Büyülü Bohça - Güllü Yeşil Çay


Doğadan önceki sene yaptığı gibi yine bir süprizle karşıladı beni geçen gün. Geçtiğimiz sene gönderdiği kayısılı form çayını çok sevmişken ( ki kokusuna bayılmıştım ), bu kez de büyülü bohça ile geldi evimize. Hani şeffaf poşetli olan. Gerçekten çok emek vermişler, öncelikle kutu tasarımına ve sonra da şeffaf poşet olayına hayran kaldım. Görsel açıdan hakkaten tatmin ediciydi ama açıkçası benim yeşil çay ile pek de aram yoktu. Evet sağlıklı olabilir ama ben yeşil çayı pek içemiyorum. Sanki böyle dilimi yakan garip bir tadı var.




Bu gelen ise “Güllü Yeşil Çay”. Doğrusu yeşil çayın o sevemediğim tadını çok da hissetmedim. Sanki daha light yeşil çay gibi:) Gülün o hafif kokusu daha da kolaylaştırmış içilebilmesini. Ben beğendim doğrusu…




İmza Attınız Mı?


Toplanan imzalar 14.03.2011 tarihinde yetkili mercilere iletilecek
Siz imzanızı attınız mı?

Buyrun buradan...

Blogspot'ta son durum

Bloglarda son durum nedir? 

Hala açılmadı sanırım, ben DNS değiştirdiğim için hepsini açabiliyorum. Dolayısıyla bloglar hala kapalı mı bilemiyorum. Eğer öyleyse de beklediğimden daha uzun sürdü bu yasak. Blog istatistiğime bakınca, eskisine yakın ziyaretçi olduğunu görüyorum. Yani okunabiliyorum ama blog dostlarımın blogları güncellenmiyor. Demek hala yasağın vurduğu biryerler var.

Bir an önce bitsin artık bu yasak...

Ve bir gelişme: 

CUMHURBASKANI ABDULLAH GUL
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, twitter’daki hesabı üzerinden, “Blogların kapatılmasıyla ilgili de çok mesaj alıyorum. Anladığım kadarıyla bu alandaki hukuk gözden geçirilmeli ve kurallar toplu cezalandırmalara fırsat vermeyecek şekilde değiştirilmeli. Bu yönde gereken girişimlerde de bulunacağım” yorumunu yaptı. Sosyal medyanın gücüne de değinen Gül, Mısır örneğini vererek şunları yazdı: “Sizin de takip ettiğiniz gibi geçen hafta Kahire’ye kritik bir ziyaret gerçekleştirdim. Mısırlı gençler, sosyal medyanın gücünü o kadar etkin kullanmışlar ki eski yöneticilerin tedbir almasına bile fırsat kalmamış. Öyle ki ben kendileri ile konuşurken bir taraftan hepsinin masa altından parmaklarının çalıştığını gördüm.”

buradan alıntıdır.

Sanki Zaman Durmuş

Gittik çok şükür son vazifemizi yapmaya. Kapu camiisinde kılınacaktı namaz. Yıllarca Kapu Camii'nde vaaz etmişti. Sanki hepimizin evine gelirdi KonTv'de yayınlanırken vaazları. Hep sevgi derdi, Allah sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisi, insan sevgisi... "Birleşin" derdi, ümit aşılardı. "Hoca korkutmaz, müjdeler" derdi. Güzel yaşadı, hepimiz şahitlik ettik güzel yaşadığına. Ve güzel uğurlandı bugün. Zar zor yürüyen yaşlı başlı dedeler, minicik bebekli anneler, gençler, kadınlar, erkekler... Herkes oraya akın ediyordu. Namaz vaktini Alaaddin Tepesi civarında beklerken, bir ara baktım da gözlerime inanamadım. Tramvaydan inen - abartısız söylüyorum - herkes aynı istikamete gidiyordu. Öbek öbek insan seli... Gözümün nuru İplikçi Camii yanına gelince, orada bile namaz için yer kalmadığını gördük. Bilenler bilir, İplikçi Camii nere, Kapu Camii nere. Kayalıpark'taki postanenin yanında havuz başında bekledik vakit namaz kılınana kadar. Erkekler heryerde namaz kılıyordu. Adeta zaman durmuş, sadece kıpırdanan birkaç çocuklu anne benim gibi. Onun dışında trafik bile akmıyordu. O koskoca yolu - Mevlana yolunu kapatmışlar trafiğe. Zaten insanlardan trafiğin akması gibi bir duruma da imkan yoktu. Vakit namaz sonrası herkes sokakta ilerleyebildiği kadar ilerledi. Her zaman alışveriş yaptığımız sokaklar, şimdi çok farklı görünüyordu gözüme. Kapu Camii'ne gitmenin imkanı yoktu o saatlerde, zira sarraflar, ayakkabıcılar ve bedesten tamamen insanlarla doluydu. Ben öyle sanıyorum ki böyle bir kalabalığı ömrüm boyunca görmedim. Ömrüm dedim de, tam da doğduğum gün Tahir Hocamızın vefat edeceğini nerden bilirdim...

Cenaze namazı için Tahir Hoca'mızın oğlu Abdurrahman Büyükkörükçü tekbir getirdiğinde, hala namaza yetişmeye çalışan bir bölük insan koşarak sokağın başına kadar geldiler. En arka safta bayanlar namaz kıldılar. Ve sonra yola çıktı tabut. Hani gördüm diyemem, öyle bir imkan yoktu zira dediğim gibi yürümenin imkanı yoktu. O sokaklar bu kalabalığı Hacıveyiszade Efendi'nin vefatında yaşamış henüz biz yokken dünyada. Büyükbabam rahmetli anlatırdı, Hacıyeviszade'nin tabutu tam 3 saatte gelmiş 5 dk'lık yolu. Böyle dinlerdim ama, şaşırırdım. "Nasıl yani" diye düşünürdüm. Ve bugün, Sarraflar Yer Altı Çarşısı'nın önünde kurulan sinevizyona baktığımda, bu durumu anladım işte. İnanın Kapu Camisi'nden Üçler Mezarlığı'na yürüyerek 5-15 dk arasında gidersiniz. Bugün tam 2.5 saatte gitti Tahir Hoca. Evet, birebir şahit olduk buna. 

Biz bugün, adı gibi "Tahir" bir hayat süren ve adı gibi "Tahir" olarak Hakk'a yürüyen Tahir Hoca'mızı uğurladık. Artık Mevlana'mız gibi, Hacıveyiszade Hoca'mız gibi, Ali Ulvi Kurucu Hoca'mız gibi ve Şems-i Tebrizi'miz gibi Tahir Hoca'mızı da toprağa verdik.

Allah rahmet eylesin...

Kaybettik, Uğurluyoruz...



Sultan’ül Vaizin
Konya’mızın yeri doldurulamaz Tahir Büyükkörükçü Hocası Hakk’ın rahmetine kavuştu
Az evvel geldik eve, biz gelirken tabutu yola çıkmıştı ancak 5 dk’lık yolu 2.5 saatte alarak az evvel kabrine vardığını Kontv’den izliyorum.
Rabb’im manevi mimarlarımızı başımızdan eksik etmesin, Tahir hocamızı da rahmetiyle karşılasın…

Beni Mutlu Eden Kareler - 1


Emek vermek ne kadar değerlidir öyle değil mi?
Hayat boyu hepimiz emek veririz.Ailemiz için, çocuğumuz için, sevdiklerimiz için, geleceğimiz için vs vs.
Verdiğimiz emeğin karşılığını da görmek isteriz mutlaka, çabalarımızın bir işe yaradığını görmek, bir insanı mutlu edebildiğimizi hissetmek isteriz.

 

El emeği yaptığım oyuncaklarımın sergi ve sizlerle buluşma mekanı.
Çok severek yaptığım, oğlumdan aldığım ilhamla ortaya çıkardığım oyuncaklarımı tanıdığınız -buradan sonraki - mekanım...

Ve işte beni bitiren kareler.
Yaptığım oyuncakların, gittikleri yerde sevildiğini bilmek ve emek verdiğim bir oyuncakla bir çocuğu gülümsetebiliyor olmanın bana verdiği büyük haz.


Çınar'ı bu otoyol projesinin üzerine yatmış oyun oynarken görünce içimin yağları eridi inanın. Daha çok üretmek geldi içimden, daha çok çocuğun mutluluğuna vesile olabilmek.


Bu resimleri benimle paylaşan sevgili arkadaşım Başak'a ve kendi deyimiyle kedi paakı ile böyle oynayıp beni mutlu eden oğlu Çınar'a teşekkür ediyorum.

Sevgiyle kalın...

Not: Oyuncak Dükkanına blogspottan ulaşamıyorsanız, http://oyuncakdukkani.wordpress.com'dan da ulaşabilirsiniz.

Bilim Çocuk Dergisi


Bu aralar blog camiasında mevzu bahis olan yasaklar ve bu durumun sonucunda sürekli yasakla ilgili yazılarım. Baktım ki başka birşey yazmaz olmuşum, sırada bekleyen yazılarımdan ekleyeyim dedim. Daha önce sizlere "Meraklı Minik" dergisinden bahsetmiştim. Aylık bir dergi olan meraklı minik'i bu ay almak yerine, değişik bir dergi deneyelim dedik. Gerçi çok da değişik denemez meraklı minik de Bilim Çocuk da Tübitak'a ait. Ancak gözlemlerimden çıkardığım sonuç şu. Meraklı minik, daha küçük çocuklar için yapılmış gibi, Bilim Çocuk ise yine okul öncesi çocuğa hitap ediyor. İiçerik dopdolu, çizimlere dikkat ettim sevgili blogcu Pınar'a ait çizimler Bilim Çocuk'ta da var. Bu arada ilkokula giden çocuklar için tam ideal bir dergi. İtiraf edyorum ki dergiden ben bile bu yaşımda çok fazla şey öğrendim :) Bu arada çocukların da oldukça dikkatini çekiyor dergi, bir alın inceleyin derim :)


Bu sayıya fotoğrafçılık ve şemsiyeler damgasını vurmuş. Şu çizimlerin güzelliğine bakar mısınız :) Bir de yukardaki çanta şemsiyeden istiyorum, nerede satıldığını bilen gören varsa bir zahmet bana haber etsin :)


Bizim miniğin pek ilgimizi çekmemiş olsa da bu kirpiler, ben baya inceledim. Bakar mısınız çeşit çeşit kirpiler varmış meğer.




Bir de, çocuk dergilerinin olmazsa olmazı dergilerin ekleri var tabi. En çok fotoğraftaki sol üst köşede görebileceğiniz bilgilendirme kartları hoşuma gitti. Meğer ne çok şey geri dönüştürülebiliyormuş. Bir de fotoğraf stüdyosu var ki kartondan yapılan, onu ilerde yapmak için kaldırdım. Bizimkinin eline şimdi uhu felan vermeye gelmez az daha büyüsün bakalım:)
Sevgiyle kalın, bu dergiyi de evinizde bir minik varsa alın okuyun okutun.

Related Posts with Thumbnails