Dün bloğum yepyeni bir yüze kavuştu. Eminim birçok kişi o eski pembe - kehverengi şablonu göreceğini düşünerek gelecek bugünlerde bloğuma. Aslında çok sevdiğim bir şablondu o, hele de headerdaki aşçı şapkalı sevimli bayan, harikaydı. Ama daha sade, içeriği tamamen ön plana çıkmış yepyeni br yüz ne zamanadır aklımdaydı da bir türlü aradığımı bulamamıştım. En sonunda bu şablonda karar kıldım. Bir header yaptım ve cuma günü yeni blog yüzümle karşınıza çıktım. Bugün de sevgili eşim sağolsun bana yepyeni bir header bulmuş. Çok çok beğendim ve bloğum son halini almış oldu. Yepyeni bir yüze kavuşmuşken, bir de maydonoz blog topluluğunda bloğumun tanıtımı yapılmış. Çifte kavrulmuş bir mutluluk oldu benim için:) Lafı daha çok uzatmayım, hepinize çok güzel bir aftasonu diliyorum. Saygılar..
Hatıralar, Okuduklarım ve 40 Yıl Hatırlı Kahve
Öncelikle; çocukluğumla ilgili birkaç anıyı bugün annerenkler' de paylaştım.
Bu aralar elimden düşürmeden okuduğum kitabım bu. Prof. Dr. Haluk Yavuzer'in Çocuk Eğitimi El Kitabı. Kitabı çok çok beğendim ve sizlere de tavsiye etmek istedim. İçerik çocuk - aile ilişkisi, disiplin, sorumluluk, iletişim, güven, sorulara yanıt verme, ilk temel alışkanlıklar, okul çağı, okul öncesi dönem olarak birkaç bölüme ayrılmış. Anlatılanlar tamamen gerçek vaka örnekleriyle ve harika çizimlerle desteklenmiş. Sizin de benim gibi görsel bir kişiliğiniz var ise, mutlaka çok işinize yarayacak. Çok çok beğendiğim yerlerden birkaç örnek vereyim:
- Çocuklar dinlenmeleri ve ciddiye alınmaları konusunda aşırı duyarlıdırlar.
- Ayrıntılardan arındırılmış mesajlar, çocupun sorunun çözümüne yönelik davranmasını hızlandırır.
- Verilen uyarı ne kadar kısa olursa, çocuğun üstünde etkisi o kadar büyük olur.
- Çocuk eğitiminde öyle bir çizgide durun ki, çocuğunuz hem her an sizi yanında hissederek destek bulsun, hem de sizi hiç görmeyerek kendini özgür hissetsin.
- Yaramazlığın temelinde "girişkenlik çabası" yatmaktadır.
- Disiplin = Davranışı Yönlendirme
- Çocuklar anne ve babaarının davranışlarını karbon kapıdı gibi aynen kopya ederler.
- Öğüt vermek yerine davranışlarınızla örnek olun.
- Haklı başarıları nedeniyle yapılan övgü, anne-baba ile çocuk arasındaki iletişimi olumlu etkiler ve çocuğun özgüvenini pekiştirir.
Annelerin Dünyası ve Kadınlar Günü
Kadınlar günü??
Peki hangi kadınların günü bugün?
Ülkemizde kadın nüfusunun %42’sinin şiddete maruz kaldığı istatistiklerle açıklanırken, hangi kadının günü bugün?
Yoksa bir vicdan aklama çabası mı ?
364 gün sonra bir gönül alma sevdası mı?
Bir çiçek ver, birkaç seminer düzenle, biraz afili laf et..
Neden kadınlar hala hak arayışında 21. yüzyılda..
Bu söylemler beni yüzyıllar ötesine götürmüyor değil.
Sözde medenileşti dünya, yeni bir düzen kuruldu, yepyeni harika bir düzen..
Kadınların da söz sahibi olduğu, seçtiği – seçildiği !, eşit ! haklara sahip olduğu yeni bir dünya düzeni..
Peki bu düzeni koyan kim? Ve amaçlanan ne?
Kırsal kesimde, eğitimini tamamlayamamış, içine kapanmış, evinin ve eşinin isteklerinden ve dileklerinden dışarı çıkamayan, çıkmak değil de fikrini beyan edemeyen onca kadın varken..
Şehir hayatında üniversite bitirmiş, evine, işine, çocuğuna, eşine bölünmüş, kendini parçalarcasına koşturan, her işi kendi sırtına yüklemeye çalışan, aşınan, aşındıkça aşındıran onca kadın varken..
Bunun yanında işinde bacıdan bayana, bayandan ablaya, abladan hanıma geçme ve kendini kabul ettirme çabaları içinde her gün boğuşan, direnen, direndikçe kendi kendini yiyen onca kadın varken..
Haberlerde kadınlar gününden bahsedilmiş kime ne?
Sözde değil özde kadına gereken saygıyı verebiliyorsanız gelin yanıma, birlikte kutlayalım kadınlar gününü..
Ama bir çiçek verip 8 Mart’ın gölgesinde bir kadın profili çizecekseniz, durun durduğunuz yerde…
Kadının adı yoksa, gelin hep beraber ona bir ad koyalım..
Ama ya kadının kendi yoksa, işte o zaman ne yapalım??
Peki hangi kadınların günü bugün?
Ülkemizde kadın nüfusunun %42’sinin şiddete maruz kaldığı istatistiklerle açıklanırken, hangi kadının günü bugün?
Yoksa bir vicdan aklama çabası mı ?
364 gün sonra bir gönül alma sevdası mı?
Bir çiçek ver, birkaç seminer düzenle, biraz afili laf et..
Neden kadınlar hala hak arayışında 21. yüzyılda..
Bu söylemler beni yüzyıllar ötesine götürmüyor değil.
Sözde medenileşti dünya, yeni bir düzen kuruldu, yepyeni harika bir düzen..
Kadınların da söz sahibi olduğu, seçtiği – seçildiği !, eşit ! haklara sahip olduğu yeni bir dünya düzeni..
Peki bu düzeni koyan kim? Ve amaçlanan ne?
Kırsal kesimde, eğitimini tamamlayamamış, içine kapanmış, evinin ve eşinin isteklerinden ve dileklerinden dışarı çıkamayan, çıkmak değil de fikrini beyan edemeyen onca kadın varken..
Şehir hayatında üniversite bitirmiş, evine, işine, çocuğuna, eşine bölünmüş, kendini parçalarcasına koşturan, her işi kendi sırtına yüklemeye çalışan, aşınan, aşındıkça aşındıran onca kadın varken..
Bunun yanında işinde bacıdan bayana, bayandan ablaya, abladan hanıma geçme ve kendini kabul ettirme çabaları içinde her gün boğuşan, direnen, direndikçe kendi kendini yiyen onca kadın varken..
Haberlerde kadınlar gününden bahsedilmiş kime ne?
Sözde değil özde kadına gereken saygıyı verebiliyorsanız gelin yanıma, birlikte kutlayalım kadınlar gününü..
Ama bir çiçek verip 8 Mart’ın gölgesinde bir kadın profili çizecekseniz, durun durduğunuz yerde…
Kadının adı yoksa, gelin hep beraber ona bir ad koyalım..
Ama ya kadının kendi yoksa, işte o zaman ne yapalım??
Aynı yazı annelerin dünyasında da yayınlanmıştır. Buyrun buradan...
Mozaik Pasta
Çok çok severek yaptığım ve yediğim mozaik pastanın malesef ne yapım aşamalarını, ne de dilimlenmiş halini çekemedim. Bu arada mozaik topları burada görebilirsiniz. Malum geçen hafta SD kartı işyerinde unuttuğumuz güne denk geldi. SD kartı getirene kadar da bitirmiştik pastayı:) Sağlık olsun diyorum ve hemen yapılışına geçiyorum:
Malzemeler:
2 paket petibör bisküvi
1 bardak dövülmüş ceviz
2 kaşık kakao
şeker - isteğinize göre ayarlayın
süt - yeterince
3 kaşık eritilmiş tereyağ
Tüm malzemeleri bir kaba alın, bisküvileri elinizle ezin ama iyice un haline de gelmemesine dikkat edin. Yumuşak ve şekil verilebilecek bir kıvama gelene kadar karıştırın. İstediğiniz gibi şekil verin. Afiyet olsun.
Yazan
Hilal
zaman:
Perşembe, Mart 11, 2010
5 yorum:
Etiketler:
APARATİFLER,
LEZZETHANE,
PRATİK TARİFLER
Ev Yapımı Yoğurtla Yoğurt Çorbası
Benim en sevdiğim çorbalardandır yopurt çorbası. Hele de babaannem yapıyorsa :) Aslında klasik bir tarif ama ben evde yoğurt yapma aşığı biri olarak, acaba evde yapılan yoğurttan da güzel olur mu düşüncesi ile denedim. Ve sonuç çok çok güzeldi... Evde yoğurdu nasıl yaptığımı merak ederseniz buradan bakabilirsiniz.
Malzemeler:
1 lt süt ile mayalanmış yoğurt
1 yumurta
2 kaşık un
Yarım bardak pirinç
Yeterince su ve tuz
Yumurta, un, pirinç ve yoğurdu bir kapta karıştırın. Seyreltmek için gerekirse su koyun ama ev yapımı yoğurtta su koymaya gerek kalmıyor. Üzerine yeterince su ekleyip sürekli karıştırarak pirinçler pişene kadar pişirin. En son tuzunu ve nanesini ekleyip altını kapatın. Afiyet olsun...
Dön Ki Evin Sensiz Kalmasın
Bugün aslında sizlerle yoğurt çorbası tarifimi paylaşacaktım. Ancak sevgili arkadaşım Cahide sağolsun bugün çok çok güzel ve bir o kadar da duygu yüklü bir yazı paylaşmış. Ben gözlerim dolarak okudum, sizlere de okumanızı tavsiye ediyorum. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca Cahidecim çok teşekkür ediyorum bu mektup-yazı için.. Dostların yanında olduğunu hissetmek çok çok güzel..
Yazan
Hilal
zaman:
Çarşamba, Mart 10, 2010
3 yorum:
Etiketler:
ANNE FİKİR,
BEBEK GELİŞİMİ,
BİZE DAİR
Yeni Dünya Düzeni İçimizdeki Anneyi Öldürüyor Mu?
Fıtri bir olgu olan annelik ve yuvasını koruyup kucaklama, her kadınınen erken tanıştığı hislerdendir. Erkek çocuk arabalarıyla oynamayı tercih ederken, kızlar ellerine oyuncak bir bebek alıp onu ayaklarında sallamaya, biberonla beslemeye, onu koruyup kollamaya çalışırlar. Hatta gördüğüm bazı çocuklar bu hisleri o kadar yoğun yaşıyorlar ki, oyuncakları yaşıyormuşçasına ona annelik yapmakta sınır tanımıyorlar. Peki bu nasıl açıklanabilir? Ona daha minicikken anneliği öğreten kimdir? Elbette kendi annesini modelliyor, onun kendini doyurduğu gibi o da bebeğini doyurmaya çaışıyor. Ama bunu hep kızlar yapıyor, erkekler kamyon kasalarına kum doldurup boşaltırken.. Yani onlar da fıtratları gereği evin dışındaki işleri yerine getirmeye alışma ve çalışma çabasındalar..
Fıtri olarak içimize verilen bu yuva yapıcı - dişi kuş - luk, zamanla sekteye uğruyor, onun önüne başka şeyler geçiyor sanki son zamanlar. Eski anneler yavruları ile bizzat kendileri ilgilenirken, yeni dünyanın yetiştirdiği biz anneler yavrularımızı bir başkasına ( bu kim olursa olsun ) teslim edip, sabahın seher vaktinde evimizden çıkıveriyoruz hiç düşünmeden. Düşünüyoruz aslında. Yeni dünya düzenine göre programlanmış beynimiz anında sıralayıveriyor nedenleri ve sebepleri.. "Çocuğum için" diyoruz, "kariyerim için" diyoruz, "Bir kadının çalışması şart" diyoruz, "okudum boşa mı yoruldum çalışmak zorundayım" diyoruz... Tabi bu mazeretlerin ardı arkası kesilmiyor. Kendimizce biz sıraladıkça vicdanımızı temize çıkarıyor, içimizi ferahlatıveriyoruz.. Peki ya asli görevimiz olan anneliğimiz? Yeni dünya düzeni içimizde - ufacık yaşlarda - filizlenen anneyi öldürdü mü? Değiştirdi mi yoksa? Ne oldu o koruyucu anneye? Yanında olamadığımız çocuğumuzu da bu yeni dünya çarklarında biletiyor, onu da bu şartlara hazırlıyoruz.. Sonra da "Ahh nerde o eski zamanlar " diyoruz.. Oysa biz eski biz olsak, zaman yine eskisi gibi gül kokacak, haberimiz yok..
Unutmayalım, sabahın seherinden akşamın kör karanlığına kadar dışarda olan bir "Anne", asli işini bırakıp teferruatlara takılıp kaldıkça, ne istediği gibi bir evlat yetiştirebilecek, ne de bu kapitalist düzeni doyurup sonunda kendi de kemale erebilecek. Çok işi bir arada yapmaya çalışma çabasındansa, asıl olan ve ASİL olan görevlerimize yoğunlaşalım.. Unutmayalım, Fatih'ler kolay yetişmiyor.. Onları yetiştiren anneler de hala anılıyor yüzyıllar sonra..
Bir çelişki: Bu yazıyı yazan anne de sabah 7den akşam 19'a kadar ev dışında çalışmaktadır??? Ama onun çalışması, yukarda yazılanlarla yaptıklarının çelişmesi, yazılanların doğruluğunu değiştirmiyor.. Vesselam..
Aynı yazı Anarenkler'de de yayınlanmıştır. buradan okuyabilirsiniz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





