Urfatutkunu'nun şiirleri

Sevgili dostlar, Bir Milyon Kalem sitesinde de yazıyorum zaman zaman. Orada bugün paylaştığım yazımdan yola çıkarak bir arkadaş Urfatutkunu Aslıhan'ın bir şiirine ulaşmış. Ona çok teşekkür ediyorum ben unutmuştum bu şiiri. Şiir 2007 senesinde yazıldı. Yani aşağı yukarı Gazze ablukası zamanlarına denk geliyor. Aynı şiiri diğer bloğumda ( sevdiğim şiirleri paylaştığım ) da paylaştım. Şiiri çok seviyorum, yazamıyorum ama çok ciddi şiir okuyucusuyum. Kocasinan şiirleri de hakikaten severek okuduklarım arasındadır.

Bir de açıklama yaparak sözlerimi bitiriyorum ve sizi şiirle başbaşa bırakıyorum:

Kocasinan, Aslıhan'ın ( Urfatutkunu ) şiirlerinde kullandığı mahlasıdır.

Şiir için buraya bir tık...


18 Yıl Önce Ben...


Evet tam 18 yıl önceydi. Ortaokuldaydım ben, 12 yaşımda… Bir ödev verdi öğretmenimiz. Kompozisyon ödevi, konusu “Ütopya” … Hiç unutmam o gün yazdıklarımı… O günden sonra “ütopya” kelimesi benim için çok özel olmuştur, sanki ismim gibi yanımda taşırım…

O gün için ütopyam ne ise, hala aynıdır değişmedi asla. Dünya değişti, zaman değişti, ben büyüdüm, ütopyam aynı kaldı. Şimdi farkındayım ki 18 yıl önce ütopik gördüğüm düşüm, artık düş değil. Yeşermeye başlamış düşünceler, hayaller.. Sevindim biliyor musunuz, daha yaşanası bir dünya adına duygulandım, yüreklendim…

“ Barış ve kardeşlik içinde, ırk, din, dil farkı gözetmeksizin, bunların bizi ayıran değil güzelleştiren unsurlar olduğunu bilerek ve fark ederek yaşamak istiyorum. Sınırların olmadığı, sadece insanlığın olduğu bir dünyada, özgürce bisikletimi alıp kardeşlerimi dolaşmak istiyorum. Kurşunun, silahın, atom bombasının tamamen yeryüzünden silindiği, hatta artık böyle kelimelerin bile olmadığı bir dünya hayal ediyorum. Herkesin özgür olduğu, birbirine saygılı olduğu, kan dökmenin meşru görülmediği bir dünya istiyorum. Çok şey mi istiyorum? “


İşte özetle bunlardı 18 yıl önce yazdıklarım. Öğretmenim çok beğenmişti. Ben de çok beğenmiştim çünkü bu yazı insanlık yazısıydı benim için. O zamanlar Bosna Hersek savaşı vardı, büyümeye adım atan bir çocukken aklım almıyordu böyle şeyleri. Dünyanın sessiz kalmasını anlamlandıramıyordu beynim ve kalbim. Belki onun etkisiyle yazmıştım bunu, aynı yazıyı bugün de Gazze için ve dünyanın her neresinde olursa oldun haksızlığa ve zulme uğrayan, dini, dili, ırkı, rengi, adı sanı ne olursa olsun zulüm gören, haksızlığa uğrayan insanlar için yazmış olayım. İNSANIZ çünkü biz, başkası gelmez elimizden. Yeşertmektir görevimiz, öldürmek değil.

Sözlerime son verirken, Urfatutkunu’nun bu yazısını okumanızı rica ediyorum. Sevgiyle ve barış içinde kalın…

Not1: Yukardaki fotoğraf, İnsani yardım gemisinden bir kardeşlik ve barış karesidir. 
Not2: 18 yıl felan deyince merak edener olabilir, şu an 31 yaşındayım:)





Teneke Kutu Yenileme


Bu işi sevdim ben:) O kadar kolay ve o kadar hızlıca yapılıveriyor ki, bir anda birkaç kutu birden boyanabilir. Hızlı yapılmasının yanında çok da şık oluyor, dedim ya ben sevdim bu işi:) Söylemeden geçmeyim bu kutunun kapağının başına neelr geldi bilseniz:) Vernikten sonra kuruması için pencerenin kenarına koydum, aslında aklıma da geldi rüzgarlı bir gündü:) Bir baktım ki yok, 11. kattan aşağı uçuvermiş. GEcenin bir vakti sağolsun eşim aşağı indi buldu geldi:))



Kutu kapağımız dolayısıyla hafiften darbe aldı ama  olsun:)
Nasıl mı yapılıyor peki bu kutu? Tekrar yazayım önceki yazılarımı görmemiş arkadaşlar olabilir.

Beğendiğiniz renkte akrilik boya
Fırça
Transfer tutkalı ( şeffaf tutkal ) 
Vernik ( Sprey vernikler çok pratik )
Peçete vb. transfer edilecek malzeme / desen

Tamamen kapanana kadar birkaç kat boyayı uygulayın. İlk kat kurumadan ikinci kat boyayı sürmeyin düzgün olmaz. Ardından peçetedeki deseni kesin, kutunun uygulayacağınız bölgesine koyun ve üzerine fırça ile şeffaf tutkal sürün. kuruyunca da vernikği uygulayın ve güle güle iyi günlerde kullanın :)

Dünya Dilinden Şiirler Mehtap Tv'de



Unutanlar varsa diye hatırlatayım dedim, Yumurcak tv, Trt Avaz, Kon Tv veya mehtap tv'yi açmayı unutmayın. Dünya Türkçe konuşuyor, konuşmakla kalmıyor şiir okuyor.



Üstüne üstlük bu güzel program şu anda Konya'da... Şiirin sultanının diyarında...Mevlana Kültür Merkezi'nde... Şeb-i Arus törenlerinin yapıldığı salonda...

Üstelik bir jüri var ki sormayın...

Dikiş Nakış :)


Güzel haberlerle uyandık bugün. İsrail'den 1 ağır yaralı hariç herkes döndü. Artık yüzler gülümsüyor...


Çok şirin bir kumaştı bu. Kıyafetin orjinali tülbent başörtüsünden yapılmıştı, yakın bir arkadaşımda görmüştüm. Sağolsun istedim verdi kalıp çıkarmam için. Bu kumaşla da çok şık oldu ama tülbent ile de yapacağım yaz günleri için harika bir tamamlayıcı oluyor...

Not:

"İsrail sen suçlusun" anketine katılmak için buyrun...

Bir Bardak Havuç Suyu

Çağımızın hastalığı malum, UNUTKANLIK. 

Son yıllarda unutkanlığa karşı da savaş açmış durumdayız. Ülkemizde tüketilen havuç suyu miktarı giderek artıyor. Malum bitkisel ilaçlar ve kürleri tavsiye edenler de baya tutuluyorlar bu ara. Havuç suyunun unutkanlığa iyi geldiğini söylüyor bu isimler. Ne güzel, doğal bir yöntemle bu derdimize çare bulabileceğiz.

Son derece ehemmiyetli havuç suyu. Malum unutkan bir milletiz biz. Kin tutamayız, unutuverir sarıp sarmalarız düşmanımızı bile. "Affetmek büyüklüktür" elbet, buna diyecek sözüm yok ama, bu konuda biraz dozu kaçırıyoruz sanki. Bizimki affetmekten de öte, dövene elsiz, sövene dilsiz oluveriyoruz bir anda...Eee bu da dervişlik mesleği ama malum derviş de değiliz...

Herneyse gelelim asıl ve asil konumuza...

Malum, iki gündür ateş düştüğü yeri yaktı. Bu ateş insanlığa düştü ki ne düşüş. Ne acı verdi tüm dünyaya. Bir değil bin "Ahhh" işitildi bir anda... O gemilerde çarptı kalplerimiz, aklımızdan çıkarmak istesek de çıkaramadık. Çok acıydı ve çok acıttı çünkü. Anlaşılamaz ve cüretkar bir hareketti, hala anlayamadık... Konuştuk, söyleştik, mitingler yaptık, boykot listelerini paylaştık çarşaf çarşaf... Dualar ettik, haberleri kaçırmadan izledik, endişelendik...

Şimdi duyar gibiyim, önce havuç suyu, ardından boykot meselesi. Ne alaka!

Diyeceğim o ki, UNUTKANIZ, iki gün geçse aradan biz Bihter'i konuşmaya dalacağız. Hatta çıkıp onun ayakkabısından aramaya, bulamadığımızda da dövünmeye başlayacağız. Yaprak dökümü gibi her geçen gün biraz daha döküldüğümüzün ne zaman farkına varacağız? Gazze'de ve dünyanın dört bir yanında çocuklar açlık içinde kıvranırken, biz fazla yemekten yağ bağlamış vücudumuzu nasıl forma soksak diye düşünüyor olacağız. Boykot dediğimiz şeyi belki o gün hatırlamayacağız bile! Çünkü biz UNUTKANIZ... 

Ne diyeyim, unutmamak için bol bol havuç suyu mu içsek? Ne dersiniz?
Ya da arama motoruna "Gazze" yazıp görselleri mi incelesek? Tabi yüreğimiz kaldırabilecekse...
Sizce unutmamak için hangisi daha etkili!!!


Bizim Paramızla Kurşun Alamasınlar - Ortak Olmayalım Bu Katliama

O kurşun...
Barışa sıkıldı...
Kardeşliğe...
Çocukların sevincine;
Anaların umuduna;
Babaların duasına sıkıldı...

O kurşun;
Bir bebeğe, bir yaşlıya, bir anneye sıkıldı...
Bir masuma sıkıldı o kurşun...
Aslında o kurşun...
Tüm dünyaya sıkıldı...

Peki fert fert bize düşen ne?
Masumlara sıkılan kurşuna ortak olmamak...
Elimizle verdiğimiz para ile bir kurşun da biz satın almamak...
Kalkındırmamak...
O kurşuna ortak olmamak bize düşen...

Lütfen, konuyla ilgili bilgilerimizi tazeleyelim. Boykot listesi her yerde ulaşabileceğimiz şekilde yayınlanıyor. Bu listeyi mutlaka defterimize not edelim, çantamızdan çıkarmayalım...
Bebeklere sıkılan kurşuna ortak olmayalım..

Dolaylı da olsa bir kurşun da biz sıkmayalım...

Related Posts with Thumbnails