Bir Bakmışsın İyileşmişsin...



Gemi geçer, ardında köpükle iz bırakır. Hiç silinmeyecek sanırsın lakin iki dakika öteye kalmaz. Yüreğinden bir dert geçer, ardında iz bırakır. Hiç silinmeyecek sanırsın lakin geçer gözüm. Bugün çok, yarın daha az, öbür gün daha da az... Derken bir bakmışsın tamamen iyileşmişsin. Rabb'im sağlık sıkıntısı vermesin gözüm. Emin ol gerisi hikaye. Baktığın yere göre değişir acısı. Ama er ya da geç söner gider. 

Yukarıdaki fotoğraf, Meke Gölü'ne ait. Bayramın son günü bizzat kendim çektim. Ve evet, tamamen kurumuş, hiç su yok. Kaç senedir can çekişiyordu zaten. Öyle heybetli bir yer ki, anlatması zor. Ben görünce bir an irkildim. Donup kaldım ilerleyemedim. Hemen arabadan aşağı indim hatta... Beni çok etkiledi.. Bir başına, herşeye rağmen dimdik duruyordu orda.. Kimbilir, belki bir gün yeniden etrafında kuşlar olacak, ülkemizin gözbebeği nazar boncuğu Meke Tuzlası'nda...

Gelelim yukardaki yazıya.. O da urfatutkunu'nun instagram hesabından. fotoğraflarından çok yazdıklarına bayılıyorum, doğruya doğru :) 

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle..

Sevgiyle kalın...

Kavala Kurabiyesi



      Malzemeler:


  • 250 gr tereyağ
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 4 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 4 yemek kaşığı nişasta
  • 1 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
      Hazırlanacak malzeme:

  • 1 bardak un ve 1 bardak hafif kırılmış badem kısık ateşte tavada unun kokusu çıkana kadar kavrulacak. Soğuyunca yukarıdaki malzemeler ile birlikte hamur hazırlanacak.

      Yapılışı:

  • İlk olarak tereyağ ve pudra şekeri, oda sıcaklığında iyice yoğurulur.
  • Sonrasında diğer malzemeleri de ekleyip güzelce yoğurun ve hamur elde edin.
  • 1 cm kalınlığında olacak şekilde hamuru ister merdane ile isterseniz elinizle yayarak açın.
  • Çay bardağı ile yarım yarım kesin ve fırın tepsisine dizin.
  • 180 derece fırında çok hafif pembeleşinceye kadar pişirin.
  • Ilıkken üzerine bolca pudra şekeri serpin.
Bu tarifi bana veren sevgili Melisa arkadaşıma çook teşekkürler. Biz çok beğenerek yedik. Gerçekten de her ne kadar Melisa çakma kavala dese de bence aynısı oldu :)

Şimdiden afiyet oldun...




Konya Bloggerları Yine Buluştu - 3


Konya Blogger Buluşmamızın 3. sünü Med Cezir Cafe'de geçtiğimiz ay gerçekleştirdik. Yine çok güzel bir ortamda, çok sevdiğim blog dostlarımla görüşmenin keyfini yaşadım.


Biz gitmeden önce organizatör arkadaşlarım mekanı böyle hazırlamışlar. Hepsine teşekkürler, ellerine, uğraşlarına sağlık.


Sponsorlarımızın hediyelerini böyle hazırlamışlar ve her bir oturma yerinde rakamlar vardı. Gittiğimizde kura çektik, çok keyifliydi :) Nereye oturacağımızı biz kendimiz belirledik yani :)


Önce bu güzel kurabiyeyi yesem mi yemesem mi diye ikilemde kaldım ama benim gibi böyle tatlı şeylere hayran birinin kendine hakim olması hiç de kolay olmadı. Oracıkta yedim kocaman kurabiyeyi. Çok lezzetliydi, çok teşekkürler 


Bir kaktüs sever olarak bu hediyeye çok sevindim. En son üniversitedeyken çok sevdiğim kaktüsüm öldükten sonra kaktüs almam bir daha diyordum ama kaktüsler peşimi bırakmıyor:) Seviyorum onları, teşekkürler kaktüscü...


Ben bu keçe güzellerine hayranım, renk renk amerikan servislerim var, değişik değişik ohh mis gibi insanın içini açıyorlar. Açıkçası böyle hediyelere bayılıyorum, severek kullanıyorum, hemen başladım bile kullanmaya :) Teşekkürler renklikeçe



Desenlikeçeler'in bu güzel hediyesi sonrası linkteki sayfalarına baktım, öyle güzel şeyler var ki inanın içim gitti. Hemen bir göz atın derim :)


Saçbakım bizi hiç yalnız bırakmıyor sağolsun. Bu buluşmamızda şampuan göndermiş. Denedim, gerçekten güzel. Ben ovex saç onarım kremlerinden de çok çok memnunum. Kesinlikle tavsiye ederim.


pinkhousekeçetasarım işte bu güzel mağnetlerle anımızda oldu. Hepsi de zamanla yerini bulacak, çerçeveye de bizim ufaklıkların birlikte oldukları bir fotoğrafı yerleştirmeyi düşünüyorum :)


Bu ne kadar şirin bir anahtarlık, ellerine sağlık Sevgi Hilal... Pembe olması da ayrı bir güzellik :) Sevgi Hilal facebook'tan...


Bu güzellik de turkuazlale'den. İnstagram hesabına bakarsanız harika el emeği ürünleri var. Hele lalelerine bittim :) Ben bunu tespih yerine farklı bir yerde değerlendirmeyi düşünüyorum. 


Malzemeciniz bu güzel peçetelikten almış hepimize. Yanımızda olmak isteyen tüm ince insanlara teşekkürler. 


Benim okumayı seven, el emeği cici şeylerle uğraşan arkadaşım Alonenes işte bu güzel kalplerden yapmış bize, emeğine sağlık Neslihan'cım...


Grubumuzun en renkli üyesi, güzel bayan, şirin bayan, teşekkür ediyorum miyavkedicik. Mocca arkadaşım benim :) 


Bu güzel hediyesi için Sümyashediyelikeşya'ya teşekkürler. Bakalım ben bunu nasıl değerlendireceğim :) Aklıma değişik fikirler geliyor :)


Güzel kokan herşeyi seviyorum:) Hele ki böyle desenli taşlarla özellikle lavaboları süslemek, ordan gelen güzel kokularla keyiflenmek... Teşekkürler Kedi Peri Atölyesi...


Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama bu hediye işte beni can evimden vuran hediyedir :) Hurmayı öylesine çok severim ki, her an yiyebilirim. Yanında bir de zemzem hediye etti bize Arı Hurma. Konya'mızın güzel mütevazi bir firması arı hurma. Bu hurmalar bir harikaydı, etine dolgun, içi tertemiz. Urfatutkunu sağolsun onun aracılığı ile hurmamı sürekli Arı Hurma'dan alırım yıllardır. Yine devam :)


Maharetli, tatlı dilli güler yüzlü canım ablam Gönüldenele bize Emniyet Teşkilatından bu güzel hediyeleri getirmiş. Bizim oğlanlar bayıldılar. Özellikle trafik işaretlerini gösteren kartlar onların baş oyuncakları oldu :) Arabalarla oynamayı seven çoukları için bu nasıl güzel bir hediyedir bilir misiniz :) Teşekkür ederim gönlü zengin ablam...



Hoşgeldin Sonbahar



nasıl iş bu

her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır



oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar


Attila İlhan


Havalar soğudu kış geldi derken bayrama yaklaştıkça şükür ki yeniden ısınıyor. Hava soğudukça örgüler, ipler, yumaklar ortaya çıktı :) Kışın ne de güzel olur kalorifere yaslanıp eline örgünü almak, yanında bir de kahve yudumlamak.. Ya da tarçınlı sahlep... Tadından yenmez :) Her mevsim ayrı güzel, ayrı tat. Ya hep tek mevsimde yaşasaydık düşünsenize. Böyle ülkeler var, sadece kış veya sadece yazı yaşıyorlar. Böyle bir ülkede yaşamak ,ayrı bir şükür sebebi...

Gelelim lisanı niyetimize :) Oldum olası seviyorum böyle boş kaldıkça bir şeyler dikmeye - sökmeye, örmeye, bir şeyler üretmeye. Şimdi bir de örgü bebeklerimi sevdiklerime hediye etmeye başladım ki deymeyin keyfime. O sevinci görmek ne de güzel oluyor. Bu bahçevan amca da, kardeşim urfatutkunu için. Umarım beğenir :)

Diğer örgü bebeklerim için buyrun tık tık...

Timaş'ın Yeni Kitabı



Geçtiğimiz ay, Konya Blogger Buluşmamızın üçüncüsünü gerçekleştirdik. Detayları yakın zamanda paylaşacağım ancak sponsorlarımızıdan Timaş Yayın grubu @timasyayingrubu , bize son çıkan kitapları "Kor" u göndermişler. Üstelik öyle manidar bir hediye ki Konya Bloggerlar için, Mevlana'da buluşan üç karakterin anlatıldığı bir roman bu. Elimde şu an bir kitabım var, biter bitmez ilk okuyacağım kitap "Kor" olacak. 

Bir kitapsevere kitap hediye etmek nasıl bir saadettir.. Bilir misiniz :)


Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş


BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ

Sayfa Sayısı: 430
Tür: Roman

Bin Muhteşem Güneş, Khaled Hosseini'ye ait ilk okuduğum kitaptır. Sonrasında hiç düşünmeden Uçurtma Avcısı'nı da okudum ki kesinlikle doğru bir karar verdiğimi de anladım. Kitaplarında hep "Afganistan ve Yaşam" konusunu görebiliyorsunuz ve şu dünyada ne hayatlar var Allah'ım demeden de edemiyorsunuz. Bir sıralama yap deseniz, Bin Muhteşem Güneş benim için Uçurtma Avcısı'ndan önce gelir. Belki de o annedeki çaresizlik, beni yiyip bitirdi bilemiyorum. Belki de o annenin çaresizliğinden bunca etkilendim. Ama kesinlikle neden okumakta geciktim dediğim ender kitaplardan oldu bu kitap.



Kitapta iki kadının kesişen hikayesi anlatılıyor. Biri hayatını ne çocukken, ne de sonrasında hiç yaşamamış, hayattan hiç bir tat almadan yaşamış ve ölmüş bir kadın. Diğeri ise bulduğu mutluluğu bir anda kaybediveriyor.. Yürek burkan, öfkelendiren, delirten ve içine sizi hapseden sürükleyici bir hikaye... 



UÇURTMA AVCISI

Sayfa Sayısı: 375
Tür: Roman

İşte aynen kitap kapağında gördüğünüz iki iki çocuğun hüzünlü hikayesi. Emir ve Hasan Kabil'de yaşayan iki çocuk. Aynı evdeler ama farklı konumlardalar. Biri alabildiğince "Emir" diğeri alabildiğince "hizmetkar".. İki çocuk, iki farklı karakter, kıskançlık, öfke, sonrasında ödenen ağır bedeller... 



Ne yaşarlarsa yaşasınlar, birbirlerinden kopamayan, kopamayacak kadar sıkı bağlarla bağlı iki küçüğün hikayesi. Biri erken büyümüş, biri geç kalmış hayata... 


Okumalısınız, içinizde çaresizliğin, pişmanlığın, çocukça verilmiş kararların bedelinin ağırlığını hissettiren güzel bir kitap...


Related Posts with Thumbnails