gdo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gdo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yediklerimiz GIDA mı, teknolojik YARATIKLAR mı???

Sabah dinlediğim bu videodan sonra günüm feci bir hal aldı diyebilirim. Daha önce sizlerle Arsenikli tavuk, süt tozu ve food inc belgeseli hakkında yazılarımı paylaşmıştım. Durumun vehameti hakkında az çok bilgimiz olsa da, her yeni bilgi beni yeniden çökertiyor adeta. Gıdanın endüstrileştirilmesi, adeta modern katillik gibi. UHT sütler hakkında Kemal Özer'in aşağıdaki videoda anlattıkları, beynimin içinde dönüp dolaşıyor. Güvenilir bir satıcıdan açık süt alıp kaynatarak oğluma içirdiğim halde, UHT süt kullandığım dönemler de olmadı değil. Kaldı ki, bu sabah içtiğim kahveme de UHT süt eklemiştim :( Yediğimiz yoğurtlar, içtiğimiz hazır ayranlar, beyaz ekmek !!!! Kemal Özer'in dediğine göre ekmeğin üzerine sağlığa zararlıdır ibaresi yazılmalıymış :( İlahi, sanarsın ki sigara içiyoruz. Yok değil, baya bildiğin ekmek yiyoruz ama içten içe kemiriyormuş meğer o ekmek bizi ...Ben bu gidişle geçenlerde yaptığım ekmekten başkasını yemeyeceğim.. diyeceğim ama... Aldığım un ne kadar güvenli ondan da emin değilim ki... Ferdi Tayfur'un yıllar önce söylediği "Hadi gel köyümüze geri gönelim" şarkısını şimdi anlıyorum galiba. Yana döne köyü olan arkadaşlardan tam buğday unu arıyorum, tavuk ve büyükbaş hayvan da cabası.

Tüm bunların yanında, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı firmaları deşifre etti. Üstelik belki inanamayacaksınız ama bu firmaların içinde PINAR da var. Buyrun bu linkten gözlerinizle görün. %100 dana yazan Pınar sosisin içinden kanatlı eti çıktığı tesbit edildiği gibi, deşifre edilen diğer firmaların ürünlerinde de at eti, eşek eti, domuz eti vb şeylere rastlanmış. Tabi bu bir kısmı, umarım devamı da gelir de biraz bu konularda bilinçleniriz.


KanalA-29-03-2012 ile ozerkemal

Nasıl olacak bilemiyorum, sonumuz bu gidişle ne olacak bilemiyorum.

Hayır olsun, gözümüz açık olsun, uyumayalım diyebiliyorum...

Sevgiyle...

Süt Tozu ( Kahve Kreması ) Artık Benim İçin Tarih Oluyor

Yakınlarım çok iyi bilirler, tam bir kahve severim. 
Filtre kahve, granül kahve, Türk kahvesi ve hatta expresso :)
Güne mutlaka kahve ile başlarım ve sanıyorum ki kahve ile bitiririm. 
Haa burdan şu anlaşılmasın, öyle bardaklar dolusu da içmem. Günde en fazla 3 kupa...
Hele kış günleri ofise gelip de sıcacık kahveyi koklaya koklaya içmek yok mudur? 
Tadına doyulmaz...

Kahve ( granül ) de mutlaka süt ile içilir öyle değil mi? 
Sütsüz sevenler de var gerçi ama ben öyle içemiyorum. 
Ve bu güne kadar bol bol süt tozu kullandım ki malesef diyorum şu an.

Neden malesef diyorum:
İşlenmiş bir ürün bir kere. 
Yani kimyasal işlemlerden geçiyor. 
Doğal değil ve özellikle çok çok çok yağ içeriyor.
Ramazan'ın bana kazandırdıkları arasında süt tozunu artık istememek de geliyor. 
Ramazan boyu kahvemi "süt" ile içtim. 
Başlarda çok yadırgadım, olmuyor böyle dedim ama alıştım sanırım. 
Artık süt tozu rahatsız eder oldu beni. Ki iyi ki de öyle olmuş...Baksanıza:

Üstelik aynı şeyi 2008'de de yapmış!!!
Dünya nereye gidiyor, bu gidişle sonumuz ne olacak bilemiyorum?
Yediğimiz içtiğimiz zehir misali...



Food INC, MUTLAKA İZLENMELİ

                                   


DOĞA
Ve DOĞAL olanı her zaman tercih etmeli...
Ama günümüz şartlarında öyle zor ki...
Bu belgeseli mutlaka seyretmeli...
İşte aşağıda kısa bir özeti...

Bugün, Amerikan gıda endüstrisi için yetiştirilen bir tavuğun yaşamı yalnızca altı hafta. Hareket etmelerinin imkansız olduğu daracık kafeslerde, hiç ışık görmeden yaşıyorlar. O kadar şişmanlatılmış durumdalar ki, kendi ağırlıklarını taşımaları, ayağa kalkmaları imkansız. Bugün, Amerikalı bir çiftçinin kendi mısırını üretmesi söz konusu değil, yalnızca Monsanto’nun genetiği değiştirilmiş ve patenti alınmış mısırını satın alıp yetiştirebilir. Yine bugün, Amerika’da tüketilen etin hepsi yalnızca dört büyük şirketten geliyor. Tavukların göğüsleri büyüdükçe ve domatesler dayanıklılık adına genetik olarak değiştirildikçe, her yıl 73.000 Amerikalı E. coli bakterisinin kurbanı oluyor. Diğer yandan obezite tavana vuruyor ve şeker hastalığı daha önce görülmemiş oranlara yükseliyor.

Gıda Ltd. Amerikalıların marketlerden aldıkları yiyeceklerin aslında nereden geldiğini ve bunun gelecek nesillerin sağlığı için ne anlama geleceğini anlatıyor. Aynı zamanda, bir takım şirketlerle devlet kurumları arasındaki dostane ilişkiyi anlatıyor; tüketici sağlığına, tarıma, çiftçilere, hayvan haklarına ve çevreye düşman bir dostluğu. Türkiye'de GDO'lara karşı yürütülen kampanya döneminde bu filmi izlememiz özellikle önemli; bu anlamda Gıda Ltd. belgeseli bir tür harekete geçme çağrısı gibi. Ne yediğimize dair korkunç gerçekler başka bir dizi gerçekle iç içe geçiyor; endüstriye, sömürüye ve açgözlülüğe dair gerçeklerle... Gıda Ltd. uyandırıyor, şok ediyor ve mide bulandırıyor.
Buradan alıntılanmıştır.

Related Posts with Thumbnails