Sıvıyağ İle Un Kurabiyesi


Merhabalar;

Haydi Bismillah diyerek uzun zaman ara verdiğim yazılarıma bugün başlıyorum. Daha önce hiç un kurabiyesi yapmamıştım açıkçası. Yaptığım tüm kurabiyeler de hep tereyağı ile yapılanlardı. İlk olarak kardeşim Aslıhan yapınca yemiştim sıvıyağla yapılan kurabiyeyi. Bilirsiniz, son zamanlar krem şanti ile yapılan kurabiye pek bir yapılır oldu. Tadı harika olduğu gibi içinde şeker bile yok. Tarife Aslıhan'ın bloğundan bakarsınız. Denemenizi tavsiye ederim.

Gelelim benim yaptığım un kurabiyesine. Çok sevdiğim dostlarım gelecekleri için hemen farklı birkaç tarif denemeye karar verdim. Hem gelecek olanlar yabancı da değildi. Dolayısıyla ilk denediğim için olmama ya da kötü olma endişesi de taşımadım ki olmasa bile bir peynir zeytin bir de ekmek olsa dostlarımla yine yer içeriz diye düşündüm. İnsanın bu kadar rahat hissedebilmesi ne de güzel öyle değil mi? Gerçi bir de şu var, tarifi sevgili Cahide'den aldım. Dolayısıyla olmama gibi bir ihtimal vermedim ama işte olur ya bir aksi durum. Cahide'den bu kez 3 tarif denedim 3'ü de tarif defterime not edildi. Üçünden de hakkaten çok çok memnun kaldım.

Gelelim kurabiye'nin yapılışına.

        Malzemeler:

  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • Aldığı kadar un

      Yapılışı:

  • Şekeri ve yağı iyice karıştırın.
  • Un ve karbonat ekleyin.Unu azar azar ekleyin ve yumuşak bir hamur elde edince eklemeyi bırakın.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın.
  • 175 derece fırında hafif pembeleşene kadar pişirin. Kısa sürede pişiyor, aman dikkat.
Not: Kurabiyelere şekil vermek için üzerlerine çatalla bastırdım.

İnanın o kadar güzel oldu ki, misafirlerimiz gittikten sonra oturup hepsini bitirdik :) Çok hoşumuza gitti. Çok kısa sürede de hazırlandığı için sık sık yapmaya karar verdim. 
Haydi, hepinize şimdiden afiyet olsun.

Ücretsiz Kitap İsteyenler Buyrun


Merhabalar;

Daha önce hatırlarsınız Sabiha Paktuna Keskin'in "Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin" kitabı hakkında bloğumdan bilgi vermiştim.Şimdi ise "Annelik Akademisi" iki farklı kitap hediye ediyor. "Hamileyim" veya "Bebeğim", hangi kitabı isterseniz seçiyorsunuz, kitap sadece kargo ücretine ( 4,9 TL ) sizin oluyor.


Buradan, Şuradan, Oradan Haberler :)

Bahar geldi gelecek derken, bu sabah yaz günlerini aratmayacak bir güneşle uyandık sabaha. İnsan neşeli oluyor böyle zamanlar, güneşi ve bize gülümsemesini özlemişim ben. Hele ki pazar günü evde saksılara ektiğimiz domates tohumlarının fide olduğunu görüp bahçeye onları ektikten sonra, bol yağmur ve ardından bol güneş ister oldum :)) Gerçi bu sene Konya yağmura çok şükür doydu. Nisan yağmurları neredeyse 2 ay sürdü desem abartı olmaz. Aa bu arada pazar günü domates fidelerinin yanında bahçeye mor soğan, ekşi ot ve kabak da ektik. Biber fidelerimiz henüz yeterince büyümedikleri için onları birkaç haftaya kadar ekmeye karar verdik. Geçtiğimiz yıl balkonda domates - çeri - yetiştirmiştik ama elbette ki yeterli olmamıştı bizim için. Geçen seneki ekşi otlarımız, maydonozlarımız, soğanlarımız ve biberlerimiz de işte burada.

Yemekteyiz programını izleyen vardır aramızda. Ben özellikle yöresel olanlarını çok severek izlemiştim. Hem programı seviyorum, hem de bir yandan sevmiyorum ki nimetlere sürekli bir beğenmemezlik yapılıyor. Yarışma havasından mıdır nedir bilinmez ama hoş değil tabi. Neyse, dün yemekteyiz programında Naciye Teyze vardı. Hani oğlu Mevlüt "var mısın yok musun" programında yarışırken annesini tanımıştık. Klasik Konya'lı bir teyze Naciye Teyze. Onu yemekteyiz programında görünce çok sevindim. Konya'nın harika lezzetlerini tanıtacak diye düşündüm ki hakkaten yanılmadım. Babaannemle birlikte izledik programı. Su böreğini, yoğurt çorbasını, sarmayı, baklavayı izlerken babaannem hep yorum yaptı. Evet evet, aynen böyle, doğru yapıyor şeklinde. Naciye teyze babaannemden tam not aldı bir Konya'lı olarak. Yarışmadakiler eleştirseler ne yazar :))

Eklenmeyi bekleyen tariflerim var, önce şu üzerimdeki bahar yorgunluğunu atmalıyım ama. Yorgunluk dediysem, işte blog yazmaya karşı olan yorgunluk diyelim :) Tabi bir de başka durumlar içindeyiz şu sıralar, pek elim yazmaya gitmiyor. Bakalım, güneşli havalarla birlikte kısmetse yazmaya başlayacağım ben de :)

Sevgiyle kalın..


Çocuklara Söz Geçirme Sanatı - 2

Bugün kendime birkaç kitap alayım diye kitapyurdu'nda dolaşırken, içimden dedim ki: " bu kez çocuk eğitimi ile ilgili kitap alma, kendin için al birşeyler". Önce "Şah ve Sultan'ı ekledim alışveriş sepetime. Sonra bir baktım "Mahallenin en mutlu yumurcağı"nı inceliyorum:) Anladım ki bu iş zor olacak. Bir allışverişe gittiğinde insan hep çocuğuna mı birşeyler bakar, inanın bende öyle. Kendime birşeyler almayı hep unutuyorum :) 

Neyse, kitaplar konusunda kararlıyım ama. Bir süre - ki şu an Elizabeth Pantley'in bir kitabını okuyorum - farklı kulvarlarda okumaya devam edeceğim :) Roman da olabilir, bakalım zaman gösterecek ama önce içimdeki anneye dur diyebilmeliyim :))

Biliyorsunuz, Çocuklara söz geçirme sanatı'nın özetine başladım geçtiğimiz günlerde. İlk yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Buyrun bu da ikincisi: 


Hatalı davranışların Bir Listesini Yapın:

Çocuklarımız onaylamadığımız davranışları sık tekrarladıklarında bundan hoşlanmadığımızı, devam etmesi halinde bazı yaptırımlar uygulayacağımızı belli etmemiz gerekir. Bunun da en kolay ve etkili yolu, hatalı davranışların listesini yapıp herkesin görebileceği - buzdolabı kapağı gibi - bir yere yapıştırmaktır. Liste hazırlanmadan önce aile toplantısı yapılmalı, olumsuz davranışların neden istenmediği açıklanmalı, kuralların herkesin faydasına olduğu anlatılmalı, bu konuda çocukların görüşü alınmalıdır. 

Liste hazırlandıktan sonra, olumsuz davranışlardan kaçınmak ve çözüm üretmek için neler yapılması gerektiği örnekleriyle anlatılmalıdır.

Kuralı bozan sonucuna katlanmalıdır ama mantık çerçevesinde. Örneğin kardeşinin oyuncağını kıran bir çocuğa iki gün sokağa çıkmama cezası vermek, sebep - sonuç ilişkisine aykırı olduğu için mantıklı ve adil değildir. Bunun yerine, harçlığından biriktirdiği para ile kırdığı oyuncağın yenisini alma cezası daha öğretici ve daha etkili olacaktır.

Tecrübe iyi bi öğretmendir. Çocukların yaptığı her hatalı davranış ve her yanlış anlara birşe öğretir. Görünürde hatalı davranış yüzünden bir şey kaybederler. Ancak gerçekte, bu kayıptan ders alır, tecrübe kazanır, yeni kayıplar yaşamamak için daha dikkatli davranmayı ve yeni çözümler bulmayı öğrenirler.

Çocuk eğitiminde İşe Yaramayan Yol ve Yöntemler: 

  • Çocuğun her istediğini yerine getirme ve davranışlarına sınır koymama
  • Evde başka dışarıda başka davranma:  Dışarda yapasını istemediğiniz davranışlara vede de izin vermemelisiniz. Yoksa sadece dışarda bu kısıtlamayı yapmaya çalışmanız faydasızdır.
  • Aynı davranışa farklı tepkide bulunma: Ebeveynlerin ve çocuğa bakanların aynı şeylere kısıtlama getirmeleri, aynı şeylere olur vermeleri gerekmektedir.
  • Tekrarlama, yalvarma, yakınma, rüşvet teklif etme ( .. yaparsan çikolata veririm gibi ), bağırma ve emir verme, ceza ile yola getirmeye çalışma, başkalarıyla kıyaslama, alay etme, boş tehditlerde bulunma ( oyun bitti, hemen yukarı çık yoksa bir daha sokağa çıkamazsın gibi ), başkalarının önünde küçük düşürme, nasihat etme...
Şimdilik bu kadar, devamı gelecek. Tekrar görüşmek üzere. 
Sevgiyle kalın...
                                                                                                         

anneysen.com da yazmaya başladım

Merhaba arkadaşlar;

Artık Anneysen.com'da da yazmaya başladım. 

Profilime buradan, eklediğim ilk yazıma ( anne sütü sağma ve saklama ) buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle kalın...


Geçmişe Kısa Bir Bakış

Bu şarkıyı yıllar sonra tekrar dinlememe vesile olan,
Ve hatta ard arda bana söyletip dilimin damağımın kurumasına vesile olan :) minik kaşifim...
Sağol...

Sizin çocuklarınız da eminim çok sevecekler bu şarkıyı...

Related Posts with Thumbnails