Hızlı Pizza :))



Herşey bir el ilanı ile başladı :))



Eve gittiğimizde apartman kapısındaki ilanların koyulduğu kutudan aldık bu el ilanını... Hiç pizza yemek yoktu aklımızda, hele de hafta içi bir gün pizza yapmak, hayaldi benim için:)) Malum hamuru mayalanacak, içi hazırlanacak, pişecek derken baya zahmetli  ve zaman isteyen bir lezzet pizza. Peki bu zahmete neden hafta içi kalkıştık derseniz, ilanı gösterip "mamaaa" diyen, gözümüze sokan minik kaşif için :) Anne yüreği deyin isterseniz buna kısaca. Ha şunu da belirteyim, hafta içi bana bu minik kuvvet haricinde sanıyorum kimse pizza yaptıramazdı ama emir büyük yerden geldi yapacak birşey yok:) Hızlıca hamur yoğurup, mayalanmasını bile tam olarak bekleyemeden pizzayı hazırlayıp fırına verdik. Ben hamuru hazırlarken, diğer yandan eşim de iç malzemelerini hazırladı. toplamda 40 dk gibi bir sürede pizzamız tamamlandı ( hamur yoğurmaya başlayıp oturup yemeye kadar :)). Bu süreden zaten hamurun mayalanmadığını anlamış olacaksınız:)) Hamurun mayalanmasını bekleyecek zaman olmadığı için, hamurunu çok ince tuttum. Tabi bir de çabucak pişesini istediğim için ince olmalıydı. Siz normal süreler içinde yaparsanız emin olun çok daha iyi olacaktır:))

Yapımına geçiyorum.

Malzemeler:

Hamuru:
yarım kaşık kuru maya
1/2 kilo un
yarım çay kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
yarım çay bardağından biraz daha az sıvıyağ
Ilık su

İç Malzemeleri:
Kaşar
Sucuk
Salça ( ben İnegöl'ümün acısso'sunu kullandım)
zeytin
biber
domates

İç malzemeyi dilediğiniz kadar ve istediğiniz malzemelerden hazırlayabilirsiniz.

1 bardak ılık suyun içinde kuru mayayı eritip 5 dakika bekledim ( 15 dakika kadar beklemeniz en iyisi. dediğim gibi ben zaman olmadığından bekleyemedim. ) . bu esnada içine şekeri de atın ki mayalanma daha hızlı ve güzel olsun. sakın tuzu deydirmeyin mayalanmayı durduruyor. Ardından unu bir kaba koyup, ortasını havuz gibi açın. Bardaktaki sıvıyı burada bekletirseniz daha kolaylık olur. Una eklediğiniz tuz ve yağ ile birlikte hamuru iyice yoğurun. hamur ne kadar yoğurulursa o kadar güzel olur. Bu esnada su ihtiyacınız olursa mutlaka ılık su kullanın. Sonrasında hamurunuz iyice kabarana kadar bekleyin. Veya benim gibi bekleyecek zamanınız yoksa hamuru çok ince tutmak suratiyle yağın ki içi hamur gibi olmasın.

Yuvarlak yapmak yerine ben dikdörtgen fırın tepsisine yaptım. Zamanım yeterl olsa kesinlikle yuvarlak yapardım, pizzanın şekli şemali belli malum:) Tepsinin altına yağlı kağıt serdim, yine de üzerine sıvıyağ gezdirdim ve hamuru avuç içim yardımıyla tepsi büyüklüğünde açtım. Verdiğim ölçüden benim gibi icecik yapacak olursanız 3 büyük fırın tepsisine pizza çıkar. Ya da benim gibi fazla kalan hamurunuzu kızartıp o şekilde değerlendirirsiniz.  Diğer bir alternatif olarak hamurunuzu sonra kullanılmak üzere sera streçe sarıp dondurucuya da atabilirsiniz.

Bundan sonrasıı fotğğraflar anlatsın. Hamurun üzerine acısso sürdüm ( acı biber salçasına benzer bir tür salça - İnegöl yapımı ) . Bunun yerine normal salça da kullanabilirsiniz.






Bu haliyle 200 dereceye ısıtılmış fırına verdim. Yaklaşık 10-15 dk kadar bekledim, piştiğini gördüm. Bu arada piştikten sonra üzerine son olarak rendelenmiş kaşarı da ilave edin ve hemen eriyince çıkarıp afiyetle yeyin.

Afiyet olsun...


Not:
Hazır pizzaları mümkünse yemeyiniz arkadaşlar. Özellikle bazıları hakkında çıkan haberleri zaten hepiniz duymuşsunuzdur. Hijyen kurallarına uyulmamasının yanında etlerin içeriği, kullanılan malzemelerin durumu da malesef bir muamma. Ben çok canım istediğinde mahallemizdeki - hazır pizzaları aratmayan - ........ pizza'da yiyorum. Temiz bir abla yapıyor, bunun yanında ev yapımı ve kullanılan malzemeler belli.
Aman dikkat diyorum...

bu notu yazmama vesile olan sevgili Serra'ya teşekkürler...

Korku ve Ümit Arası

Çocuk eğitimi öyle zor ki, hakikaten işin içinden çıkılmaz durumlar çıkabiliyor karşımıza, elimizin ermediği durumlar olabiliyor. Elimizden geleni işledikten sonra, kuvvetli bir tevekkül ve dua ile artık gerisi için Rabb'imizden yardım istemek gerekiyor. Bu öyle birşey ki, sizin elinizde şekilleniyoır bir hayat. Ve siz doğru mu yanlış mı yaptığınızı bugün değil, yarın değil, yıllar sonra anlayabileceksiniz büyük ihtimalle.. İnce bir sırat çizgisi gibi...

Geçtiğimiz hafta bir arkadaş sohbetinde çocuk yetiştirme mevzuları konuşulup, yurtdışından gelen iki arkadaşımıza oralarda durum nedir soruları sorulmuşken, kardeşim Urfatutkunu Konya'nın yerel televizyonu ( uydu yayını var, heryerden izleyebilirsiniz ) KonTv'de yayınlanan bir programda Vehbi Vakkaoğlu'nun anlattığı bir olayı bize nakletti:

Almanya'da, bir Türk lokantasında bulunan Vehbi Vakkasoğlu şu olaya şahit olur:

Lokantanın bahçesinde bulunan otomatlardan birine 14 yaşlarında bir Türk çocuk yaklaşır, parayı otomata atar ancak otomat parayı aldığı gibi çocuğun istediği çikolatayı da vermez. Kısa tabiriyle makine çocuğun parasını yutmuştur. Çocuk bir iki hafiften yoklar makineyi, bir iki yumruk atar, ne para gelir ne de çikolata. Haydi bir daha der daha set dokunur, birkaç tekme atar, yine yok. Şöyle biraz arkaya eğilip hız alır ve bir omuz atar, bakar yine yok. Para gitti, çikolata makinede kaldı, makineye "Allah belanı versin" tarzında bir tükürük uçurur ve büker boynunu olay mahallini terk eder...

Çok geçmeden 7 yaşında bir Alman kız çocuğu gelir. Otomata parayı atar, bekler ama o da çikolatasını alamaz. Para yutucu makine yine görevini yapmış ve parayı yutmuştur ancak gereken ürünü minik ellere teslim edememiştir. Çocuk hemen makinnin sağına soluna bakar, sonra lokantaya girip makinenin onlara ait olup olmadığını sorar. Lokanta sahibi ( yanında da arkadaşı Vehbi Vakkasoğlu vardır ) makinenin onlara ait olmadğını söyler. Bu esnada Vehbi V. arkadaşına "Hemen hayır deyip çocuğu gönderme, ben eğitimciyim bana malzeme lazım" der:) Ve çocuğa dönüp ne yapmak istediğini sorar. Çocuk da makinenin üzerinde mutlaka firmanın ismi ve numarasının yazıyor olduğunu, o numaraya telefon edeceğini söyler. Ve şöyle devam eder: " Evimiz yolun karşısında, bana 10 kuruş * ödünç verirseniz telefon edeyim, sonra eve gidip 10 kuruşunuzu getirip size veririm" . 10 kuruşu alan çocuk, boyu telefona yetişmediği için Vehbi Vakkasoğlu'nun verdiği tabureyi kullanarak telefona ulaşır, numarayı çevirir ve durumu firmaya izah eder. Firma yarım saate kadar orada olacaklarını belirtip, çocuktan onları beklemesini ister. Tlefonu kapatan çocuk " ben hemen eve gidip sizin 10 kuruşunuzu alıp getireyim, hem de anneme burada olacağımız söyleyim. Yarım saat eve gitmezsem beni çok merak eder" der ve eve gider. Hemen parayı alıp gelir. Otomat firması da gelir, otomatı tamir ederler. Çocuğun parasını atıp da alamadığı çikolatasını iade ettikelri gibi, arızayı bildirdiği için teşekkür amacıyla koca bir kutu dolusu çikolatayı da çocuğa hediye ederler...

Olay burda bitmiştir, burada tekrar yorumu ben alıyorum:)

1. İlk çocuk 14, ikincisi ise 7 yaşındadır.
2. İlk çocuk güzel ülkemde sık sık görebileceği tarzda hareket etmiştir. Jetonunu yutan bir telefonu döven birilerini görmüş olmalı.
3. Çocuklar, bizden ne görürlerse öyle büyürler.
4. Küçük kız, boyu yetişmediği için tabure ile telefona ulaşıp kendi telefonunu kendi etmiştir. "Ben yetişemiyorum amcaaa" dememiş, boyunun yetişemediğini gören amcaları da "aman kızım sen küçüksün dur be çevirevereyim numarayı" dememişlerdir.
5. Çocukları hazıra ne kadar alıştırırsak, kendi işlerini yapmaktan o kadar aciz büyürler.
6. Otomat firmasını da kutlamak lazım, o çocuğa verdiği bir kutu çikolata, çocuk için diş çürütücü bir unsur olsa da, aynı zamanda yüreklendirici ve yaptığının güzel birşey olduğunu onaylayıcı da bir durum olmuştur.

Çocuk yetiştirmek bir sanattır.
Annelik bir sanattır.
Ebeveynlik bir sanattır...

Bu sanat dersinde sizin de benim gibi sınıfta kalma korkunuz oluyor mu?

Dua ile...

Jurafa Sponsorluğu'nda Otokoltuk Hediye Ediyoruz!!!



Bir süre önce Jurafa ile tanışmış, sevgili Ceren hanım aracılığı ile sizlere çok şık el emeği bir tarak hediye etmek istemiştik. Ceren hanımla bir görüşme yaptık, Çok hoşunuza gideceğinizi düşündüğümüz bu güzel oto koltuğunu siz sevgili dostlarımıza hediye etmek istedik. Yapmanız gereken çok basit, bu link aracılığıyla Jurafa'ya üye oluyor ( bu link haricinde üyelikler, kampanyamız için çekilişe dahil edilmeyeceklerdir ) ve 1 Mart tarihine kadar Jurafa'dan bir alışveriş yapıyorsunuz. Kaç alışveriş yaparsanız o kadar çekiliş hakkı kazanacaksınız. Yapılacak çekiliş sonucunda yine 1 asil bir yedek kazanan seçeceğiz ve siz dostlarımıza bu güzel koltuğu hediye edeceğiz.

Bu arada, bir önceki kampanyamızda Jurafaya üye olan sevgili arkadaşlar, alışveriş yaptığınız durumda sizler de çekilişe hak kazanacaksınız.

İşte koltuğumuzun özellikleri:

GRUP-2 : 15-25 Kg. / GRUP-3 : 22-36 Kg. TAŞIMA KAPASİTESİ
SÖKÜLÜR VE SİLİNEBİLİR DOKUMA KUMAŞ
YÜKSEKLİK AYARLI KAFALIK
DARBE EMİCİ YAN KORUMALIKLAR ÇARPIŞMA ESNASINDA EN YÜKSEK KORUMAYI SAĞLAR
OTOMOBİLE BAĞLANABİLİR
TSE ONAYLI
ECE R 44 BELGELİ
2 YIL GARANTİ

Özetle:
  • Bu linkten Jurafa'ya üye olun.
  • Jurafa'dan herhangi bir alışveriş yapın. 
  • Alışveriş yaptığınıza dair buraya yorum bırakın. 
  • Bu kampanyamızı varsa bloğunuzda, yoksa facebook hesabınızda duyurun.
Her bir alışverişiniz, size extra bir çekiliş hakkı verecektir.



Önemli Not:

Adres bilgisi eksik olanlar kampanyalarımızdan yararlanamayacaklardır.






Daha önceki çekilişimizde kazanan talihlilerimizden gereken mailleri alıp adreslerine ulaşamadığımızdan dolayı, yeni bir çekiliş ile bir asil bir yedek kazanan belirleyeceğiz. İşte 30 kişilik listemiz:

1.yanasip



2.parmakkurabiye


3.amastris_


4.g-u-l-c-e


5.sgselcuk


6.pinarindunyasi


7.gokceseyda


8.binnaz


9.ece.derin


10.hulya-fb


11.gulbin_arikan


12.esra.ergen


13.fsonmez


14.deniz_


15.sunnam


16.emelbozdemir


17.makberm


18.denizz.uslu


19.yasemin


20.saadet-orhan



21.gulcanaytac



22.ozlemcetasarim



23.ziya_er



24.cann
 
25.ksinem_demir



26.busra.donmez



27.makberm
 
28.denizz.uslu
 
29.yasemin411
 
30. b_ozmen79

31. kampanyamehmet26










Bu durumda el emeği tarağı kazananımız fsonmez oldu...
emelbozdemir ise yedek talihlimiz...
Lütfen her iki arkadaşımız da Jurafa'daki adres bilgilerini güncellesinler.










2. Yaş, 2. Kutlama



Pazar günü, 2 hafta gecikmeli de olsa 2. doğumgünümüzü kutladık. Bayrama denk gelmişti, o nedenle 20 kasımda aile içi bir pasta kesmiştik. Ancak sevdiklerimizle kutlamayı daha münasip bir zamana ertelemiştik. 18 kişilik bir kutlamayı, dün yaptık ve sevdiklerimizle bu vesileyle bir araya gelmekten de ayrıca çok mutlu olduk. Doğumgünü pastasını bu sene kendim yapmak istedim. Geçtiğimiz seneki pastaları görmek isterseniz buraya ve buraya bir tık.



Pastanın birinin içinde kakaolu puding, üzerinde yine kakaolu puding ve etrafında ise gülkurusu ve kahverengi krem şanti ile süslemeler vardı. krem şantileri süt ile yapmadım. İlk kez ve korkarak bir deneme yaptım. Eşim yurtdışından bir bitki çayı getirmişti. Harika bir aroması var. Rengi ise kıpkırmızı oluyor. Bu çaydan yapıp, soğuduktan sonra beyaz krem şanti ile yaptığımda gül kurusu renk elde etmiş oldum. Kakaolu krem şanti ile yaptığımda ise, yine kahverengi ama aromalı bir krem şanti elde etmiş oldum.Bu arada, pastanın üstündeki bu pembe panteri ben yapmadım:) Akşamına kutladığımız annemin hazır aldığımız doğumgünü pastasında idi, hemen alıp pastamda kullandım:))


Diğer pastamız ise, içi krema dolgulu, kümbet şeklinde bir pasta idi. Aynı krem şantilerle bu pastayı da süsledim. Netice itibariyle şükür ki konuklarımız memnun kaldıklarını belirttiler.  


Salata olarak, daha önce Cahide&Jibek'te gördüğüm buğday salatasını yapıp, yine onların süsleme tarzında ve temamıza uygun uğur böceği süslemeleri ile sunumu yaptım.


Çok pratik bir truff tarifi dediğim bu tarif ise, benim tatlı krizlerimde hep yardımcı olur:)) Bu kez petit beurre yerine, kremalı bizküvi ile yaptım. İçine kakao, şeker, nişasta ve süt ile yapılmış muhallebiyi de döküp karıştırıyorsunuz. Perişan pastaya benzer bir yöntemle ( şekilsiz bir şekilde :)) kek kağıtlarına koyup servis yapıyorsunuz. Çok pratik bir tarif.





Su böreğini annem yaptı sağolsun. Afiyetle yedik, ellerine sağlık çok güzel olmuş...


Kısır konusunda da tabiki sevgili kardeşim urfatutkunu yardımıma yetişti. O varken kendim kısır yapmayı düşünemiyorum bile :)) Ellerine sağlık, çok lezzetliydi...Ayrıca fotoğrafta, belki 1,5 ay kadar önce deneyip, sürekli tarifini getirmeyi unuttuğum sarmal marmelatlı kurabiye:)) Süheyla kardeş, yakın zamanda getireceğim:)



Uğur böceği temamıza uygun kırmızı balonlarımızı, şeker yapımında kullandığım ince kurdeleler ile bağlayıp ayna kenarına iliştirdim. 
 

Şeker yapımından kalan kurdeleler ile de, daha önce urfatutkunu'ndan alıp getirdiğim bu şirin kutuyu pratik bir şekilde süsledim. Böylece şekerlerimize uygun bir de kutumuz oldu.



Siyah ve kırmızı organze tül ile ve aynı renklerde kurdelelerle oluşturdum şekerleri. İçinde 2 adet karamelli - çikolatalı badem koydum. Keçeden ve polardan hazırladığım uğurböceklerini de şekerlere iliştirdikten sonra ise şekerlerimiz hazır.

Geçtiğimiz sene çakıl taşı çikolataları ile yaptığım bebek şekerini görmek isterseniz buraya bir tık.



Bu da küçük dostumuz Beyza'nın bize doğumgünü hediyesi. Hemen buzdolabına astık, bu kalpleri de çok sevdik. Üstelik Beyza Hamza ile ikisinin adını da yazmış, ne güzel bir hatıra olacak bizim için.



İşte bu da krem şantide kullandığım bitki çayı. İçinde anlayabildiğim kadarıyla hibiskus, portakal, böğürtlen var. Bakşa da ne var bilemiyorum, almanca bilenler tercüme ederlerse seviniriz:))
 

Alamet-i Farika

Duyanlarınız vardır eminim, ama ben öğreneli henüz sadece 1 hafta oldu. II. Abdülhamit'in 1889 yılında Japonya'ya robot hediye ettiğini duymuş muydunuz? Robotun adı "ALAMET", Ertuğrul Fırkateyni ile Japonyaya gönderilmiş.


İnsan şeklinde robotun özelliği ise sema edip yarım metre yürüyebilmesi ve saat başı ezan okuyabilmesiymiş.

Japonlar akıllı insanlar, o robottan yola çıkmışlar belli ki, baksanıza şimdi dünyada robot teknolojisini ellerinde tutuyorlar.



Yerinde saymayan, çalışan, geliştirenlere selam olsun...




Sevgiyle...

Resimler buradan alıntıdır.

Jurafa Sponsorluğunda Bayram Hediyesi Etkinliğimiz Sonuçlandı

Daha önce burada yazmıştım, Jurafa sponsorluğunda bir çekiliş yapacağız diye. İşte o gün geldi. Lafı fazla uzatmadan hemen çekiliş detaylarına geçelim.


Çekilişi random.org ile yaptık.
 KAZANAN:


 YEDEK KAZANAN:

KAZANAN: t.e.han
YEDEK : b_ydn

Kazanan kişi lütfen benimle irtibata geçsin.
Ayrıca Jurafadaki adres bilgilerinizi de lütfen güncelleyiniz.
Jurafa ile kampanyalarımız devam edecek.
Sevgiyle kalın



Kakaolu İrmik Helvası




Bildiğiniz irmik helvası
Tek farkı yaparken biraz kakao, bir paket de vanilya eklenmiş olması...
Tadı mı...


Tıpkı bir yaş pasta gibiydi:))
Tavsiyemdir...




Related Posts with Thumbnails