Çatlak Kurabiye :)


"Baharı beklerken yaz geldi geçti" diye bir şarkı vardı çocukluğumda, hatırlayanlar vardır eminim. Bu seneki durum aynen böyle. Baharı bekledik, bahr gelmeden yaz kendini gösterdi. Sıcaklar bastırdı ama şimdi yeniden yağmur ve serin hava geldi. Bu seneyi böyle noktalayacağız gibi geliyor bana, hayırlısı. Yine böyle bir günde, çok sevdiğim dostlarımın bana gelecek olmalarını fırsat bildim ve yeni denemelerime devam ettim. Kızlar sakın kendinizi kobay gibi hissetmeyin, zira tarifleri aldığım insanlar kesinlikle çok maharetli hanımlar :) Bu tarifimi yine sevgili zeynep ablamdan aldım. Orjinali burada. Vee ben bu kurabiyeye bayıldım. Hamurunda hiç şeker yok üstelik. Çok da pratik. Haydi tarife geçelim:



      Malzemeler:

  • 2 su bardağından un ( bardakların üstünden 1 parmak eksik olacak un )
  • 6 yemek kaşığı tereyağ
  • 2 çay bardağı mısır nişastası
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • 2 adet çırpılmış yumurta
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 1 paket vanilya
       Dışı için:
  • 1 su bardağı pudra şekeri

      Yapılışı: 

  • Un, kabartma tozu, nişasta ve kakaoyu bir kabın içinde karıştırın.
  • İçine tereyağ ekleyip malzemeleri iyice birbirine yedirin.
  • Çırpılmış yumurtayı da içine ekleyip iyice karıştırın.
  • Hamur hazır olduktan sonra 30 dk buzdolabında bekletin.
  • Dolaptan çıkardıktan sonra hamuru ceviz büyüklüğünde yuvarlayın ve dışını pudra şekerine bulayın.
  • Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye hamurları dizin ve 200 dereceye ısıttığınız fırında 14 dakika pişirin. 

Kurabiye çok çabuk pişiyor. Dışındaki pudra şekerinden dolayı da dışı çatlıyor. Ayrıca tadı da enfes oluyor:)

Afiyetle...


Şivlilik, Fener Alayı ve En Pratik Kek Tarifim


Merhaba dostlar;

Dün yazı giremedim, kendilinizi de kutlayaadım. Umarım dualarınızda bizleri de unutmamışsınızdır. Çarşamba gecesi Konya'da fener alayı vardı. Sitenin bahçesinden fotoğraflar çekmek istedim ama 11. kattan çok da iyi olmayacağına kanaat getirip vazgeçtim :) Regaip kandili öncesi gece böyle feer alayı yapılır, çocuklar ellerinde fenerleri ile sokaklara çıkarlar. Anne-babalar da çıkarlar çoğunlukla ve şenlik başlar.

Ertesi sabah, "Şivlilik" dediğimiz bir güzellik vardır. Çocuklar ellerinde poşetlerle zilleri çalarlar ve "Şivliliiikkk" diye bağırırlar. Ev sahibi artık şivlilik için ne almışsa çocuklara dağıtılır. Bizim zamanımızda dağıtılanların en lüksü gofret olurdu. Leblebi, kuruüzüm çoğunluktaydı. Kim ki gofret verirdi gözlerimiz ışıldardı :) Onları toplar, eve gider hep birlikte yerdik. O kadar çok olurdu ki, kendi başımıza yememize imkan yoktu.

Ve ben bugün, hala adetlerimizin unutulmamış olmasına, çocuklarımıza aktarılıyor olmasına çoook seviniyorum. O çocukları ellerinde fenerlerle bahçede görünce kendi çocukluğumu hatırladım. Böyle güzellikler unutulmasın...

Fener alayı ile ilgili sevgili komşum Fatma'nın geçen seneki yazısı için tık.
Şivlilik ile ilgili sevgili Konya'lı blogger dostum İffet'in yazdıklarını okumak için tık.



Gelelim benim hemen birkaç dakikada hazırlayıp pişmeye bıraktığıım kek tarifime. Bir misafir gelince yapılabilecek en pratik tariflerden. Aslında göz kararı ölçülerle yapıyorum ama yaklaşık ölçüleri vereceğim. Hemen yapılışına geçiyorum:

Malzemeler:
( 6-8 porsiyon için )

  • 1 yumurta
  • yarım bardak şeker
  • yarım bardaktan biraz az sıvıyağ
  • Yarım bardak süt
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Kuru üzüm, kuru dut ( Birer avuç )
  • yarım çay bardağı dövülmüş ceviz
  • 2 tatlı kaşığı tarçın
  • Aldığı kadar un
Yapılışı:

  • Şeker ve yumurtayı çatalla 1 dakika kadar çırpın.
  • Diğer tüm malzemeleri ( un, kabartma tozu ve vanilya hariç ) ekleyip karıştırın.
  • En son unu, kabartma tozunu ve vanilyayı ekleyip karıştırın.
  • 15 cm çapında yuvarlak bir tasın dibine yağlı kağıt koyup kek hamurunu dökün.
  • Derince bir tencereye bu tası koyup, tasın yarısına kadar su koyun.
  • Tencerenin kapağına bir havlu koyup kapağını örtün. Ocağı açın.
  • Kaynama sesi gelince ocağı kısın, 25 dk pişmeye bırakın.
  • Piştikten sonra ocağın altını kapatıp 10-15 dk demlenmesi için kapağı açmayın.
Afiyetle...

Daha önce farklı bir kek hamuru ile yaptığım tencere keki için buraya bakabilirsiniz.
Bardakta brownie tarifi için buraya bakabilirsiniz.
Nescafeli fincan kek için buraya bakabilirsiniz.

Domates - Biber Fidesi Nasıl Dikilir?

Gününüz güzel, huzurunuz yerinde olsun...

Balkon bostanlarımızı bu sene bahçeye taşıma niyetimiz olduğundan ve çalışmalara başladığımızdan bahsetmiştim. Çalışmalarımız büyük ölçüde bitti sayılır. Artık bundan sonrasını kısmete bırakıyoruz. Rabb'im nasip etmişse güzel güzel olacaklar, dostlarımızla birlikte yiyeceğiz bizler de. Saksıdan toprağa geçen yaşam öykülerini,nasıl ekip diktiğimizi - ben her ne kadar gözlemci olsam da:) - anlatacağım sizlere.
 

İlk olarak mart sonu nisan başı gibi tohumlarımızı saksılara ektik. Balkonumuzda büyüyüp bu hale geldiklerinde de saksıları kaptığımız gibi babaanne bahçesine götürdük. 

 İlk olarak bahçeyi yabani otlardan ve fazlalıklardan temizledik.
Bahçeyi çapalayıp havalandırdık. 


Dikeceğimiz alanı tırmıkla düzelttik ve etrafını yükselttik. Suladığımızda havuz şeklinde olmasını sağladık.


Kenar yükseltilerini yaparken kürekten çok faydalandık.



Alet işler el övünür :)


Bu alet, fideleri dikeceğimiz alana ufak delikler açmak için kullanılıyor.


İşte bu şekilde çukur açılıyor.


Fide dikkatlice yerleştiriliyor ve etrafı toprak dolduruluyor.


Biberlerimiz işte hazır :)


Domatesler de hazır...
Tüm fideleri diktikten sonra sıra geldi sulama işlemine. Can suyu vermeye :)


Eveet, hepsi bu. İşlem tamam. Domates fidelerimiz biraz büyüyünce onları sırıklarla destekleyeceğiz, bilir kişimiz öyle dedi :))

Şimdilik bu kadar, bir sonraki yazıda görüşmek üzere, sevgiyle...


Ben Geldim :) Soru ve Cevaplarla :)

Merhabalar;

Bir önceki yazımda sizlere aniden izne ayrıldığımdan bahsetmiştim. O yazıyı telefondan, acilen girmiştim ki merak edip mail atan, mesaj atan dostlarım olmuştu. Doğrusu, klavye ile yazmanın keyfini vermese de, en azından acil durumlarda veya bilgisayarı görmek istemediğiniz anlarda telefon da kurtarıcı olabiliyor:) Teknoloji hakkaten bizler için var. Bu arada, size yazacaklarım var, bol bol fotoğraf makinemi kullandım bu ara. Onunla yeniden barıştık sanırım:) Bunun yanında bir de minik misafirimiz oldu evimizde:)) Artık 4 kişiyiz:) Yok durun yanlış anlaşılmasın, bir muhabbet kuşumuz var artık. Henüz kendisiyle yeni yeni ısındığımızdan onu dilediğim gibi fotoğraflayamadım. İstediğim gibi bir fotoğraf çekebildiğimde minik Karaca'mızı da sizlerle tanıştıracağım.

Gelelim bugünki yazımıza. Ben izindeyken sevgili urfatutkunu bana güzel mi güzel bir mim bırakmıştı sağolsun. Ancak bugün ona cevap verebileceğim ki bilgisayardan kendimi olabildiğinde uzak tutmaya çalıştım, hatta izin süresinde elimi bile sürmedim azimle bilgisayara:)

Haydi buyrun sorulara geçelim:

      Duyularımıza ithafen;

       En sevdiğin 3 görsel:
  • Penceremden gece İstanbul yolu boyunca uzanan sokak lambalarına kuşbakışı bakmak
  • Alaaddin tepesinden Mevlana türbesinin yeşil kubbesine bakmak
  • Denizde ufuk çizgisini izlemek
     En sevdiğin 3 ses:

  • Dalga sesi
  • Tambur ve ney sesi
      En sevdiğin 3 tat:

  • Çikolata
  • Kahve
  • Peynir :)
      En sevdiğin 3 koku: 

  • Odun kokusu
  • Yağmur sonrası toprak kokusu
  • Yosun kokusu 
      En sevdiğin 3 his:

  • Huzur
  • Güven
  • İnanç-iman
Vee gelelim diğer mime; blog açma hikayem:

16.01.2008 tarihinde hilaltimur.blogcu.com adresinde başladım blog macerama. O zamanlar tevafuken bulduğum birkaç bloğu okumuştum ve hoşuma gitmişti. Hemen araştırdım, blog nedir nasıl olur diye. Hemen kendime bir adres aldım ve başladım yazmaya. Örgüyü ve yemek-pasta yapmayı çok seviyordum. O zamanlar oyuncak yapmıyordum ama çeşit çeşit örgüler, avizeler, el emeği birçok şey yapıyordum kendimce. Zamanla blog beni sardı ben bloğu:) Dostlar edindim, çok sevdiğim dostlar ve kopamadım bir daha bu dünyadan. 21 Mart 2008 tarihinde blogspot adresini de aldım ancak blogcuya öyle alışmıştım ki blogspota ısınamadım bir süre. Sonunda blogcudaki bitmek tükenmek bilmeyen sorunların neticesinde 18 Ağustos 2009 tarihinde blogspota ayrılmamak üzere geldim. Hala buradayım ancak blogspotun kapatılma ihtimali zaman zaman karşımıza çıktığından dolayı yazılarımı hilaltimur.wordpress.com adresinde de depoluyorum. 

İşte benim blog hikayem de böyle; sevgiyle kalın...

izinde olmak :)

bir haftalik izindeyim,kac gundur size yazayim diyorum ama evde olma hali beni cezbetti,yazamadim:)telefondan yaziyorum noktalama ya da harf hatasi yaparsam affola. son olarak belirtmeden gecmeyeyim:evde olmak hakkaten paha bicilemez:) cook sukur

Banyolu - Sulu Yumuşacık Börek


Gününüz güzel ve güneşli olsun diyerek başlayayım sözlerime:)

Güneş dedik de, hala her ikindi yağmur yağıyor Konya'da, bu sene çook bereketli olacak İnşaAllah. 19 Mayıs'ta ektiğimiz biber ve domates fidelerimizden sonra bahçeye 2 gün uğrayamayacak oluşumuz neticesinde yağmurun yağması da ayrı bir güzel oldu, çok şükür. Biber ve domateslerin yanında bir de salatalık ve kornişon ektik. Doğrusu ekşi otu, kabağı, salatalığı, kornişonu da severim ama domates ve biberlerin yeri bambaşka. O domates fidelerinin mis gibi domates kokusunu çektim içime, Rabb'im ne güzel nimetler yaratmış biz kulları için. 

Bugün, banyolu ( sulu ) börek tarifi vereceğim ki bu tarifi de sevgili Cahide'den aldım. Daha önceleri hiç denememiştim. Kesinlikle damak tadımıza çok uygun olduğunu gördük. Yumuşacık bir börek oluyor. Hazır yufkayla yapıldığı belli bile olmuyor. Çok beğendim, tavsiye ederim. 

      Malzemeler: 

  • 6 yaprak yufka
  • 2 bardak yoğurt ( ben kendi mayaladığım yoğurdu kullandım. Süzme yoğurt kullanmak yerine çalma yoğurt daha iyi netice verir kanaatindeyim. )
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu

      İç malzemesi:
      ( dilediğiniz iç malzemesini kullanabilirsiniz )
  • Haşlanmış patates - ufak ufak doğranmış
  • ince kıyılmış maydonoz
  • Beyaz peynir
      Böreklerin Üstüne:
  • 1 yumurta sarısı

       Yapılışı:

  • Yufkanın bir katını serin. İçine yoğurt, sıvıyağ ve kabartma tozu karışımından sürün.
  • Diğer yufkayı üzerine koyun ve yufkaları 8 parçaya bölün.
  • İç malzemesini koyup sigara böreği gibi sarın.
  • Börekleri kevgire koyup üzerine su tutun. Hemen alıp yağlı kağıt serdiğiniz hafif yağlanmış tepsinize börekleri koyun.
  • Üzerine yoğurt yumurta karışımını sürün ve ister susam ister çörekotu serpip fırında pişirin.
      Not: Çabuk pişiyor, ben 185 derecede pişirdim.

    Not 2 : Börek ancak 1 adet kaldığında fotoğraflayabildim :) Yani ben derim ki, bu börek kesinlikle denemeye değer :)



Zeytinyağlı Dolma


Etli dolmalarla pek aram olmasa da, zeytinyağlılarla aram çok iyidir:) Limonlu limonlu, hele de 5 çaylarında nasıl güzel gider öyle değil mi? Çok severim. Kırmızı bibere ise bayılırım. Yazın bol bol alıp, mangalda közleyip buzluğa atıyorum, çok seviyorum. Özellikle peynirle çok güzel gidiyor :)

Daha önce sizlerle zeytinyağlı yaprak sarması ve zeytinyağlı biber ve kabakçiçeği dolmasını paylaşmıştım sizlerle. Bu kez sadece kırmızı biberden yaptım. Tarifi ise Aslıhan'ın öve öve bitiremediği zevgili Zeynep Ablamız'ın dolma tarifinden yaptım. Zeynep ablamız Antep'li ve harika yemekler yapıyor. Aslıhan Antep'e gittiğinde tanışmışlardı. Bloğunu mutlaka ziyaret edin, çok marifetli bir insan. Çok da tatlı dilli sağolsun.

Gelelim tarifimize...

Malzemeler:

  •  10 - 12 adet kırmızı biber
  • 3 bardak pirinç
  • 1yemek kaşığı biber salçası
  • 1,5 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 2 adet kurusoğan
  • 7 - 8 diş sarımsak
  • 1 çay kaşığı limon tuzu ( yarım çay bardağı sıcak suda eriterek )
  • Zeytinyağı
  • Tuz
  • Yarım bardak su
Yapılışı: 
  • Pirinci sıcak suda yaklaşık 1 saat bekletin.
  • Biberlerin kafa kızmını kesin ve içini çıkarın.
  • Tencereye yağı ve ince ince doğranan soğanları alıp kavurun. 
  • Soğanlar pembeleşince pirinçlerin suyunu süzüp onları da ekleyin ve kavurun.
  • Salçaları ekleyip kavurmaya devam edin. 
  • İçine yarm bardak su ekleyin, pirinçler suyu ekleyince altını kapatın.
  • Hazırlanan içi büyükçe bir karıştırma kabına alın.
  • İçine karabiber, sarımsak, limon tuzu ve tuzu ekleyin.
  • Dolmaları, iç ılıyınca doldurun ve tenreceye dizin. 
  • Çok az bir suyun içinde salça ezin ve her bir dolmanın içine bu sostan biraz dökün.
  • Çok kısık ateşte pişirin, 2 saate yakın zaman alıyor pişmesi. Sabırlı olun sonunda yemesi harika oluyor :)



Related Posts with Thumbnails