak dakikada 16-18 soluk alıp verirken bunu nasıl 25'e çıkarabileceğinizi öğretmektedir. Soluk çalışmalarınıza başlarken kendinizi ilk alıştıracağınız nokta, ağzınız kapalıyken soluk alıp, açıkken soluk vermektir. Ciğerlerinize daha çabuk ve çok miktarda hava doldurmak için hiçbir zaman acele soluk almayınız. Aksi halde istediğinizin tersi olur. Çabuk, ama derin soluk alırsanız ciğerlerinize daha çok hava doldurabilirsiniz, Soluk çalışmalarının ritmi ağrının artması ve azalmasına göre ayarlanır, yani ağrı ile birlikte soluk alınır.
Doğumdan önce eşiniz arkadaşınızla soluk alıp verme çalışmaları yapın. Düzenli ve yavaşça soluk alıp verin. Soluğunuzu bırakırken iç geçirme gibi bir ses çıkarın
Hafif soluma
Bu tür soluk alıp verme, sancının zirvede olduğu an yararlıdır. Ağzınızdan akciğerlerin üst bölümlerine doğru hafif hafif soluk alıp verin. Eşiniz elini kürek kemiklerinize koyarak soluk alışınız sırasında kemiklerinizin hareket ettiğini hissedebilmelidir. Hafif hafif soluk alıp vermeye çalışın, ancak gerek duyarsanız arada bir derin soluklar alabilirsiniz.
Derin soluma
Bu tür soluk alıp verme ise sancıların başında ve sonunda rahatlatıcıdır. Rahatça oturup iyice gevşeyin. Burnunuzdan akciğerlerinizin altlarına doğru derin derin soluk alın. Eşiniz elini belinizin yanlarına koyarak göğüs kafesinizin hareket ettiğini anlayabilir. Şimdi soluğunuzu hafifçe dışarı vermeye yoğunlaşın. Ardından doğal düzende soluk alıp verin.
Sık soluma
Doğum ağrıları sırasında, rahim ağzı tam açılmış olmasa bile ıkınma hissi gelebilir. Bunu önlemek için iki kez üst üste kısa soluk alıp bunu bir defada verin.
Doğru soluk alıp verme tekniği, sizi doğum sancıları sırasında ağrılı korku kramplarından koruyacaktır.
GEBELİK SIRASINDA BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ KURALLAR.
Gebelik süresince kendinizi dik tutun ve sırtınıza fazla yük bindirmeyin. Yaptığınız her harekette bebeğinizi düşünün.
Ağır kaldırmayın ve belinizi koruyun.
Dik Durma
Özellikle sırtınızı gerip dik durmaya çalışmalısınız. Böylece bebeğin ağırlığı kalça, uyluk, karın kaslarında bölünecektir. Özellikle sırt ağrılarının önlenmesinde dik duruşun çok önemli bir yeri vardır.
Eşya Taşıma
Yerden bir şey kaldırırken dizlerinizi büküp sırtınızı dik tutmaya çalışmalısınız. Kaldıracağınız eşyaya uzak durmayın, olabildiğince yanaşın. Yüksek bir yerden bir eşya indirmeyi ise kesinlikle siz yapmamalısınız.
Nasıl İş Yapmalı?
Yere yakın çalışmaya özen gösterin. Ayakta belinizi bükerek öne eğilmek yerine dizlerinizin üzerine oturarak ev işlerinizi yapın.
Nasıl Yatmalı
Gebeliğin sonlarına doğru bir bacağınızı küçük yastıklarla destekleyerek yatın. Başınızın altına çok yastık koymayın. Omurganıza zarar verebilir. Gebeliğin sonlarına doğru sırtüstü düz yatmayın, bu şekilde yatış bebeğe giden kanı, dolayısıyla oksijeni azaltır.
netten alıntıdır.

HANGİ MEYVENİN NE YARARI VAR?



Çilek: Strese iyi geliyor, sakinleştirici etkisi var. Sigara dumanının etkilerini azaltıyor. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması öneriliyor. Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi bulunuyor. Kansere yakalanma riskini azaltıyor, mide ve bağırsak zayıflıklarını gideriyor. Safra kesesi hastalıklarına iyi geliyor ve yüksek ateşi düşürüyor. Dişlere ve diş etlerine iyi geliyor, diş taşlarının oluşmasını engelliyor ve cilde canlılık kazandırıyor.



Karpuz: Böbreği temizliyor, astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastalıklara iyi geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Karpuz çekirdeklerindeki Cucurbocitrin adlı madde kan basıncını düşürmeye ve düzenlenmeye yardımcı oluyor. Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi geliyor.



Kavun: Kanı temizliyor ve antioksidan özelliği bulunuyor. Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor, bağırsak ve cilt kanserine karşı tavsiye ediliyor.



Şeftali: Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı koruyor. Sindirim sistemini çalıştırıyor ve hazmı kolaylaştırıyor. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor ve idrar sökücü.



Kayısı: Kan yapıcı ve kansızlığa iyi geliyor. Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri bulunuyor. Özellikle akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve kataraktın önlenmesinde yardımcı oluyor. Kemik erimesinin önlüyor, sinirleri gevşetiyor ve uyku veriyor. Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalı. Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katıyor.



Muz: Kalp ve kas sistemine yararlı. Yorgunluğa ve ishale birebir. Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahip. Uykuyu düzene sokuyor, ülseri önlüyor ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı oluyor. Kolesterolü düşürüyor ve migren ağrısına faydalı. Böbrek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici özelliğe sahip.



Kivi: Başlı başına bir C vitamini deposudur. Bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası bulunuyor. Kivinin bitkisel besinleri DNA'yı koruyor. Antioksidan özelliği bulunuyor ve kan şekeri kontrolü için yararlı. Kolon kanserini engellenmesine yardımcı oluyor. Astıma karşı koruma sağlıyor, kan inceltici özelliğiyle kan pıhtılaşması riskini önemli bir şekilde düşürüyor ve kandaki yağ miktarını azaltıyor.



Vişne: Şeker oranı kirazdan düşük olduğu için daha az kalori içeriyor. Ateşi düşürüyor ve susuzluğu gideriyor. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içeriyor.



Armut: Kalp, damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırıyor. Yüksek tansiyonu olanlar ve böbreklerinde sorun yaşayanlar için faydalı. Kansızlığa ve kabızlığa iyi geliyor.



Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenliyor. Karaciğeri temizliyor. Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yeniliyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, kansızlığı gideriyor ve bebeklerin gelişimi için çok faydalı.



İncir: Bağırsakları çalıştırıyor, enerji veriyor ve cinsel güce yardımcı. Yüksek kan basıncını düşürüyor, kemik yoğunluğunu artırıyor.



Ananas: Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarıyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, iltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla iyileşmesini sağlamada etkili.


samanyoluhaber.com'dan alıntıdır.

Hayat kurtaran bitkisel reçeteler


Unutkanlıktan kurtulmak ve sigarayı bırakmak için...Lavantanın hepatit hastalarına, brokolinin de prostata iyi geldiğini dünyaya açıklayan Prof. İbrahim Adnan Saraçoğlu'ndan önemli sorunlar ve reçeteler...


UNUTKANLIĞA VE ALZHEIMER’E KARŞI HAVUÇ SUYUÜç ay boyunca her gün, akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış bir bardak havuç suyu içilecektir. Üç ay tamamlandıktan sonra haftada en fazla 2-3 defa yine akşam yemeklerinden iki saat sonra bir bardak havuç suyu içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Havuç suyunu içtikten sonra üzerine başka bir şey tüketmemeye özen gösterilmelidir. Her gün akşam taze olarak hazırlanması ve fazla bekletilmeden tüketilmesi gerekir. Birkaç günlük hazırlayıp, buzdolabında saklamayınız.


HER GÜN TAZE HAZIRLAYINBu uygulama aynı zamanda akciğer- ve deri kanserine ve de kalp krizine karşı da bir önleyicidir. Kür 1 ile havucun yukarıda bahsedilen diğer bütün özelliklerinden istifade ediyorsunuz demektir. Piyasada satılan hazır havuç suları bu amaç için kullanıldığı taktirde başarı oranı hemen hemen %70 oranında azalabilmektedir. Bu nedenle havuç suyunu mutfağınızda kendiniz taze olarak hazırlarsanız çok daha çabuk ve başarılı sonuç alırsınız.


AMAN DİKKAT!Beta-karotenin deri ve cilt kanserini önlediği bilinmektedir. Bu nedenle bir grup Avusturalyalı bilim adamı, beta-karotenin bu gücünü ortaya koymak için klinik deney başlatmışlardır. Yapılan bu klinik deneylerin sonucunu, 21 Mayıs 2003 tarihinde, Journal of the National Cancer Institute Dergisinde açıkladılar. Bu araştırmanın sonuçları oldukça şaşırtıcıdır. Alkol veya sigara içenler betakaroten aldıkları taktirde bağırsak adenomlarında, bağırsak kanserinin ön basamak oluşumlarında en az iki misli artış gözlenmiştir.Üç ay boyunca her gün, akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış bir bardak havuç suyu içilecektir. Üç ay tamamlandıktan sonra haftada en fazla 2-3 defa yine akşam yemeklerinden iki saat sonra bir bardak havuç suyu içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Havuç suyunu içtikten sonra üzerine başka bir şey tüketmemeye özen gösterilmelidir. Her gün akşam taze olarak hazırlanması ve fazla bekletilmeden tüketilmesi gerekir. Birkaç günlük hazırlayıp, buzdolabında saklamayınız.


KABIZLIK iÇiN PORTAKAL YAPRAĞIŞiddetli ve kronik kabızlık şikayeti olanlar için, mükemmel bir destekleyici kür. 9- 10 adet taze portakal yaprağı bir su bardağı suda 6 dakika hafif ateşte kaynatılır. 6'ncı dakikadan sonra ocaktan indirilir ve ılımaya bırakılır. Sabah kahvaltısından 1 saat sonra tamamı içilir. Bir hafta boyunca bir gün arayla her defasında taze hazırlayarak içilir ve kür sonlandırılır. Kabızlık şikayetinin durumuna göre haftada 2-3 defa tekrar edilebilir. Not: Kurutulmuş portakal yaprağının bu anlamda etkisi yoktur ve kullanılmamalıdır


SAÇ DÖKÜLMESiNE LAVANTASaç dökülmesine karşı uygulaması oldukça kolay olan bitkisel kür önermekteyim. Bu kürü evinizde kolaylıkla uygulayabilirsiniz. Lavantanın doğru türü en etkili olanıdır. Bir tutam (yaklaşık 5g) lavantayı 750 ml kaynamakta olan suya ilave ediniz. Yaklaşık 5 dakika yüksek sıcaklıkta (kaynama noktasına yakın) demleyiniz. Demleme tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz ve ılıkken süzünüz. Eğer, saçlarınız temiz ise demlediğiniz lavanta suyu ile saçlarınızı yıkayınız ve yarım saat etki ettiriniz.Yarım saat etki ettirdikten sonra sadece suyla durulayınız. Eğer, saçlarınız kirli ve çok yağlanmış ise, önce sabun (tabii yeşil sabun) veya şampuanla yıkayınız. Sonra demlenmiş lavanta suyu ile yıkayarak, yarım saat etki ettiriniz. Daha sonra sadece su ile durulayınız. Saç dökülmesi durana kadar haftada bir-iki defa uygulanır. Saç dökülmesi durduktan sonra önleyici amaçlı olarak zaman zaman uygulanır. Eğer, saçlarınızda kepek var ise veya saçlarınıza parlaklık ve canlılık kazandırmak istiyorsanız, bunun için çözüm ısırgandır.


SiGARAYI BIRAKMA KÜRÜSigara bıraktırma kürü için "Leontice leontopetalum" (Memleketimizde yöresel olarak birkaç değişik isim altında tanınan Leontice leontopetalum”un en çok kullanılan isimleri Arslanpençesi, Arslankulağı'dır) bitkisinin doğru türünün saplarını önermekteyim.Bu kür kibrit çöpü uzunluğunda kesilmiş 50 adet bitki saplarıdır. Canınız her sigara istediğinde, bitki çöplerinden bir tanesi ağıza alınarak ucundan 2-3 cm kırılarak çiğnenir. Çiğnemeye başladıktan sonra sigaraya olan içme isteği yok olur. Çiğnediğiniz 2-3 cm uzunluğundaki çöpü tükürebilir veya yutabilirsiniz. Her sigara içme isteği geldiğinde aynı şekilde çöpten 2-3 cm çiğnenerek küre devam edilir.

Ahenkli Düşünce


Ahenkli Düşünce ve Davranış
Bir adam doğru olmayan yollardan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur . Günahlarından bir nebze olsun arınmak ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli’nin (
İneği nasıl kazandığnı Hacı Bektaş Veli’ye uzun uzun anlatır.

Adamı dinlyen Hacı Bektaş Veli kararını verir.- ‘ Uygun değildir. Kabul edemeyiz ‘ diyerek kurbanı geri çevirir.
Çok sıkılan adam ne yapayım ki diye düşünerek Konya’da bulunan Mevlana Celaleddin Rumi’ye ((d. 1207 - ö. 1273),gitme kararı alır. Mevlevi dergâhına varır ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır . Mevlana adamı dinledikten sonra tereddüt bile etmeden hediyeyi hemen kabul eder. Adam beklemediği bir kabul ile şaşkınlılık geçirir ve kendinde olmadan; ayni şeyi Hacı Bektas Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.
Mevlana şöyle der:
- Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam hediyesinin kabul edilmesi sevinci ile geri döner. Şaşkınlığı geçmeyen adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı’na gider ve Hacı Bektas Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli’ye sorar.

Hacı Bektas da söyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”
Böylesi tevazu, Böylesine incelik , Aynı konuda Tamamen birbirlerinin tersi davranış sergileyen böyle insanların hem kendi yaptıklarını hem de muhatabının yaptıklarını böylesi ahenk içinde açıklayabilmeleri, birbirlerini yermek yerine birbirlerini yüceltmeleri insan nasıl olura verdikleri en güzel örnek sanırız.


1209-1271 ) - dergâhına kurban olarak bağışlamak ister O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görmektedir.

Nasıl Bakmalı Hayata ?


Amerika da ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava.... Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlaniyordu . Futbolcu yakalanmıştı.Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi.Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu.Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:´Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inaniyorum.Buna az sonra sizler de inanacaksiniz.Neden mi?Bakın, şimdi 1´ den 10´ a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karisi bu kapidan içeri girecek...

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10...´ Bütün jüri kapiya döndü. Kimse girmedi içeri .Avukat bir savunma dahisiydi , öldürücü hamlesini yaptı:´Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz.Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapiya baktınız.İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum.´Jüri, ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu sekilde sonuçlandi.Mahkeme çıkışında avukat , bayan jüri baskanina yaklasti:´10´ a kadar saydigimda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız.Neden böyle bir karara imza attınız?´´Doğru´ dedi jüri başkanı ;´Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu !.. ´

NOT: En iyi analist herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelenbakışları izleyen kişidir.
Related Posts with Thumbnails